Makale

Fil’in hikayesi

Hikaye bu ya, isik olmayan bir odada bulunan fili, el yordami ile tanimaya, anlamaya, yorumlamaya çalisanlar anlatilmaktadir. Sosyal ve politik yasam içinde el yordamiyla, yasananlari, yorumlayanlar bana bu hikayeyi hatirlatti.

Degerli okuyucular biliyorsunuz, karanlikta kalanlar, önündeki resmin tümünü görmeleri zor olur. Bu nedenle de; böylelerine, düsünsel, bilimsel ve ideolojik dogru, gerçegi yüzlerce defa anlatilsa da, yazilan anlatilan, tahlilleri anlamalari da karanliktaki yönleriyle degerlendirmeleri de kaçinilmaz olur.

Karanlikta kalan, yasama at gözüyle bakan kadin da olsa erkek de olsa bir sey anlatmak da zordur. Bir insanin içi, disi, düsüncesi karanlik ise, kendi gözüyle baktigi seyi de karanlik görmesi kaçinilmaz kiliyor. Üzülerek takip ediyorum. Son zamanlarda bir kez daha, hem sosyal yasam da, hem de özellikle Kürt ulusal mücadelesini içinde ömür tüketenlere, karsi tavir ve yazilanlarin, kimilerince kin, öfkelerinin patlak vermesi tam da bu bakis açisindan kaynaklanmaktadir. (olumlu ve olumsuz elestiri ve yasanmisliklardan ders çikarip ileriye dönük yola devam edenleri tenzih ediyorum)

Bu insanlarin tarifleri, tipki hikayemizdeki, filin dokunduklari yerinden yola çikarak yapildigi için birbirinden farkli olsa da, belirli yönlerden dogruluk içermektedir. Mesela filin ayagina dokunanin tarifi dogru fakat eksiktir; kulaga dokunanin tarifi de dogrudur ama o da fili tanimlamak konusunda yetersizdir. Bu kisiler fili kendi deneyimleri, düsünceleri, birikimleri, ideolojik ve içinde bulunduklari, toplumsal, sosyal, ruhsal ve düsünceleri birikimleri elverdigi ölçüde tanimlamaktadirlar.

Fili tanimlayanlarin, sözlerinden, filin bütününü kendi deneyimlerinden ibaret sandiklari anlasilmaktadir. Böylece birine göre sadece kulaktan ibaret bir fil varken, digerine göre de yalnizca hortumdan ibaret bir hayvan söz konusudur.

Bu kisiler bir araya gelip izlenimlerini birlestirilme hünerini, söyleneni kendi açilariyla degil de, acaba ne diyor diye degerlendirme yetilerini kullanmis olsalardi, kendi bireysel tariflerinden daha kabul edilir, ama yine de hakikati ifade eden bir sonuca ulasabilirlerdi. Bu ortak tanima ulasabilmek için birbirlerine hosgörü, kabul,toplumsal, tarihi gerçeklikler, takdir ve saygi göstermeleri gerekecekti.

Sadece dokunduklari yerle fili tarif edenlerin, ellerinde bir mum olsaydi, filin bütününü, oldugu gibi göreceklerdi. O zaman bir ayrilik da olmayacakti. Burada mumun, siyasal, politik öngörüleri, kendi ülke ve halkinin gerçekligine uygun düsünceleri son yarim yüzyildir savunan bir liderden duymak ters gelse de, her birinin içsel ve düsünsel, ideolojik ve gönül gözünü temsil ettigi söylenebilir.

Son yarim yüzyildan fazla bir zaman içinde, elinde mum olan lider ve kadrolar filin hakikatini görür. Böylece, karanlikta dokunarak elde edilen izlenimlerin ve bunun sonucunda ortaya konulan tariflerin hepsinin hem dogru hem eksik oldugunu süpheye yer birakmayacak sekilde anlatirlar. Bu bilgi sayesinde, elinde mum olan kisi, el yordamiyla algilayan insanlarin tümüne karsi hala aydinlikta olmanin taraflarini zenginligini anlatmaya devam ediyor. Bu sabir ve hosgörü onun kisiligiyle, bilgisiyle, birikimiyle nerede saglam durduguyla ilgilidir. Tipki bu anlayisi benimseyen ve bizzat sayin Kemal Burkay’in, kendisini taniyanlari ve tanimadan saldiranlara her zaman sasirtmis olan derin bilgi ve birikimlerindeki derin gerçekçi bakis açisi gibi. Savunduklari ,sirf ideolojik degil, bu ulusal meseleye ne kadar gerçekçi baktigiyla ilgilidir.

Dokunarak elde edilen deneyimler, paylasim ile birbirine eklense bile, sonuçta filin hakikatini kavramaktan aciz olanlardir. Yeryüzündeki her bir insanin, ulusal, ideolojik, sinif, cins, mezhep, kültür onlarca kimligi tek kimlige renge sigdiranlari, yasamin renkliligini kavramak istemeyenlere, Mevlana, bu konuyu söyle açiklar ‘avuç bütün fili elleyemez ki’ diyerek buna isaret etmektedir. Hakikate, gerçege, ulasmak için isik sarttir.

Hakikat sadece karsi durarak, laf söylemekle, bir aydin düsünceyi karalamaya çalismak, akilla degil gönülle bilinir derler. Yine de, zihin jimnastigi olarak sunu düsünebiliriz: Fili görmek ve fili fizikken hissetmek arasinda fark vardir. Muma sahip olanlar, yalniz mum isigi ile gördüklerinden edindigi bilgi ile yetinmeyip, halkina katabileceklerini katmaktan vazgeçmeyenlerdir.

Hikayenin özeti; yeni dünya düzeninde; sistem degisikliklerine gebe. Türkiye’de de, bir ümmetçi, Talibanci siyasi rejimin olmasina katki sunanlar ile esitlikçi bir özgür ülke özlemini isteyen insanlar arasindaki kavga çok etkili bir sekilde yasaniyor. Ülkemizin kuzey parçasinda; sadece liderin degisecegi degil, siyasal yönetim anlayisinin da degisecegi siyasi kulislerde tartisiliyor. Peki, bu yeni düzende; en azindan, Lozan’daki haklarimiza almak için ne kadar haziriz?

Son bir haftadir sosyal medya üzerinde Kürt cephesine de ciddi bir noktaya varan tartismalari oldukça yararli ve içinden oldukça önemli mesajlar çikarilmasi gerektigine inaniyorum. Bu makalelerden yararlanip, büyük resmi görmeyip, sadece bir açidan degerlendirenlere Fil’in hikayesiyle düsündüklerimi siz okuyucularima ifade etmeye çalistim.

Özgür bir ülke hayali mi, sömürülen bir ülke hayali mi Kürdistan’i zenginlestirir? Sosyalistler bilirler ki, özgür bir ülkenin mutlu baris içinde bir arada yasayan halklarin hikayesini yazabilecek gücü olan bir cografyaya sahip halkiz. Bu halk, tam da bu yeni yüz yilda filin sadece kolunu, gözünü, ayagini, hortumunu, tirnagini görüp oyalanmanin zamanin geçtigini biliyor. Iste tam da, umutla bekledigimiz özgür ülkeye kavusmanin, resmini görmenin tam da zamani.

Liberal ya da Islami bir rejim içinde yasamayi kabul eden gerçek milliyetçileri bundan tenzih ederek söylüyorum. Amaci üzüm yemek degil, bagciyi dövmek olan „milliyetçiler’ neden sosyalist bir devlet içinde yasamayi tercih etmediklerini de kendilerine yeniden sormalaridir. Liberal ya da ümmetçi bir düsünceyi kabul etmek bu kadar kolayken, sosyalist, demokratik bir yasamin olabilecegini düsünmekten olabilecegini tasavvur etmeyi de kendilerine yakistirsinlar. Çünkü, sosyalist ideolojiye karsi cephe alanlar da hak ediyor, ama en çok, benim halkim, kadini, emekçisi, tüm mezhepsel kimliklere sahip ezilmisler, horlanmis ve sömürülmüs tüm kesimlerin ilaci; özgür, her seyin esitçe paylasildigi sosyalist bir devlet anlayisiyla yönetilmeyi fazlasiyla hak ediyor. We got erê!

13.09.2021

Necla Çamlibel

Back to top button