FACE’TEKI BAZI MODALAR ÜZERINE

Çok seyrek de olsa zaman zaman deginirim: Herkesin özgürce yazabildigi (ki bu elbet herkesin hakkidir) facebook sayfalari, sokaklar gibidir; herkes oradan gelip geçebilir. Orhan Veli’nin dedigi gibi:
‘Mademki bu elbiseler ve ayakkabilar benim
Ve madem ki sokaklar kimsenin degil
’
Ama birileri ayni zamanda facebook’ta canlarinin istedigi gibi küfrediyorlar. Iste bu onlarin hakki degil; çünkü edepsizlik bir hak degil.
Bazilari da, konu hakkinda bilgileri olsun olmasin, akillarina eseni yazip çiziyorlar. Eh, ‘cahil cesur olur,’ diye bir söz var. Face’te bunun örneklerine bol miktarda rastlarsiniz.
Bazen bu cesur ama cahilce söylemler bir modaya dönüsür. Face’te bu tür modalara sikça rastlarim. Örnegin sözde Kürt davasi adina sosyalizm düsmanligi, demokrasi düsmanligi,,, Halklarin kardes oldugundan söz edenlere ates püskürmek
Kürt olsun, baska bir halktan olsun, ilerici, aydin bir insana yakismayan bu yanlis söylemlerin bizim yakin çevremizi bile etkileyecek bir moda derecesine dönüstügünü zaman zaman gözlüyorum ve bu durum beni son derece üzüyor. Geçmiste, Kürt milliyetçiligi adina piyasaya sürülen bu tezlere karsi ciddi ideolojik bir mücadele verip onlari bozguna ugrattik. Bunun milli davayi savunma olmadigini, dünyaya dar bir pencereden bakmak oldugunu söyledik.
Simdi bütün bu yasananlardan ve bu yastan sonra tekrar oturup ayni konulara el mi atmaliyim?
Sosyalist olmanin Kürt davasina bir zarar vermeyecegini, aksine sosyalistlerin herkesten çok ulusal baskiya karsi olduklarini, uluslarin kendi kaderlerini tayin hakkini savunduklarini, Marks’tan ve Engels’ten örnekler vererek yeniden mi anlatmali miyim?
Ya demokrasiyi savunmanin Kürt davasina bir zarari olmadigini, aksine Kürt halkinin da en az Türkler, Araplar, Farslar kadar demokrasiye ihtiyaçlari oldugunu mu yazmaliyim?
Bu bana abesle istigal gibi görünüyor.
Ama birilerine göre, ne Kürt emekçilerinin de sömürüsüz bir toplum biçimine, ne de Kürt halkinin demokratik hak ve özgürlüklere ihtiyaci var! Ne kadin haklari, ne dogayi koruma çabasi
Günde bin kere ‘Kürt Kürt!’ (hatta öyle de degil, ‘Kürd Kürd!’)diye haykirmak, ‘bir devletimiz olsun!’ demek yetiyor.
Oysa dünyamizda bir devletleri oldugu halde o devletin sinirlari içindeki emekçilerin, yani o devletin vatandaslarinin acimasizca sömürüldügü, baskiya, zulme ugradigi pek çok devlet var. Hitler döneminde de bir Alman devleti vardi. Saddam dönemindeki Irak, Mollalar yönetimindeki Iran Bütün bunlar devlet iste. Peki halklarina özgürlük ve mutluluk getirdiler mi?..
Demek ki bir devleti olmak yetmiyor. O devlet ayni zamanda demokratik olmali. Orada emekçilerin, kadinlarin haklari çagdas standartlarda var olmali. Orada sömürü iliskileri tümden son bulmali.
Bunu söylemek elbette Kürtlerin de kendi kaderlerini özgürce belirleme hakkini savunmaya engel degil. Bagimsiz bir Kürt devleti olmakla dünya yikilmaz. Kürt sosyalistleri basindan bu yana ‘bagimsiz devlet dahil- Kürt halkinin kendi kaderini tayin hakkini kararlica savundular ve bu mücadeleye öncülük ettiler.
Kürt feodalleri, burjuvalari ise, su son iki yüzyillik tarihimizde görüldügü gibi, çogu zaman sömürgeci güçlerle isbirligi içinde oldular. (Bugün de düzen partileri içinde, parlamentoda ve hükümette milletvekilliklerini ve bakanliklari paylasiyorlar.) Elbet bunlar arasinda Mir Bedirhan, Seyh Ubeydullah, Seyh Sait, Seyit Riza gibi yurtsever harekete katilanlar, hatta basi çekenler oldu ve biz bunlari isbirlikçi kesimden ayirdik, hep saygi ile andik, aniyoruz.
Öte yandan biz Kürt sosyalistleri, basindan beri asiret, mezhep sinirlarini astik, agalik, seyhlik gibi feodal biçimlere karsi olduk, ulusal bilince ulasmanin yani sira, her türlü sömürü ve baskinin olmayacagi daha ileri bir toplum düzenini, sosyalizmi savunduk. Dünyanin her yanindaki sömürüye, baskiya ve ulusal kurtulusa yönelik mücadeleleri destekledik; bu da enternasyonalist bir tavirdi.
Ben kendi payima bundan hep onur duydum. Ve abesle istigal gibi de olsa, modacilara bir kez daha duyurmakta da yarar görüyorum.
31 Agustos 2021
Kemal Burkay