Makale

Herkese bir yesil top

Sosyal medyada basibosluk var mi? Maalesef dogasi geregi var. Birbirinden çirkin mesajlar, iftiralar, hakaretler bu mecralarda kolayca ve hiç kimseden korkmadan paylasilabiliyor
. Bu ciddi bir problem mi? Evet, çok ciddi bir problem.
Ancak sosyal medyayi denetim altina almaktan, hatta kapatmaktan söz etmek bu çagin realitesini göz ardi etmek demek.
Bahsettigimiz sorunlar Türkiye’ye özgü degil, bunlardan mustarip olan yegâne millet de biz degiliz. Bütün dünya artik bu yeni realiteyle birlikte yasama zorunlugu üzerine kafa yoruyor. Çin ve Kuzey Kore gibi ülkeler bazi radikal ‘çözüm’ yollari gelistirmis olsalar da bunlarin dünyanin geri kalaninda uygulanma sansi bulunmuyor. Facebook’u, Twitter’i, hatta Whatsapp’i yasaklamak olacak is degil. Çünkü Türkiye o asamayi çoktan geçti.
Peki bu mecralarin kötüye kullaniminin bir çözümü var mi? Olumsuzluklari tamamen ortadan kaldirmak elbette mümkün degil ama kötü örneklerin adeta salgin hiziyla yayilmasinin önüne geçilebilir. Saldirgan dilin standart ifade araci haline gelmesi engellenebilir.
Yargi ve idare bu sahada yapilan yanlislari tarafsiz bir sekilde ele alabilirlerse, daha da önemlisi siyaset sözkonusu çirkin dili özendirmekten kaçinirsa ve sosyal medyayi saldiri silahi olarak kullanmaktan imtina ederse sorun büyük ölçüde çözüme kavusturulabilir.
Gelgelelim iktidar bu konuyu ülkenin ortak sorunu olarak ele alip Türk toplumunu ciddi bir dertten kurtarma arayisi içinde görünmüyor. Aksine, kendisine yönelik elestirilerin susturulmasi ve muhalefetin sesinin kisilmasi vizyonuyla hareket ediyor.
***
Geçtigimiz yillarda konvansiyonel medyada gerçeklestirdigi ‘tekseslilestirme’ uygulamasini sosyal medyaya da tasimanin yollarini ariyor. Ne var ki -konvansiyonel medyada uyguladigi modelin faydasini görüp görmedigi konusu bir yana- bu yöntemin sosyal medyada geçerli olabilecegini düsünmesi tamamen hayalcilik.
Türkiye’deki gazetelerin ve TV kanallarinin büyük bölümü iktidarin kontrolü altinda. Muhalif siyasetçiler bu yüzden alternatif iletisim kanallarina yönelmis durumdalar. Son zamanlarda özellikle YouTube üzerinden gerçeklesen bazi yayinlar büyük ilgi gördü.
Öte yanda, milyarlarca lira yatirimla kurulmus olan TV kanallari ‘tek sesli yayincilik’ yapmak durumunda olduklari için büyük ölçüde islevsizlestiler. Bunun üzerine iktidar artik pek ise yaramadigi görülen konvansiyonel medya yerine sosyal medyayi kullanmaya agirlik vermesi gerektigini düsündü.
Sosyal medyadaki gücünü konsolide etmek ve galiba bunlari tek merkezden yönetebilmek için -bir çesit üniforma gibi- yesil top isaretini tasiyan yerli ve ‘milli hesaplar’ harekete geçirildi.
Ancak bu girisim iktidar cephesine ekstra bir güç kazandirmadigi gibi mevcut siyasetin ayristirici ve kutuplastirici dilini kullanan yesil toplu hesaplar küfür, hakaret ve saldirganlikla toplumdaki iktidar partisine yönelik tepkileri konsolide etmis oldular. Bu arada, muhtemelen bunlarin tek merkezden yönetilmesi konusunda da parti içi rekabete dayali bazi ihtilaflar bas gösterdi. Neticede bu girisimden vaz geçildi.
***
Twitter’daki bu maceradan sonra sira YouTube’a geldi. Bu mecrada özellikle son zamanlarda muhalif siyasetçilerin seslerini duyuran ve toplumdan büyük ilgi gören bazi yayinlar rahatsizliga yol açti. Bunlara iliskin olarak ‘Böyle kalkip Youtube’larda topladiginiz belli adimlarla netice almaniz mümkün degil’ diye konusan Erdogan geçtigimiz günlerde ise kendisi bir YouTube yayini yapti. Ancak arzu edilmeyen bir tablo çikti bu yayindan. Muhalif liderlere gösterilen ilgi Erdogan’dan esirgendi. Bu da gayet normaldi aslinda. Çünkü konvansiyonel medyayi neredeyse tek basina dolduran Cumhurbaskani’nin ne söyleyecegi hiç kimse için merak konusu degil. Ayrica sözkonusu yayinin ‘dislike’ rekoru kirmasi da çok olaganüstü bir olay sayilmaz. Çünkü özellikle gençlerin tepkilerini duyurabilecekleri fazla kanal kalmadi ortada.
Ancak bütün bu gerekçelere ragmen bahsi geçen YouTube yayininin yine de bir öfke ve kirginlik dogurdugu anlasiliyor. Sosyal medyaya düzen getirecegiz gibi sözleri bu çerçevede anlamak lazim herhalde. Yoksa bu mecralari denetim altina alabileceklerini düsünüyor olamazlar. Bu saatten sonra hepimize birer ‘yesil top’ verecek halleri yok.
.
———————————————————–
Karar- 2 Temmuz 2020

Ibrahim Kiras

Back to top button