Kayyumcu Cumhuriyetin kayyumcularinin kayyumculari
Amacim tarih ya da Kayyum atamalari degil sadece Türkiye’yi ve Kürdistan’i uzakta kendince izliyen biri olarak, son olaylarinda etkisi ile ilgili baii izlenimlerdir. Osmanli impatorlugunun dagilma sürecinin sonlarindan basliyarak hareketlenen bazi Osmanli kadrolari hem zamanin kolonial devletlerinin hem de zamanin aslan sosyalistlerinin yardimi ile kurdurulan cumhuriyetin kurucu kadrolari zaten kayyumcu idiler.
Anadolu halklarinin omuzlarina kurulan veya kurdurulan suni cumhuriyetin yeni devlet yapilanmasida hep kayyum ve kiyimlar üzerine insa edildi. Kemalizmi sorgusuz sualsiz kabul edenler atandi, ötekiler ya yok edildi, susturuldu ya da sürgün ettirildiler, kimileri ise kayyumculugun gönüllü kiyimcilari oldular. Bu gelenek daha da görünür olarak devam etmektedir.
Ana temeli kayyum ve kiyim üzerine kurulan kurumlarin saglikli yönetici kadrolari yetistirme sanslari pek yoktur.
Adeletsizligin sorgulanmadigi toplumlarda mutsuz analarin çocukalari kurbanlik koyun olmaktan kurtulamaz (daha da beteri Arupa’nin merkezinde dünyaya gelen ve okula giden bir Türk ailesinin 12 yasinda ki çocugun meslek olarak ‘Asker olacagim demesini) saglar ki bilgi çagi olan 21 yüzyilda gelecek kusaklar sorgulamadan mahrum birakilarak heder edilmekte.
Bir millet nasil olurda hep asker olmak ister? Bu neyin özlemi ? Sormadan edemiyor insan!
Ülkesini yabanci saldiralar karsi savunmak ayri bir sey, vatandasi ile yüz yildir savasmak veya baska ülkelerin iç islerine mudahele etmek baska bir sey.
Irkçiligin toplumun her alaninda koro halinde yer bulmasi, sosyolojik alan çalismasini gerektiren hatta doktora tezi olalabilecek konu.
Bir anne nasil olur da oglunu bu kadar sorumsuzca kurban edebilir? Ya da bu toplum neden sehit olmak için can atiyor? Acaba bu sehitlik geçim kaynagi mi? Yoksa mutsuzlugun ve umutsuzlugun intihar perdesi mi?
Barisin evrensel bir hak ve norm oldugunu anlamayanlar veya anlamak istemeyen politik elitlerin sonu pek de hayira alemet degildir. Daha da vahimi toplumun vicdani olan basinin, entellektüel ve imanli insanlarin sesiz kalmasidir.
Böyle yetisen ve yetistirilen nesillerin eskiye özenmeleri, atalarin yaptiklarini sorgusuz kabullenmeleri ve onlarla övünüp avunmalarina zöneltir. Buda çagin yapilanmalarina yabancilasarak toplumsal refaha ve huzura getirisi olayan, dogal dengeyi bozucu çag disi talanci ve yikici siyasetin toplumun hemen hemen bütün kesimlerinde gönüllü kayyumcu ve kiyimcilarin olusmasini saglar.
Kayyumcularin kayyumculari çok da renklidirler, her türden: solcusu, sagcisi, yurtseveri, milliyeteçisi, dindari, dinsizi, alevisi, sunisi, kürdü, türkü, arabi, lazi, ermenisi vs
Bu kadrolar çok da beceriklidirler, bu büyük oyunu yüz yila yakindir sahneliyorlar, seyircilerini ve oyuncularini zamana göre iyi de ayarliyabiliyorlar. Taa.. Avrupalara kadar etkileri var!
Böyle toplumlarin sorgulayici ve rasyonal düsünen insanlari az olur, olanlarin sesi pek de çikamiyor ya da engelleniyor. Bilimin ya da doganin bir kanunu; dogasi geregi pekte degismez belki ertelenebilir, yönü degistirilebilinir veya baska renklere büründürülebilinir ama sonucunu degistirilemez: o da gecikmeli adelet ve hakikat. Ama bu toplumunda bir gün mutlaka her kesimdeki adil insanlarin çabalari ile baris ve huzur göreceklerdir.
Metin Can