Berlin’de Kürdistan ve Türkiye’deki son gelismeler ve muhalif basinin durumu tartisildi

Hüseyin Sahin/Berlin
Berlin 19.12.2012 tarihinde bir açik oturuma ev sahipligi yapti. Oturum Humboldt üniversitesinin bir salonunda gerçeklestirildi. Açik oturumun konusu Kürdistan ve Türkiyedeki son gelismeler ve muhalif basinin durumu idi. NET WORK (Türkiye Almanya Kültür formu) tarafinda gerçeklestirilen oturumun sunucusu adina Osman Okan tarafinda gerçeklestirildi. Toplantiya Kürdüstan ve Türkiye’den üç konusmaci katildi. Toplantiya konusmaci olarak katilmasi beklenen Yasemin Çongar, TARAF gazetesinde son dönemde cereyan eden istifalardan dolayi katilamadi. Onun yerine, Avukat Fethiye Çetin, Sertaç Bucak ve Istanbul Agos gazetesi genel yayin yönetmeni sayin Robert Koptas katildilar.
Bilindigi gibi Fetiye Çetin, katledilen gazeteci Hirant Dink’in ayni zamanda avukatiydi ve ilk konusmayi o yapti. Çetin, faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin sayisinin 1700´ ni astigini belirtti. Avukat Fethiye Çetin Hirant Dink cinayeti öncesi ve sonrasinda cereyen eden olaylara degindikten sonra bu cinayette basinin rolü üzerine dkkat çekti. Fethiye Çetin konusmasinda bir plan ve program dahilinde Dink cinayetinin gerçeklestirildigini dile getirerek söyle dedi; ‘ Bilinen ilk Türk bayan pilotunun aslinda yetim bir Ermeni kiz çocugu oldugunu ve bu kisininde Atatürk’ün manevi kizi olan Sabiha Gökçe oldugunu ilk dillendiren; bu konuyu o dönemde gazetelerde ilk kez yayinlayanin Hirant Dink oldugunu; bu arastirmalarin yayinlanmasinda kisa bir süre sonara da Genel Kurmayin bu ise müdahale ettigini; MGK’nin basin üzerinde siki bir baski uyguladigini, ondan sonar da olanlarin oldugunu dile getirdi.’ Sayin Çetin Türkiye’de basin özgürlügü konusundaki 301. madde ile ilgili görüslerini dile getirirken ”bu madde yasal bir madde degildir ve bu kalkmadigi ya da degistirilmedigi müddetçe de, her hükümet, bakan ya da savci bu maddeyi kendi keyiflerine göre uygularlar. 301’e takilirmiyim diye bir çok gazeteci, kendi kendini sansürler durumuna gelmistir. Görüldügü gibi Türkiye bu oto-sansür ve keyfi uygulamalardan dolayi Avrupa Insan Haklari Mahkeme’lerinde ceza üzerine ceza almaktadir diye konustu.
Diyarbakirdan konusmaci olarak gelen Bucak ise, Türkiye’deki son gelismelerle ilgili konulara degindi. Bucak konusmasinda basin, yayin ile ilgili konularda olumsuz yönde nasiplerini alanlarin basinda, Kürtlerin geldigini ve bu nedenlerden dolayida özelliklede son 20 yil içerisinde yirmibesi askin Kürt basin mensubunun katledildigini belirtti. AKP her nekadar kimi konularda olumlu adimlar atsa da, önemli hususlarda hala bir düzenleme söz konusu degil. 12 Eylül anayasasinin birçok maddesi oldugu gibi duruyor, dedikten sonra Bucak sözlerini su cümlelerle noktaladi. Demokratiklesme süreci ancak, demokratik bir ortamda, Kürtlerin ve diger azinlik haklarinin Anayasada yer almasi ve köklü degisikliklerin yapilmasiyla olabilir’.
Üçüncü konusmaci AGOS Gazetesi Genel Yayin Yönetmeni Robert Koptas idi. Koptas konusmasinda ifade üzgürlügünün ta 1876 larda Osmanlilar döneminden bu yana devam ettigini ve hiçbir basinin sansürsüz çikmadigini; özellikle de 1909-1911 yillari arasinda Ermeni basininin tamamen yasaklanip kapatildigini belirtti. Koptas konusmasinda, darbeler döneminini hepimizin bildigini ve bu dönemlerde özgür basinin sürekli baski gördügünü, buna örnek olarakta kürt basini ve çalisanlari üzerindeki baski ve katliamlarini gösterebilecegini dile getirdi. Türkiyedeki basin, gerçek anlamda hiç bir dönemde bati basiniyla kiyaslanamaz. Örnegin basin Türkiye’de özgür degildir. Yapilan yasal düzenlenmeler ise gerçekçi degildir. Basin sermayesi ve bazi kesimler burada otosansür uygulamaktadirlar. Ayrica hiç bir gazeteci bu baskilari protesto maksatli ne kösesini bos birakti ne de boykot etti. Türkiye’deki gazeticilerin en büyük sorunlarin biri de kendilerinden kaynaklandigini dile getirerek konusmasini noktaladi.
Gelen sorulara yanit verildikten sonra toplanti son buldu.
Dengê Kurdistan


