Makale

ISTE MEYDAN ISTE SEYTAN!

Bu aralar sosyal medyada HEDEP Es Genel Baskani Tuncay Bakirhan’in söylediklerine atfen yapilan müstehzi ve komik yorumlar girla…
Bakirhan mealen: Türkiye’yi, Orta Dogu’yu ve dünyayi degistirecegiz… demis.

Yapilan sey, onyillardir sürdürülerek devam eden Kürtleri, halki avlama politikasinin bir geregidir…

Aslinda, Kürtleri milli bir hatta bulusturmak için onlarin ulus olmaktan kaynakli haklarini kullanamamalarini ve magduriyetlerini isleyerek örgütlemek zor degil.

Ama asil mesele, özünde bizzat cellatlari olan devlet menseili sahte kurtarici taseron yapinin maskesini düsürmek.

Aci gerçegimiz su ki: Bunlar ve dayandiklari yapi, devlet tarafindan kurdurulup mevcut statü devam etsin diye Kürtlerin yakasina salindiklari ve dolayisiyla Kürdistan’in her parçasinda ‘degisime’ bizzat direnç gösterdikleri halde, maalesef Kürtlerin büyük bir kesimini konsolide etmeye ve ulusal hedeflerinden uzaklastirmaya devam ediyorlar. Yani ‘degisim’ diyor, mevcut nizamin devamini; özgürlük’ diyor, Kürtlerin tutsak kalmasini sagliyorlar. Kisacasi, bu terimleri kullanarak tam tersini yapmak suretiyle Kürtlerin iradesini sistemin havuzunda bogduruyorlar.

Tamam, Tuncay Bakirhan’in söyledikleri komik ve gülünç; ne var ki, gerçegi Kürtlere izah etmede basarili olamamak ise çok daha aci.

Öyle ki, sen kalk provokatif eylemler yaparak Kürtleri devletin baski ve siddetine maruz birak, sonra da onlarin bu magduriyetlerini kullanarak ulusal semboller ve özgürlük- degisim çagrilari esliginde onbinlerce Kürt gencini ölüm tarlalarinda telef ettir!.. Provokasyonlarinla milyonlarca insanin yerinden yurdundan koparilmasina sebep ol ve sürgün yollarina düsür!
Sonra da, kurtarici rolüne girerek basta bu insanlarin aileleri olmak üzere, siddet sarmalindan etkilenen milyonlarca insani -kendilerine hiçbir ulusal statü istemedigin halde- kiskaca alarak iradelerine ipotek koy ve de ki ‘ben sizin için hiçbir statü istemiyorum’!

Devlete alan açip, eline gerekçe vererek demokrasinin dinamitlenmesine ve siyasal ortamin zehirlenmesine hizmet et!
Arkanda yüzbin insanin ölümü ve bir yangin yeri birak!…
Tam bir illüzyon!

Bu oyun çok büyük bir oyun, çok!

Bu sayede hükümetler ‘terör’ gerekçesiyle Kürt sorunun çözümü bir yana; siddet ve baskiyi iyice artirip iktidarlarini pekistirmekle mesgul olsunlar! Öte yandan, oyunun geregi hedef tahtasina oturtulup magdur edilen milyonlarca Kürt ise, bu ugursuz yapinin ve türevlerinin kiskacinda ulusal bilinçleri igdis edilerek kendilerine ve davalarina yabancilastirilsinlar! Ve bu döngü böylece, oldugu gibi devam etsin ve plan tikir tikir islesin!

Insanlara verdikleri zararlara ragmen, yine bu insanlarin destegiyle çarklarini döndürmek bu ve benzer yapilarin bilinen yöntemidir. Oyun bana ‘yolunmus tavuk’ hikayesini hatirlatti.

Her ne kadar Stalin’e atfedilse de, baskici tüm yönetim ve yapilanmalarin halkin destegini manipülasyonla elde etmek için basvurduklari bir yöntemdir.
Fikra söyle: Stalin, magdur edilen bir kitlenin idare edilme ‘sanati’na örnek olarak, bir tavuk getirilmesini emreder ve baslar bulunduklari soguk hangarda tavugu yolmaya. Çiplak kalan ve cani aciyan tavuk ciyak ciyak bagirip kendisinden uzaklasir. Kis günü açilan kapi ve pencerelerden içeri biçak gibi giren Sibirya sogugunu hisseden tavuk, gizlendigi köseden çikip gelir yine oturmakta olan Stalin’in tüylü kabaninin altina siginir.

Bizim Kürtlerle PKK’nin ve türevlerinin durumu tam da bu, dostlar.
O yüzden, bu isin ortasi yok: Diger Kürt parti ve gruplari ve tek tek Kürt yurtseverleri, bu ise ya bile bile lades diyip oraya kan verirler ve tarihe lanetlemis olarak geçerler; ya da, demokratik, legal zeminde mücadele eden, seçime girmeye hak kazanmis ve Kürt sorununun çözümü için ‘uluslarin kendi kaderlerini tayin hakki’ ilkesinin bir yöntemi olan federasyon tezini programina alan ve özünde bir birlik projesi olan HAK-PAR’la güç ve eylem birligi yaparak ulusal birligin temelini atma gururunu yasarlar.

Yaklasmakta olan yerel seçimler bunun için iyi bir firsattir. Bu nedenle geç kalinmadan kollar sivanarak HAK-PAR’in sikça yaptigi çagri geregi; adaylarin ortak belirlenmesi dahil, seçim programi, vb. çalismalar birlikte yapilabilir.
Umarim genel seçimlerde sinifta kalan yurtsever hattaki kimi kesimler sikça yasadigimiz seçim öncesi pazarliklara bu kez tenezzül etmez ve bu olasi pazarliklarin sonucuna göre de pozisyon belirleyip tavirlarini son dakikaya birakmazlar.

Sonuç olarak yurtsever hattaki Kürtler bir bütün olarak çikis yapamiyor, gelisemiyor ve daginik.

Onun için diyorum ki: Iste meydan, iste seytan!

Bijar Agirî

Back to top button