Makale

Parti Içi Demokrasi ve HAK-PAR Üzerine

Kemal Burkay

HAK-PAR’in 8. Kongresi’nin üzerinden 10 aya yakin bir zaman geçti. Kongrenin ardindan onunla ilgili herhangi bir yazi yazmadim, yorumda bulunmadim.
Bilindigi üzere, 2014 Ekiminde yapilan 6 Kongre’de iki genel baskan adayi iki ayri listeyle yarismis, yitiren taraf kongreyi izleyen günlerde partiden de ayrilmisti. Örgüte ciddi zarar veren bu ayrisma PSK’nin legale çikma sürecine rastlamis ve ayrilanlar bunu gerekçe yapmislardi. Bu kongreye ve onu izleyen gelismelere iliskin görüslerimi yazmistim; bunlar biliniyor ve tekrara gerek yok.
8. Kongre’de de yine iki genel baskan adayi (Latif Epözdemir ile Necati Bayram) iki liste ile yaristilar. Sonuçta Latif Epözdemir ve onun gösterdigi liste kazandi. Bu kongreden sonra herhangi bir ayrisma yasanmadi. Dogal olan da buydu. Parti içi demokrasi böyle isler. Organlarda ve elbet partinin en büyük organi kongrede görevler için birden fazla aday veya liste ortaya çikarsa sonucu seçim belirler. Çikan sonuca herkesin de saygi göstermesi gerekir. Seçimi yitirenler her keresinde küsüp gitmeye kalksa ya da örgütün çalismalarina destek vermeseler ortada örgüt kalmaz.
Örgütlü çalismada temel ilkelerden biri budur, organlarin verdigi kararlara saygi göstermektir.
Elbet örgütlü çalismada su veya bu konuda farkli görüsler de olur ve üyelerin görüslerini dile getirme, yönetimin veya organlarin yanlis buldugu eylem ve kararlarini elestirme haklari da vardir. Hatta bazen elestiri bir göreve dönüsür. Bu is kuralina göre yapildigi sürece sorun yok. Bu is örnegin üye toplantisinda yapilabilir. Kisi bir organda görevliyse (il, ilçe yönetimi, Parti Meclisi veya Baskanlik Kurulu, son olarak da Kongre) orada olabilir. Yöneticilerin, katilmasalar bile elestiriler karsisinda tahammüllü olmalari, yerine göre onlardan yararlanmalari gerekir.
Belli durumlarda kisi görüslerini bunun disinda da sözlü veya yazili yansitabilir. Ama bu durumda da ölçüyü kaçirmamak, partiye zarar verecek biçim ve tarzda yapmamak gerekir. Diger bir deyisle elestiri yikici degil, yapici olmali.
Son dönemde ne yazik ki bunun olumsuz örneklerine tanik oluyoruz. Bazi üyeler, bazi seyler gönüllerine göre olmuyor diye, içlerini öfkeli biçimde sosyal medyaya döküyor ve isi, kisi ve organlara yönelik uluorta suçlamaya, hatta hakarete vardiriyorlar. Böylesi bir tarz partiye ve genel olarak davaya zarar verir.
Ayrica yeni yönetimin çalismalari ile ilgili degerlendirmede bulunurken su dönemde pandemi nedeniyle yasanan olaganüstü durumu da göz önüne almak gerekir.
Arkadaslarim benim HAK-PAR’a iliskin görüslerimi bilirler, bunlari da yeniden söylemem gerekmez. Su kadarini söyleyeyim ki o, teslimiyete karsi yurtsever güçlerin bir birlik projesi olarak, umut ve seçenek olarak ortaya çikti; gerçekçi, ülke ve bölge kosullarina uygun bir programi var. Onu korumak, yasatmak, güçlendirmek mevcut kosullarda bir görevdir.
HAK-PAR ortak emegimizin ürünüdür. Ona zarar verecek davranislardan kaçinmak gerekir. Her birimiz üye olarak onu güçlendirmek, gelistirmek için neler yapiyoruz? Aidatimizi düzenli olarak ödüyor muyuz? Partiyi kitlelerle tanistirmak, örgütlenme agini genisletmek için yeterince çaba gösteriyor muyuz? Parti çalismalarina ne ölçüde omuz veriyoruz?
Yazimin basinda HAK-PAR 8. Kongresi’nin ardindan onunla ilgili herhangi bir yazi yazmadigimi, yorumda bulunmadigimi söylemistim. Ama anilarimin ilerde yayinlanacak olan 5. Cildi’nde onunla ilgili kisa bir notum var. Simdi, böyle bir yazi kaleme aldigim bir asamada, o bölümü asagiya aliyorum:
HAK-PAR’in 8. Kongresi
HAK-Par’in 8. Kongresi 27 Ekim Günü Ankara’da Demonti Oteli Salonu’nda yapildi.
Bu kez de Genel Baskanlik için birden fazla aday yaristi. Önce Refik Karakoç, Düzgün Kaplan ve Hüseyin Özdemir adayliklarini ilan ettiler. Daha sonra Düzgün çekilince Necati Bayram ve Latif Epözdemir aday oldular. Hüseyin Kongreye dogru Latif’in yararina çekilince geriye üç aday kaldi: Refik, Necati ve Latif. Bunun sonucu Kongre’ye üç adayla gidildi.
Bu kez de yine pek çok kisi, bunun iyi olmayacagini dile getirerek, tek adayla seçime gidilmesi için benim sürece müdahil olmami istediler. Ama 6. Kongre sirasinda oldugu gibi bu kez de böyle bir müdahaleyi yanlis buldum, buna yetkim ve hakkim olmadigini söyledim. Her üçü de yoldasimdir, birinden yana tavir koymanin dogru olmayacagini, demokratik sürece herkesin saygili olmasini söyledim. Adaylar birden çok olsa bile seçime tek Parti Meclisi listesiyle girmenin iyi olacagini ben de söyledim.
Ne var ki bu mümkün olmadi. Kongre sirasinda Refik Karakoç yaptigi konusmanin sonunda adayliktan çekildigini söyledi. Latif ve Necati ise Parti Meclisi için ayri listeler hazirlamislardi. Seçime böyle gidildi ve Baskanliga Latif Epözdemir seçildi. Yine onun belirledigi liste PM seçimini kazandi.
Bu Kongre sirasinda, önerildigi halde herhangi bir konusma yapmadim, yeni çikan kitaplarimi imzaladim.

Görüldügü üzere, kisisel olarak ne ölçüde etkili olabilirdim, ayri bir konu; ama Kongre sirasinda genel baskanlik için yarisan arkadaslardan veya onlarin destekledikleri listelerden herhangi biri için taraf olmadim. Sonuç baska türlü de olsa benim için durum degismezdi. 2014 Ekiminde, iki yillik genel baskanlik dönemimin ardindan nasil yeni yönetime ve HAK-PAR çalismalarina destek olmayi sürdürdümse bu gün de sürdürüyorum. Diger tüm yoldaslardan da bekledigim budur.
HAK-PAR ortak emegimizin ürünüdür; su kosullarda da baslica umudumuz ve seçenegimizdir; onu koruyalim ve güçlendirmek için elimizden geleni yapalim. Yönetim planinda kisiler gelir geçer; önemli olan program, amaçlar ve izlenen politikalardir.
11 Eylül 2020

Kemal Burkay

Back to top button