Makale

EKONOMIK KRIZ ‘ NEDENI VE ÇÖZÜMÜ – 2. Bölüm

2. Bölüm

Bir önceki bölümde Türkiye’nin Kürt sorununda izledigi yanlis politikadan söz etmis, Türk derin devletinin bizzat örgütledigi PKK eliyle, barisçi Kürt hareketini terörize ettigini söylemis ve ‘terörle mücadele’ dedigi bu kirli savasa son 40 yil içinde 3 trilyon dolari asan bir kaynak harcadigini söylemistim.

Türkiye’nin 2022 bütçesi 189 milyar dolar kadardir. Buna göre 40 yilda ‘terörle mücadele’ adi altinda yürütülen bu kirli savasa yaklasik Türkiye’nin 15 yillik bütçesinden daha fazlasi harcanmistir.

Bu kadar paranin silaha ve savasa degil de ülkenin ekonomik ve sosyal gelismesi için harcandigini düsünün, simdi bu krizler yasanir miydi? Bunca issizlik, açlik, yoksulluk olur muydu? Ülke simdi çok ileri bir refah seviyesini yakalamis olmaz miydi?

Ama ülkenin bunca kaynagi ekonomik-sosyal gelismeye degil, savasa ve yikima harcandi. Kürdistan yanip yikildi; böylece Türkiye’nin yani sira, Sam’i, Halep’i, Bagdat’i besleyen hayvan sürüleri; et, peynir, yag deposu kurutuldu. (Türkiye’nin bu alanda içine düstügü durumu bir düsünün…)

Bunun yani sira, 50 binin üstünde Kürt genci ve binlerce Türk genci bu çatismada hayatini yitirdi, milyonlarca Kürt köylüsü ve kentlisi yasam alanlarini terk etti, göçtü. Söz konusu can kayiplari ve çekilen acilar ise parayla ölçülemez. Bu durum Türkiye’nin sorunlarina yeni sorunlar eklendi.

Siddet toplumu bir ag gibi sardi. Her yil yasanan yüzlerce kadin cinayeti, intiharlar, bir can pazarina dönüsen trafik kazalari bosuna degil. Toplum bir cinnet geçiriyor gibi.

Kürtlerin mesru temel haklari taninarak Kürt sorunu barisçi biçimde çözülseydi bütün bunlar yasanmazdi.

Kaynaklar ekonomik ve sosyal gelismeye giderdi, ülke refaha ulasirdi.

Ülkede baris ve demokrasi egemen olurdu.

Iste çözülmemis ve çözmemekte israr edilen Kürt sorunu ile ekonomik ve sosyal sorunlarin, baris ve demokrasinin iliskisi budur.

Kürt sorunu bir kara deliktir.

O çözülmedikçe ülke barisa ulasamaz. Yalniz içerde degil, disarda da basi dertten beladan kurtulamaz. Türkiye’nin komsulariyla bu kadar kavgali olmasinin nedeni de budur.

Ülkenin kaynaklarini yutan kara delik ancak Kürt sorununun barisçi ve adil yöntemlerle çözümü ile kapanir.

Kürt halkina haklarinin taninmasi ve esitlikçi bir çözüm Türk halkina zarar vermez. Aksine onun ayagindaki prangalari da çözer. Çünkü baska bir ulusu baski altinda tutan ulusun kendisi de özgür olamaz.

Ama yeni ve önemli bir seçime yaklastigimiz su günlerde ne iktidar, ne de muhalefet bloklari bundan söz etmiyorlar.

Onlari birakin, komünist geçinenler bile… TKP’nin basindaki adam partisinin konferansinda, uluslarin kendi kaderini tayin hakkinin modasinin geçtigini, iki yüzyil önceye ait bir söylem oldugunu söylüyor ve alkislaniyor!

Yani söz konusu baylara- bayanlara göre Kürt halkina otonom ve federe bir statü bile gerekli degil! 25 milyonluk bir halkin anadilinde egitim hakkina sahip olmamasi, bu esi görülmemis zulüm bile onlar için bir sorun degil.

Seçime giren 24 parti içinde, Hak ve Özgürlükler Partisi’nin (HAK-PAR) disinda bu gerçegi dile getiren yok.

Iste HAK-PAR’in farki ve önemi buradadir.

HAK-PAR çözümün ve degisimin partisidir.

HAK-PAR Kürt sorununun esitlik temelinde çözümünü istiyor, bu federasyondur.

Türkiye iki cumhuriyetli bir federasyona dönüsmelidir.

Kürtçe Türkçenin yani sira resmi dil olmali.

Ilkokuldan üniversiteye kadar anadilde egitim olmali.

Diger etnik gruplar da kültürel haklarini edinmeliler.

Uygar ülkeler milliyetler meselesini böyle çözmüsler.

Isviçre federal bir ülkedir; her biri kendi parlamentosu ve kendi hükümetine sahip 26 kantondan olusuyor (Almanca, Fransizca, Italyanca konusan kantonlar.)

Belçika üç cumhuriyetli bir federasyondur (Fransizca konusan Valon bölgesi, Hollandaca konusan Flaman bölgesi ve Baskent Bürüksel).

Sovyetler Birligi 16 cumhuriyet ile yüze yakin otonom bölge ve eyaletten olusuyordu. Her birimin dili resmi dil ve egitim dili idi. (Simdiki Rusya Federasyonu da 20 federe cumhuriyet ile yine yüze yakin otonom bölge ve eyaletten olusuyor)

Dünyada, ABD ve Almanya dahil, daha onlarca federe ülke var.

Özetle söylersek, federasyon bölünme degil, birarada yasamanin uygarca biçimidir.

Bunun yani sira, Türkiye’nin lafta degil, gerçek bir laiklesmeye ihtiyaci var. Basta 15-20 milyonluk Alevi kitlesi olmak üzere farkli tüm inanç gruplari üzerindeki ayrimcilik ve baskiya da son verilmeli.

HAK-PAR kadin haklari, isçi haklari, çevre sorunlari, çagdas bir kentlesme gibi tüm önemli sorunlarda da ileri ve yeterli bir programa sahip.

Ülkemize ve halklarimiza barisi, demokrasiyi ve refahi getirecek olan HAK-PAR’in programinda belirlenen bu politikalardir.

Tüm bu nedenlerle özgürlük, baris ve demokrasi isteyenler HAK-PAR’a oy vermeli.

Degisim isteyenler Parlamento seçimlerinde, su anda güçlü görünen, ama sorunlari çözmeyecek olanlara degil, HAK-PAR’a oy verip onu güçlendirmeli.

‘Oyun bosa gitmemesi’ yanlisa degil, dogruya oy vermektir.

21 Nissan 2023

Kemal Burkay

Back to top button