Haber

Kemal Burkay:Güven verici adimlarla birlikte PKK silah birakmali

Sorular: Handan Tanrikulu

Asagidaki söylesi ‘Dosdogru Haber’ adli haber sitesinden Handan Tanrikulu ile yapildi ve ‘AK Parti Kürt sorununda geri adim atti’ basligi ile yayinlandi. (Dengê Kurdistan)

Kürt meselesi konusundaki durusuyla dikkatleri üzerine çeken Kürt aydin Kemal Burkay, Dosdogru Haber’e konustu. Burkay, BDP’nin PKK’nin güdümünde kaldigini ve özgür siyaset üretemedigini söylerken, AK Parti iktidarinin da Kürt meselesindeki güçlükler karsisinda kararli davranmadigini belirtti.

Handan TanrikuluDosdogru Haber

Hayatim boyunca paraya posta metelik vermedim ve hep ezilenlerin, baski görenlerin yaninda oldum. Bazilari kendi yüzlerindeki karayi bana çalmaya çabaladilar.

Ben sair olsam da politikada çoklarindan daha gerçekçi biriyim. Siyasetin güç üzerinden yapilacagini bilirim. PKK’nin dagda birkaç bin silahli adami, BDP’nin parlamentoda grubu, ellerinde yüz dolayinda belediye, para, medya ve önemli bir kitle destegi var. Benim elimde bütün bunlar yok. O halde benden neden bu kadar korku ve kaygi duyuyorlar?

Ezilenler, Kürtler, solcular ve inançlarindan dolayi baski görenler geregi gibi el ele vermediler. Hatta Islami hareket zaman zaman, 12 Mart ve 12 Eylül öncesinde görüldügü gibi sola ve Kürt hareketine karsi kullanildi.

BDP cenahinin Kürt halki için ne istedigi belli degil. Talepleri bir günden digerine degisiyor; azamiden asgariye geçebiliyorlar. Bu nedenle PKK’nin yürüttügü savasin bir anlami da yok.

Türkiye’ye döndügünüzden beri yogun bir program içindesiniz. Türkiye’ye alistiniz mi? Isveç’i özlüyor musunuz?

Bunca uzun bir göçmenlik döneminden sonra, ülkeye uyum saglamakta fazla sikinti çekmedim. Elbet olumlu degisiklikler var, olumsuz da var. Bunlar benim için sürpriz olmadi; çünkü yurt disinda iken de ülkede olup biteni yakindan izliyordum. Isveç Stokholm’de 30 yilim geçti. Doga olarak da çok güzel bir ülke. Elbet oraya dair çok anilarim var ve özlemiyor degilim. Ama yilda bir-iki kez gidip dönerek bu özlemi gideriyorum.

Kürt sorununda 30 yillik siddetin artik bitmesi gerektigini, silahlarin tamamen susmasi gerektigini yillardir dile getiriyorsunuz. Türkiye’nin Kürt meselesiyle ilgili geldigi son noktada çözüm öneriniz, yol haritaniz nedir?

Ben, silahli mücadelenin sol hareket içindeki bazi gruplar ve Kürt hareketinin bir bölümü tarafindan çok istenir ve moda oldugu dönemlerde 1970’li, 80’li yillarda da bunu yanlis buldum. Türkiye’nin ve Kuzey Kürtlerinin kosullarinin farkli oldugunu söyledim, siyasal barisçil yöntemleri tercih ettim. Yasanan 30-40 yillik deneyim kanimca bunu kanitladi. Silahli eylemlerle ne sol bir sonuç aldi, ne de Kürtler. Bedeli ise büyük oldu. Gelinen asamada bunu görenler çok. Devlet veya hükümet kesiminde, salt silah zoruyla çözüm olamayacagina dair anlayislar ve baska türden çözüm arayislari ortaya çikti. PKK ve yandasi kesimde bile silahlarin miadini doldurdugunu dile getiren görüsler var. Buna ragmen silahlarin tümden susmasi ve baris ortamina geçis kolay degil. Süreç inisli çikisli. Her iki tarafta da hala siddetten ve zordan medet bekleyenler, baris ve çözüm istemeyenler var. Barisa ve çözüme ulasmak için daha çok emek ve çaba gerekiyor.

PKK SILAHI TÜMDEN BIRAKMALI

Ben ilk halka olarak silahlarin karsilikli susmasi gerektigini söylüyorum. Bunun ardindan, hükümetin Kürt sorununun çözümü yönünde atacagi güven verici adimlarla birlikte PKK silahlari tümden birakmali. Bu güven verici adimlar, yeni anayasada Kürt kimliginin ve anadilde egitim hakkinin taninmasi, yerinden yönetim ilkesinin kabul edilmesidir. Süreç içinde siyasi suçlari kapsayacak bir genel af da gündeme gelebilir ve gelmeli.

Sizin için özellikle BDP cenahindan ‘Makbul Kürt, Devletin Kürdü’ elestirileri var. Bu elestirilerin nedeni devletin destekleyecegidestekledigi çözüm önerileri sunmaniz mi?

Bunlar elestiri degil, suçlama. Gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan zirvalar. Benim kimsenin adami ya da ‘Kürdü’ olmayacagimi, 50 yillik siyasal hayatimi izleyen herkes bilir. Bu yarim yüzyil, bana yönelik baskilar, tutuklamalar ve sürgünlerle geçti. Basi dik, alni ak bir insanim. Hayatim boyunca paraya posta metelik vermedim ve hep ezilenlerin, baski görenlerin yaninda oldum. Bazilari kendi yüzlerindeki karayi bana çalmaya çabaladilar. Bunlar bilinen Nazi yöntemleri, Goebbels propagandasi.

Çözüm önerilerime gelince. Ben kirk yildir Kürt halkinin kendi kaderini tayin hakkini ve bu kapsamda esitlik temelinde federal çözümü savundum. Evet, birlikte yasamadan yanayim. Bence bu mümkündür, her iki halkin da yararinadir ve bunun biçimi federasyondur. Kürtçe ayni zamanda ikinci resmi dil olmali. Bunlar ‘devletin destekledigi öneriler’ mi? Böyle olsa ne güzel!

Kürt Ergenekon’u var mi?

Ergenekon, eski adiyla Kontrgerilla 1950’li yillarda bir ABD ve NATO projesi olarak kuruldu ve toplumun tüm alanlarina -ordu, istihbarat örgütü, üniversite, medya, sag ve sol türden siyasi partiler- sizdi. Kürt hareketine de sizdi. Bu amaçla paravan örgütler bile kuruldu. Bu örgüt zaman içinde pek çok komploya, kanli provokasyona imza atti, darbeler için zemin hazirladi. Günü geldi, kendisine ihtiyaç kalmadigi için diger NATO ülkelerinde tasfiye oldu, Türkiye’de ise yön degistirerek devam etti.

Ergenekon ve PKK arasinda bir bag var mi? Varsa bu bag hala devam ediyor mu?

Ergenekon’un PKK içinde bir eli oldugunu herkes biliyor. PKK’da üst düzey görev almis olup da sonradan ayrilanlar (Osman Öcalan dahil) bunu birçok kez dile getirdiler. Bu el hâlâ PKK’nin silah birakmamasi, çatismalarin sürmesi, ortamin gerilmesi için çaba gösteriyor; barisa ve çözüme karsi.

BDP ÖZGÜRCE SIYASET YAPAMIYOR

BDP’nin bugün izledigi siyaset için ne düsünüyorsunuz?

BDP’nin izledigi siyaset kitlelerin taleplerine pek de uygun degil. Çözüm diye savunduklari ‘demokratik özerklik’ literatürde yeri olmayan, içi bos bir sey. Önemli yanlislar yapiyorlar.

Örnegin geçen yil, seçimlerden sonra Parlamentoyu boykot ettiler ve bu ortamin gerilmesine yol açti. PKK’nin silah birakmasi için yeterince net bir tutum almiyorlar. PKK’nin baskisi yüzünden özgürce siyaset yapamiyorlar.

KCK davasi kapsaminda tutuklanan KCK’lilarin bazilarinin ayni zamanda  BDPli olmasi hakkinda ne düsünüyorsunuz?

KCK örgütlenmesi Öcalan yakalandiktan sonra ortaya çikti. Kanimca gereksiz, yanlis bir örgütlenme. Bilindigi üzere Murat Karayilan’a, yani askeri güce bagli ve elbet illegal. Legal partide ve belediyelerde siyaset yapan insanlari böylesine illegal ve silahli bir komutaya baglamanin hiçbir makul nedeni yok. Bu bosu bosuna onlari kriminalize etmektir. Buna ragmen ben KCK tutuklamalarini siyaseten yanlis buldum. Bu tutuklamalar ortami daha da gerdi, diger bir deyisle gerilim yanlilarina yaradi. Oysa çözüm, ovadakileri tutuklamak degil, dagdakileri indirmek için gerekli cesur adimlari atabilmekte idi. Kaldi ki KCK içinde pek çok (1000 dolayinda!) MIT ajaninin oldugu bilgileri medyaya yansidi. Eger böyleyse devlet de bu isin ortagi ve bu tam bir skandaldir.

BDP cenahinda pek sevilen biri olmadiginizi tahmin etmek zor degil. Yine de sormak isterim: Kürt sorununun çözümü konusunda BDP ile ayni çözüm projesinde yer almak ister miydiniz?

Görünüse bakip aldanmamali. BDP cenahinda herkes benimle ilgili olumsuz düsünmüyor. Orada bana hak veren, benimle ilgili olumlu duygular besleyen çok insan var. Belki bunu açikça dile getirmekten çekiniyorlar. Çözüm konusuna gelince… Çözüm için önerilerimiz farkli. Ama bazi talepler biz ve onlar bakimindan ortak olabilir. Örnegin anadilde egitim, yerinden yönetim, Kürt kimliginin taninmasi gibi. Ortak paydalarda yan yana olabiliriz. Biz BDP’ye düsmanlik temelinde bir politika izlemiyoruz.

Yakin bir zamanda HAK-PAR’da siyasete döndünüz. Partinizle siyasi arenada BDP’yi zorlayip Türkiye’nin Kürt mahallesinde alternatifi olabilecek misiniz?

Bunu zaman gösterecek. Siyasette güç dengeleri bir anda, aksamdan sabaha degismez, bu bir süreç isidir. Ama biz Kürt sorununun çözümü ve bir bütün olarak demokratiklesme konusunda dogru politikalar izledigimiz kanisindayiz. Gelecek er ya da geç dogrularindir. Yanlis yollardan ise bir yere varilamaz. Sorun BDP’yi zorlama sorunu da degil. BDP Kürt kamuoyunun bir bölümünün destegini aliyor, belki dörtte, belki beste biri… Ya geriye kalanlar? Eger iyi çalisirsak, politikalarimizi iyi anlatabilirsek yalnizca Kürt kesiminden degil, Türk kesiminden de önemli bir destek alabiliriz. Çünkü bizim politikalarimiz Türkiye’nin gerek duydugu politikalardir. Yalniz Kürt sorunu bakimindan degil, diger sorunlar bakimindan da.

HAK-PAR olarak seçimlerde AK partiye katilmaniz teklifi gelirse, nasil bir cevap verirsiniz?

AK Parti’ye veya bir baska partiye katilmamiz düsünülemez. Biz bir seçenegiz. Kendi adimizla seçimlere katilacagiz.

BDP milletvekillerinin dokunulmazliklarinin kaldirilmasi istemi konusunda ne düsünüyorsunuz?

BDP’li arkadaslar evet bir dizi yanlis yaptilar, Parlamento’yu ve genel olarak legal siyaset arenasini geregi biçimde kullanamadilar. Buna ragmen dokunulmazliklarinin kaldirilmasini yanlis buluyorum. Bu, gerilimi daha da büyütür. Eger dokunulmazliklar kaldirilacaksa, kürsü dokunulmazligi disinda tüm milletvekilleri için kaldirilmali.

Dokunulmazliklarin kaldirilmasi sorunun çözülmesini istemeyenlerin ekmegine yag sürer mi, ya da kime ne kadar faydasizarari olur?

Evet, gerilim isteyenlerin, çözüm karsitlarinin isine yarar. Böyleleri her iki yanda da var.

KÜRT HALKI IÇIN NE ISTEDIKLERINI BILMIYORLAR

Bir söylesinizde ‘ Öcalan’in ordusu var benim bir kedim bile yok’ demistiniz. Öcalan’in sizden daha güçlü oldugunu vurgulamanizin amaci neydi?

Bu bir ironiyi dile getirmeye yönelik bir ifadeydi; yoksa Öcalan çok güçlü ya da benim bir seyim yok anlaminda degildi. Malum, benim dönüsüm üzerine Öcalan ve onun yani sira PKK-BDP kesimi telaslandi. Sanki ekmeklerini ellerinden alacakmisim gibi… Sanki hükümet benimle oturup bu sorunu çözecek ve onlar issiz kalacaklarmis gibi… Oysa benim elimde o türden bir güç ve sihirli degnek yoktu: Ben sair olsam da politikada çoklarindan daha gerçekçi biriyim. Siyasetin güç üzerinden yapilacagini bilirim. PKK’nin dagda birkaç bin silahli adami, BDP’nin parlamentoda grubu, ellerinde yüz dolayinda belediye, para, medya ve önemli bir kitle destegi var. Benim elimde bütün bunlar yok. O halde benden neden bu kadar korku ve kaygi duyuyorlar? Ayrica eger ben sorunu çözeceksem buna memnun olmalari gerekmez mi? Iste söz konusu ifade, bir siirimdeki ‘bir kedim bile yok’ biçimindeki dizeye de bir gönderme yapan böylesi ironik bir anlatimdi.

Ama belli ki bu kesimin gücü varsa da kendilerine güvenleri yok. Kürt halki için ne istedikleri belli degil. Talepleri bir günden digerine degisiyor; azamiden asgariye geçebiliyorlar. Bu nedenle PKK’nin yürüttügü savasin bir anlami da yok. Bana gelince, hiçbir seyim yok degil. Bir ordum, parlamento grubum, belediyelerim ve bol param olmasa bile, kararlica savundugum görüslerim ve epeyce arkadasim, dostum, sevenim var. Görüsler pek çok durumda, özellikle de yanlis yolda olanlar için toplardan daha ürkütücüdür. Bir rubaimde söyle diyorum: ‘Yoksullar dayaktan ürker, zorbalar söz ve düsünceden…’

AK PARTI KÜRT SORUNUNDA GERI ADIM ATTI

Basbakan Erdogan’in Kürt sorununu çözebilecegine inaniyor musunuz?

Basbakanin bu sorunu simdiye kadar nihayetlendirememesinin nedeni sizce nedir?

Ben, hiçbir dönemde AK Parti veya onun lideri Erdogan Kürt sorununu çözecek demedim, böyle bir iyimserlige kapilmadim. Ama Sayin Erdogan’a ve Ak Parti’ye karsi önyargili da davranmadim. Tarih bazen yönetimlerin ve liderlerin önüne degisim firsatini çikarir, eger onlar bunu kavrar ve buna uygun davranirlarsa degisimi gerçeklestirebilirler, dedim. Charles de Gaulle’ü ve Güney Afrika’da beyazlarin lideri F. Willem de Klerk’i örnek gösterdim. Bunun yani sira, AK Parti’nin Kürt sorununa ve genel olarak demokratiklesmeye yönelik olumlu adimlarini destekledim, yanlislarini gördügüm zaman da elestirdim.

Öte yandan bir sorunu çözmek salt niyete, genis bir ufka ve cesarete bagli degildir, güç dengelerinin de buna elvermesi gerekir. Ne yazik ki, AK Parti’nin attigi olumlu adimlar PKK-BDP kesiminde ve onlara destek olan çevrelerde gereken destegi ve karsiligi görmedi. Bu çevreler politikalarini AK Parti karsitligi üzerine kurmuslar. CHP ve MHP gibi muhalefet partileri ise bu yönde atilan her olumlu adima karsi çiktilar ve ihanet olarak suçladilar, hâlâ da öyle yapiyorlar… Öte yandan AK Parti ve lideri Erdogan da bu konuda sorun çözmeye yeter kapsamda bir projeyle ortaya çikmadi, geregi gibi kararli davranmadi ve güçlükler karsisinda geri çekildi.

Uludere Katliami konusunda tek bir kisinin bile suana kadar tutuklanmamasini nasil karsiliyorsunuz?

Hükümet Uludere krizini iyi biçimde yönetemedi, olayin üzerine gitmedi, aydinlatmadi ve sorumlulardan hesap sormadi. Bunu neden yapmadi, bilemem. Ama bu tutum en basta da kendisini güç duruma düsürdü ve eger Uludere, özellikle de hükümeti güç duruma düsürmek isteyen belli derin odaklarca tezgâhlandiysa ‘ki ben o kanidayim- bu tutum en çok da hükümetin kendisine zarar vermekte.

Açlik grevlerinin ertesinde ortalik durulduguna göre sizce kaybeden devlet mi yoksa Kürtler (PKK) mi oldu?

Bu eylemin kaybedeni olsa bile (grevdekilerin saglik durumu herhalde olumsuz etkilenmistir) kazanani pek olmadi. Üç talebin sadece biri (anadilde savunma) karsilandi. Ama hükümet zaten daha önce bu konuda bir yasa degisikligine hazirlanmaktaydi. Öte yandan grev, iki cephe (hükümet ve karsitlari) arasindaki bilek güresinin bir parçasiydi.

Kürt Hareketi solun içinde dogdu. Agirlikli olarak dindar bir halk olan Kürtlere zamaninda Islami kesimin yeterince ilgi gösterdigini düsünüyor musunuz? Kürt halkiyla farkli bir iletisim agi kurulabilseydi, PKK sorununu bugünkü düzlemde mi konusuyor olurduk?

Evet, Kürtlerin yasadigi cografya’nin (Kürdistan) birer parçasini sinirlari içinde tutan devletler (Türkiye, Iran, Irak ve Suriye) hepsi de Müslüman çogunluklu ve Müslüman yönetimli ülkeler. Yani bunlarin hiçbiri sömürgeci ve Hiristiyan bir Avrupa veya Amerika devleti degil. Ama bunlarin hiç biri adil davranarak Kürtlerin haklarini tanimadi; bu nedenle hepsinin de birer Kürt sorunu var.

Halkla yönetim elbet ayni sey degil. Yönetimler demokrat ve adil olmayinca çogu zaman kendi halklarina da zulmederler. Bu söz konusu dört devlette de görüldü ve görülüyor. Saddam’in, Sah’in (onun yani sira simdiki Iran rejiminin) Suriye’de Esat rejiminin yaptiklari ortada. 1925’te, 1938’de, 12 Eylül döneminde Türkiye’de yasananlar da ortada. Ezilenler, Kürtler, solcular ve inançlarindan dolayi baski görenler geregi gibi el ele vermediler. Hatta Islami hareket zaman zaman, 12 Mart ve 12 Eylül öncesinde görüldügü gibi sola ve Kürt hareketine karsi kullanildi. Halk, örnegin Islamci kesim yeterince bilinçli olsaydi elbet bu oyuna gelmez, hak ve özgürlük isteyen toplum kesimlerine, yani demokrasi mücadelesine destek verirdi. Böyle olsaydi zaten Kürt sorunu daha erken bir tarihte çözülür ve bugünkü siddet sarmalini yasamazdik.

Suriye’deki genel durum ve Kürtlerin statüsü için yakin gelecekte ne öngörüyorsunuz?

Suriye’de rejim uzun süredir direnmekte, bu ise çatismanin bir iç savasa dönüsüp oldukça kanli ve yikici bir biçim almasina yol açmakta. Yine de daha uzun süre böyle devam edemez. Ben uluslararasi güçlerin ve Suriye’nin komsularinin yakin zamanda bir uzlasmaya vararak Suriye’de silahlari susturacaklari ve ilgili taraflari bir masa etrafinda bir araya getirecekleri kanisindayim. Çözüm ise tüm taraflara güvence verecek bir siyasi ve idari yapilanmadir. Bana göre bu, tüm etnik gruplara, çogunlukta olduklari bölgelerde güvence saglayacak federal ve demokratik bir yapilanma olabilir. Kürtler de çogunlukta olduklari bölgede özerk bir yönetim olusturabilirler.

Irak’ta Kürtlerin gelecegini nasil görüyorsunuz? Kürdistan yönetiminin Irak hükümetiyle yasadigi kriz nereye varir, Iran’in bu krizdeki tavri ne olur?

Irak’ta Anayasaya uygun biçimde olusmus bir Kürdistan Federe Bölgesi var. Ancak merkezi yönetimle sorunlar bitmis degil. Bunlardan biri Kerkük’ün statüsünün ne olacagidir. Anayasa’nin 154. Maddesi uyarinca Kerkük vilayetinde bir referandum yapilip halkin egiliminin (Kürdistan bölgesine katilmayi isteyip istemediginin) saptanmasi gerekiyordu. Ama merkezi hükümet bunu hep engelledi, yani anayasayi uygulamadi. Buna bir de enerji kaynaklarini, özellikle petrol ve dogal gazi isletme konusunda merkezi hükümetle Kürdistan bölgesi arasinda dogan sorunlar ve Suriye sorunundaki tutum farki eklendi. Bilindigi gibi Maliki hükümeti Iran’la birlikte Suriye’yi destekliyor. Bütün bu nedenlerle Bagdat’la Erbil arasindaki gerilim son dönemde büyüdü, bir çatisma noktasina geldi. Su anda gerilim bir parça düsmüs bulunuyor. Belli ki bu sürtüsme kolay çözülmeyecek ve bölge yeni sorunlara gebe.

————————————–

Kaynak: Dosdogru Haber-12 Aralik 2012

Dengê Kurdistan

Back to top button