SEÇIMLER VE HAK-PAR’IN ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜSÜ
Siyasi partiler demokrasilerin vazgeçilmez araçlaridirlar. Seçimler ise, görünür olmanin, kitleyle bag kurarak buradan aldiklari gücü oya tahvil etmenin biricik yoludur.
Arkadaslarimizin Partimize kazandirdiklari seçimlere girme hakki, süphe yok ki Kürt halki için kiymetli bir olanaktir. Onlar adina bu sevinci ve gururu ben de tasiyorum. Evet, seçimler herkes için önemli, bu dogru; ama önumuzdeki seçimler Kürtler için apayri bir öneme sahip.
Türkiye siyasi tarihinde çok partili dönemle baslayan seçimlerde Kürtler, devletin majör partileri araciligiyla bugüne degin düzenli olarak sistemi ayakta tutmak için kullanilageldi. Bugün, Türkiye nüfusunun yaklasik üçte birini teskil eden, ülkesinin ve bu cografyanin en eski ve kadim halki olan Kürtler, en temel insani ve ulusal haklarindan mahrumdurlar. Her seçimde iradesi devlet partileri tarafindan ipotek altina alinan Kürtlerin oylari kendilerine bu adaletsizligin, zulmün devami olarak geri dönüyor; sistemin bekasi için devletin elindeki sopaya dönüsüyor.
Bizce bu gidisati durdurmanin yolu; bir birlik projesi olan HAK-PAR’i çekim merkezi yapip, onu sistem üzerinde bir baski ve direnç odagi isleviyle, çözüm üretilmesi için ana aktör haline getirmekle mümkündür. Bilindigi gibi, seçimlere katilmaya hak kazanmis; Kürt halkinin ulus olmaktan dogan haklariyla, kendi cografyasinda kendi kendini yönetebilecegini, bunun çözümünün de federatif bir yapiyla mümkün olacagini programina alan ve devlet nezdinde bunu tescil ettiren tek siyasi parti HAK-PAR’dir.
Bizler hayalci degiliz. Ne bugünkü siyasal iklim, ne de parlamentodaki temsiliyet ve siyasal dagilim bu haliyle Kürtler için elverislidir. Bunun, bugün için mümkün olmadigini iyi biliyoruz. Bununla birlikte, simdiden Kürtler için yaratilacak güçlü bir HAK-PAR çagdas ve akilci programiyla, basta Kürt sorunu, alevi sorununun ve ülkenin diger sorunlarinin çözümünün en dogru adresidir. Bu temel sorunlarin çözümü; demokrasi ve barisin tesisiyle, kamplara bölünüp kutuplastirilan toplumun normalize olmasini saglamak HAK-PAR`in programini hayata geçirmekle mümkündür. Kitlesellesmis bir HAK-PAR, kusku yok ki parlamento dagiliminda saglikli bir sekillenme saglayarak, çözüm için rahatlama yaratacaktir.
Türkiye`nin bütün sorunlarinin halli, Kürt sorununun çözümüyle mümkündür. Iki halkin kuracagi ikili bir federatif sistem, baris ve demokrasinin yerlesmesine, ülke kaynaklarinin savasa degil, halklarin ekonomik refahi için kullanilacaktir. Öte yandan, bunun yaratacagi kurumsallasmis bir demokrasi ise, alevi sorununu, azinliklar sorununu ve ülkenin diger sorunlarinin çözümünün garantisi ve güvencesi olacaktir. Kürt sorununun çözümünü esas alan parti programimiz, ayni zamanda Türkiye`nin geri kalan sorunlari için de çözüm reçetesidir. Onun için de kendimizi iyi anlatirsak Türk halkindan da hatiri sayilir bir oy alacagimiza inaniyorum.
Tohumlari seksen öncesi atilan ‘bagimsiz belediye baskanliklari’ ile lokal ve yerel olarak baslattigimiz özgün politikamizi bugün de sabirla hayata geçirmek mümkün. Keza, doksanli yillarda kurulusuna öncülük ettigimiz HEP’in kurulus esprisi de buna benzerdi: Sistem partilerinin disinda Kürt sorununun çözümünü eksenine alan, Kürtler ve demokrasi güçlerinin siyaset yapacaklari özgün bir kanal… Bu çerçeveyi daha dogru ifade edersek: En genis güçleri kapsayan bir çephe ve onun izdüsümü olan bir kitle partisi
Hatirlardadir; baslarda PKK bu çalismaya ve sürece düsmanca yaklasip hirçin ve provokatif bir tutum sergilemisti. HEP’i, ilkin ‘PKK`nin silahli mücadeleysini engellemek için özel savas stratejisi ve projesi’ olarak nitelendirmisti. Ancak, PKK daha sonra devletin derin üst aklinin emriyle HEP’in içine girip ele geçirerek Kürtlerin devletten kopusunu engellemisti.
Ne yazik ki, devlet bunda oldukça basarili da oldu. PKK ve uzantilari eliyle HEP’i igdis edip, tekrar Kürt oylarini konsolide ederek sistemi bugüne kadar ayakta tutmayi basardi.
2002’de kurulan HAK-PAR da, sistem partilerinin disinda Kürtlerin bir özgün siyaset odaginin olmasi fikri ve bir birlik projesi ihtiyaciyla kuruldu. Dolayisiyla HEP`te oldugu gibi, HAK-PAR`in kurulus sürecinde de Kürtlerin yakici ihtiyaci olan ulusal demokratik müstereklerde ortaklasan güçlerin bulustugu bir çati birligi esas alindi.
Süphesiz böylesi birlikler farkli Kürt siyasal parti ve gruplarn yani sira;demokrasi güçlerinin, dogal olarak farkli inanç gruplarin ve görüslerin bir aradaligini basabilirse yol alir, kitlesellesir. Ateistle mütedeyyinin, sosyalistle milliyetçinin, alevi ile sünninin, kapitalistle emekçinin, toprak sahibiyle köylünün ortak bileseni ulusal demokratik programdir. Dolayisiyla toplumsal örgütlenmelerde asgari müstereklerde birlesmesi gereken kesimlerden birinin eksikligi, haliyle o birligin sikintili ve sorunlu oldugu anlamina gelir.
Bu nedenle Kurdistan`in çok sesli toplumsal mozayigine uygun hazirlanan ulusal ve demokratik programimiz; yurtsever, demokrat herkesin kendini bulacagi ortak bir manzumedir.
Hedef kitlemiz halkimizdir. Insanimizin, cografyamizda yasanan çifte baski ve cendere; ölüm tarlalarina sürülen gençlerimiz, yillarca süren kirli savasin yarattigi ekonomik kriz ve en son da yasanan deprem felaketi gibi temel sorunlarin çözümünün, bu sorunlari yaratan denenmislerde degil; onlar için statü isteyen, evlatlarinin ölmesini istemeyen, baris, huzur ve emekten, insanca bir yasamdan yana olan HAK-PAR`a bir teveccüh gösterecegini hep birlikte görecegiz. Kürtler için, onlar adina, onlarin çikarina politika yapan, seçimlere girebilen ve Kürtler için federasyon isteyen tek partiyiz. Her Kürt, ‘Kirk katir mi, kirk satir mi’ mecburiyetine ‘hayir!’ diyebilmeli. Her Kürt kendi öz partisi HAK-PAR`a seçim isbirligi ve dayanismasiyla destek verip, kendi özgürlügüne giden yolun taslarini, kendi öz iradesiyle örmenin hakli onurunu yasayabilmeli.
Yasasin mücadelemiz!
Yasasin HAK-PAR!
Oylarimiz HAK-PAR`a
Orhan Çetin