2023 SEÇIMLERINE GIDERKEN

Türkiye 2023 yilinda yeni bir genel seçime gidiyor. Bu seçimin çok çekismeli geçecegi simdiden belli. Bunun baslica nedeni ise ülkenin yasadigi büyük ekonomik kriz.
Türkiye 2000’li yillarin baslarinda da büyük bir ekonomik kriz yasamis, TL büyük deger yitirmisti. Devalüasyon nedeniyle siradan yoksul insanlar bile milyon ve milyarla konusur olmuslardi. Baska bir deyisle herkes cibil milyarderdi! Daha sonra liradan alti sifir atilmasina ragmen bu aliskanlik, bir lira yerine milyon deme aliskanligi, hala devam ediyor.
Söz konusu ekonomik kriz AKP’nin 2002 yilinda seçimleri kazanip iktidara gelmesinin baslica nedeniydi.
Ekonomik krizin nedeni ise o döneme kadar tek baslarina veya bir koalisyon halinde iktidar olan partilerin ülkenin temel sorunlarina bir çözüm bulamayislari idi.
Bu sorunlarin basinda Kürt sorunu geliyordu. Daha öncesi bir yana, 1980’li yillarin basinda devreye giren kirli savas ülkenin kaynaklarinin önemli bir bölümünü yutuyordu. Yüz milyonlarca dolar bu yolda harcaniyordu. Kürt bölgesi bombalaniyor, iki taraftan 50 bin dolayinda genç insanin kaybinin yani sira (ki bu parayla ölçülemezdi), binlerce köy, onlarca kasaba ve sehir yakilip yikiliyor, bosaliyor, milyonlar ana baba yurdundan göç edip büyük kentlerde ve batidaki metropollerde perisan oluyordu.
Bu yüzden, yüzyillar boyu, Türkiye’nin yani sira tüm Ortadogu’nun et ve süt ürünleri deposu olan Kürdistan’da hayvancilik ve tarim çöktü.
Bu durum Türkiye ekonomisinin de büyük krizlere girmesinin bas nedeniydi. Ekonomik ve sosyal gelismeye harcanabilecek dev kaynaklar silaha, yakip yikmaya gidiyordu.
Türkiye bu yüzden uyusturucu ve siddet batagina gömülmüs, faili meçhuller alip yürümüstü.
Bu yüzden Türkiye’nin demokratiklesme ve AB ile bütünlesme süreci de sekteye ugramisti.
Kürt sorunu konusunda izlenen bu yanlis politika Türkiye’yi komsu ülkelerle gerginlige ve sinir ötesi maceralara da itiyordu.
Iste bu durum, sonunda kitlelerin kabaran tepkisine yol açmis ve onlar, onlarca yildir iktidar olan, ama sorunlari çözemeyen, kendilerini açliga ve yoksulluga iten anli sanli partileri, ANAP’i, DYP’yi, DSP’yi, MHP’yi yüzde 10 barajinin altina itip AKP’yi iktidara getirmislerdi.
AKP, iktidari kaybeden Kemalist ve ergenekoncu kesimlerin büyük hosnutsuzluguna ragmen bazi reformcu ve olumlu adimlar atarak kitle destegini korudu. Kürt sorununda atilan olumlu adimlar (TRT Ses’in açilmasi, Bazi üniversitelere Kürt dili bölümlerinin konmasi, Kürt sorununun serbestçe tartisilir olmasi, hatta baslatilan çözüm ve baris süreci), askeri vesayete son verilmesi için atilan adimlar (örnegin 12 Eylül darbecilerinin yargilanmasina yol açan referandum), kitle desteginin artmasini ve darbe girisimlerinin bosa çikarilmasini sagladi.
Ne var ki bu durum devam etmedi. Hem irkçi-soven muhalefet kesimleri, derin devlet kalintilari, söz konusu olumlu adimlara siddetle karsi çiktilar ve zaman zaman kargasa çikarmak için PKK’yi da bu iste kullandilar, hem de AKP’nin Kürt sorununun çözümüne ve demokratiklesmeye yönelik derli toplu bir projesi yoktu.
Bu nedenle AKP 2012 yilindan itibaren tavir degistirdi, çözüm ve baris sürecine son verdi, kendisinden öncekiler gibi baski ve siddet yöntemleriyle, askeri operasyonlarla sonuç almaya çalisti. Ülke yönetiminde kendi muhafazakar anlayisini devreye soktu. Anayasa degisikligi ile parlamentonun yetkilerini ve yarginin tarafsizligini büyük ölçüde ortadan kaldiran tek adam rejimine yöneldi. Bu ise sorunlari çözümsüz birakirken yeni ve siddetli bir ekonomik krize yol açti.
Iste bu kosullarda ülke seçimlere gidiyor.
‘6’li Masa’da, ya da ‘Millet Ittifaki’nda yogunlasan muhalefet su günlerde bir yol haritasiyla ortaya çikti. Hedefleri arasinda demokratiklesme, seffaflasma yönünde olumlu tespitler var. Ama bu son tahlilde, ülkenin ihtiyaç duydugu köklü bir degisim programi olmayip parlamenter sisteme dönüsü hedeflemis bir restorasyon programidir.
Söz konusu muhalefet, ekonomik krize yol açan asil ve temel nedenlerden ise söz etmiyor. Yolsuzlukla mücadele, bu anlamda kurumlarin etkin çalismasi, denetim ve seffaflik elbet önemlidir. Ama tek ve önemli neden bu degil.
Yolsuzluk bu ülkede basindan beri vardi ve bu gidisle ilerde de olacaktir. Ekonomik krize yol açan asil neden ise bastan beri söyledigimiz gibi, ülkenin devasa Kürt sorununun uygarca çözümünden kaçinip inkar, baski ve siddet politikalariyla sonuç almaya çalisilmasidir. Dev kaynaklar bu yanlis yolda tüketilmektedir.
Ama düzen partileri, iktidari ve muhalefetiyle, bu duruma deginmekten söz birligi etmis gibi kaçiniyorlar.
Bu durumda ekonomik krizin önlenmesi, ekonomik ve sosyal gelisme yönünde güçlü adimlar atilmasi mümkün degildir. Iktidarlar degisir, ama krizler birbirini izler.
Bu durumda ülkenin barisa ve demokrasiye ulasmasi mümkün degildir. Savas ve çatisma ortaminda bir ülke militarizm batagina sürüklenir. Kaynaklar silaha ve yikima gider. Iç çatismalarin yani sira komsularla gerginlik ve kavganin, sinir ötesi maceralarin sonu gelmez.
Türkiye’nin barisa ve demokrasiye ulasmasi, ekonomik ve sosyal yönden hizla gelisip bu alanda ileri demokratik ülkelere yetismesi, en basta Kürt sorununu uygarca yöntemlerle ve esitlik temelinde çözmeye baglidir.
Bunun biçimi federasyondur.
Kürt halki çogunluk olusturdugu bölgede kendi kendini yönetmelidir.
Kürtçe, Türkçenin yani sira resmi dil olmali ve ilkokuldan üniversiteye kadar egitim dili olmalidir.
Geçmis dönemde seçimlere giren ve iyi bir gelisme ivmesi yakalayan Hak ve Özgürlükler Partisi’nin (HAK-PAR) programinin temel maddelerinden biri federal çözümdür.
HAK-PAR 2023 seçimlerine girmek için de gereken örgütlenmeyi tamamladi.
HAK-PAR ülke için, hem Kürt halki, hem de Türk Halki için umuttur. O, Kürt sorununun yani sira, ülkenin diger sorunlarinin da çözümü için uygarca ve çagdas çözüm yollarini gösteriyor.
1 Subat 2023
Kemal Burkay