BURKAY: ‘Çözüm esitlikten geçer’

HAK-PAR Haber Merkezi
HAK-PAR Diyarbakir Il Örgütü tarafindan düzenlenen ‘son siyasal süreç ve Kürt sorununun çözümü’ konulu konferans 14 Nisan 2013 tarihinde Prestij Otel’de yapildi.
Konferansa Partiya Demokrata Rojava,PDK Bakur, Partiya Pesveru Kurdistana Rojava,Memursen, Çira Kültür ve Sanat Dernegi, TIHV, SIVIDER,PSAD,Insiyatifa Azadi gibi çok sayida kurum temsilcilerinin yanisira farkli egilimlerden çok sayida Kürt siyasetçi ve kalabalik bir kitle katildi.
HAK-PAR Diyarbakir Il Baskani Vasif Kahraman, Kürtçe olarak yaptigi açis konusmasinin ardindan sözü HAK-PAR Genel Baskani Kemal Burkay’a birakti.
HAK-PAR Genel baskani Kemal Burkay Kürtçe basladigi konusmasiniTürkçe devam ettirdi.
HAK-PAR’in 5. kongresinin ardindan pek çok ile giderek konferanslar verdigini, bugün de Diyarbakir’da olmaktan mutluluk duydugunu ifade etti ve söyle dedi:
‘Kürt sorununun ne oldugunu, nasil ortaya çiktigini ve nasil bir süreçten geçtigini biliyorsunuz. Ben bunu anlatmak yerine bugün, son sürece ve bu sorunun nasil çözülmesi gerektigine yönelik olarak konusmak istiyorum.
‘Kürt Sorunu daha Osmanli devletinin son dönemlerinde, merkezilesme politikalarina paralel olarak baslamis, ama çözüme ulasmadan yeni devlete, Türkiye Cumhuriyeti’ne aktarilmistir. Türkiye’de 1920, 21, 22 de, yani baslangiçta Kürtler inkar edilmedi. Ama daha sonra zorla tek ulus yaratma projesi uygulanmaya kondu. Kürtler bunu kabul etmedi, pek çok baskaldiri oldu.’
Daha sonra devletin uyguladigi inkar ve siddet politikalarina deginen Burkay söyle devam etti: ‘Bu gün gelinen asamada devletin izledigi siddet politikalari da PKK’nin silahli mücadeleyi esas alan politikasi da sonuç vermedi. 30 yili askin bir süredir sürdürülen siddet ortaminda Kürtler, hatta Türk halki da büyük bedeller ödediler. Binlerce köy yakilip yikildi, 50 bin dolayinda insanimiz yasamini yitirdi, 17 bin faili meçhul cinayet islendi, milyonlarca insan göç etti. Ülkenin gelisimine harcanmasi gereken kaynaklar savasin sürdürülmesine harcandi… Ancak siddet çözüm olmadi. Zaman zaman Türkiye’yi yönetenler de siddetin bir sonuç vermeyecegini gördüler. Örnegin Tansu Çiller bile ‘Bask modeli’nden bahsetti, ya da Mesut Yilmaz ‘AB’nin yolu Diyarbakir’dan geçer’ dedi, yani siddet politikalarinin çikmaz oldugunu gördüler; ama statükocular onlari susturdu.
Sonra Özal yeni bir süreç baslatti. Onun girisimiyle PKK 1993’te tek yanli ates kesti. Özal ‘Federasyonu bile tartismaliyiz’ dedi. Ama bildiginiz gibi bu süreç 33 asker olayi ile sabote edildi. Özal ve ekibinin tasfiyesi sonrasinda bu süreç de sona erdi.
Öcalan yakalanip, Imrali’ya getirildiginde PKK yine silahlari susturdu, silahli güçlerini sinirin ötesine çekti, Uzunca bir süre silah sikilmadi. Ancak Devlet çözüme yanasmadi. Silahlar su ya da bu nedenle yeniden konustu.
AK Parti Iktidari baslayinca da ‘Kürt açilimi’ adi altinda yeni bir süreç baslatildi. Sorun kabul edildi ve siddetle çözülmeyecegi ifade edildi. TRT 6 Açildi. Basbakan ve Cumhurbaskani olumlu demeçler verdiler. Ama bu kez sinira giden Genelkurmay Baskani oradan verdigi demeçte, ‘Biz buradayiz, af yok, anadilde egitim yok!’ diyerek hükümet ne derse desin, kendi bildiklerini yapacagini ifade etti.
Ama o günden bu yana çok sey degisti. Simdi militaristler, darbeciler yargilaniyor. Bu gelismeler önemlidir.
Öte yandan Kürt sorunu ilk kez bu kadar genis, bütün boyutlariyla rahatça, gazetelerde, TV’lerde tartisiliyor. Bu da çok önemli bir durumdur. Çünkü eger bir sorunu özgürce tartisabiliyorsak çözümü de buluruz demektir.
Bildiginiz gibi bir Oslo süreci yasandi, ama görüsmeler erken desifre edildi ve tikandi.
Son zamanlarda Öcalan’la baslayan yeni bir süreç var. Hükümet bu süreci ‘PKK ye silah biraktirmak’ olarak açikladi. Öcalan da bir mektupla örgütüne silahlarin birakilmasini ve mücadelenin siyasal yöntemlerle yürütülmesini önerdi.
Biz geçmisten beri PKK’nin silah birakmasini hep istedik, Silahlar sussun, siyasetin önü açilsin dedik. Bugün de PKK’nin silah birakmasi sürecini destekliyoruz. Inaniyoruz ki 25 milyonu bulan Kürt halki taleplerini siyasi olarak dillendirirse sonuca olasir.
Dünya degisti, Ortadogu degisti, Türkiye’de degisiyor. Mücadelenin yeni biçimleri öne çikiyor, Barisçil siyasal yollara güvenmeliyiz.’
Silahlarin birakilarak sinir disina çekilme konusundaki tartismalari da degerlendiren Burkay, ‘Silahi birakanlar evlerine dönebilmeli. Niye ‘sinir ötesine gitsinler’ deniyor? Anlayabilmis degilim. Sinirlarin ötesine gittiklerinde sorun çözümlenmis mi oluyor? Dogrusu silahlar susarken siyasetin yolunun açilmasidir.
Burkay, Silahlari birakmanin elbet gerekli ve önemli oldugunu, ama bunun tek basina çözüm ve baris sayilamayacagini söyledi. ‘Gerçek çözüm Kürt halkina esitlik temelinde haklarini tanimaktir. Gerçek baris da budur.’ Agri isyani sonrasini hatirlatan Burkay söyle dedi: ‘ O zaman Istanbul gazetelerinde çizilen karikatürlerde, Agri dagi bir mezar gibi gösterilerek ‘Muhayyel Kürdistan burada meftundur’ denmisti. Yani isyanci güçleri ezince sorun kendilerince bitti saniliyordu. Ama öyle olmadi. Kürt halkinin direnisi devam etti.’
Güney Kürdistan’da yürütülen mücadele deneyimlerini de aktaran Burkay, ‘Özetle Kürt halkinin haklari teslim edilmeyinceye kadar sorun çözülmüs olmaz, gerçek manada baris da olmaz’ dedi.
Burkay söyle devam etti: ‘Kürtler kendi kendilerini yönetmeli. Biz esitlik temelinde federasyon öneriyoruz. Kürt diliyle ilkokuldan üniversiteye kadar egitim yapilabilmeli, Kürt halki dilini hayatin her alaninda özgürce kullanabilmeli, kültürünü özgürce yasayabilmeli.
Çözüm esitlikten geçer.’
Ulusal sorunlarin çözümüne yönelik uluslararasi deneyleri; Vietnam, Kanada ve Belçika örnekleriyle anlatan Burkay, ‘biz esitlik temelinde federasyon istiyoruz. Federasyon da bir halkin kendi kaderini tayin etme biçimlerinden biridir. Türk halki da kabul ederse devlet bastan asagiya federal tarzda yeniden yapilanir. Bize göre Kürt halkinin bulundugu dört ülkede de federasyon uygun bir modeldir. Geçmiste Irak ve Iran sinirlari içinde yasayan Kürtler otonomi talep ediyorlardi. Bugün durum degisti. Irak Anayasasi’nda federasyon kabul edildi. Benzer bir çözüm Kuzey için, Dogu ve hatta Suriye’deki Kürt bölgesi için de olabilir. Bizim çözümden anladigimiz budur. Çözüm için hükümet ve muhalefet partileri projelerle ortaya çikmalidir.
‘Acaba yakin zamanda bizim projemiz yani federal çözüm uygulanabilir mi diye sorulabilir. Hükümet, muhalefet, Türk halki, Kürt halki çözüme hazir mi? Kuskusuz bunun için zaman ister. Ancak çözüm istiyorsak simdiden kimi adimlar atilmali. Çözümün zemini hazirlanmalidir. Örnegin yeni anayasa çözüme uygun olarak hazirlanmali. Kürt sorununun çözümü ve demokratiklesme açisindan uygun bir zemin olmali. Yeni anayasa anadilde egitime, yerinden yönetime olanak sunmali; herkesi Türk sayan vatandaslik tanimi yerine tüm etnik gruplari, renkleri kapsayan bir vatandaslik tanimi olmali. Elbette ki zihniyet de degismeli, toplum sartlanmalardan, önyargilardan arindirilmalidir. Yillar yili toplum ürkütüldü, Kürt halkinin talepleri ‘bölücülük’ sayildi. Oysa Kürt halkinin hak ve özgürlügüne kavusmasinin Türk halkina bir zarari olmadigi, aksine ileri bir demokrasi ve yan yana baris içinde yasamak için bunun gerekli oldugu anlatilmalidir.’
Burkay söyle devam etti: ‘Salt silahlarin birakilmasiyla her sey bitmeyecek. Kürt halki talepleri dogrultusunda mücadelesini barisçi siyasal yöntemlerle sürdürecektir.
Inaniyorum ki silahlar sustugunda, çatismadan, savastan, kandan beslenen partiler silinecektir. Kürt toplumu da çogulcu bir yapiya sahiptir, siyasi yapisi da çogulcu olmali, siddet dislanmalidir. Devletin degismesini isterken Kürt tarafi da degisime hazir olmalidir.
Çaga uygun bir degisime, demokratik iliskilere ihtiyaç oldugu ortadadir.’
HAK-PAR’in Kürt sorununun çözümünü programinin merkezine koydugunu ve demokratik isleyisi esas aldigini hatirlatan Burkay, Kürtler arasinda geçmisten bu yana ortaya konan birlik çabalarini da özetledi. ‘HAK-PAR da bir birlik projesi olarak kuruldu. Halen farkli kesimlerden gelen kadrolar birlikte çalismaktadir. Ancak, ne yazik ki güçlü bir birlik olusturulamadi. Bu gün BDP ve HAKPAR disinda önemli miktarda Kürt siyasetçisi, kitlesi var. Bunlar grup veya kisisel olarak siyasetle ilgilenseler de önemli bir kesimi seyirci konumundadir.
Biz HAK-PAR’in programini ve demokratik isleyisini benimseyen herkese açigiz. Meseleye yetmisli yilarin penceresinden bakmamaliyiz. O zaman ideolojik farkliliklar nedeniyle parçali bir yapi vardi. Artik durum degisti. Biz çok farkli geleneklerden gelenler bir arada çalisabiliyoruz. HAK-PAR geçmise ait hiçbir grubun partisi degildir, programini ve çalisma tarzini benimseyen herkese açiktir.’ dedi
Konferans soru ve cevap bölümüyle devam etti. Burkay kendisine yöneltilen bir soru üzerine; ‘AK Parti silahlarin birakilmasi yönünde samimi, ancak çözüme yönelik ortaya koydugu bir projesi olmadi. Olacak mi? Görecegiz.’ dedi. Kosullar olustugunda en muhafazakar partilerin bile degisebilecegini anlatan Burkay, Güney Afrika da siyahi halkin mücadelesini ve Irkçi rejimin lideri De Clark’in rolünü aktardi. Degisimi AKP mi, PKK mi yoksa ABD mi baslatti sorusuna ise ‘bence degisimin dügmesine degisen kosullar basti. Ülkedeki ve dünyadaki degisim Türkiye’nin önüne Kürt sorununun çözümünü ve demokratiklesmeyi getirdi’ dedi.
‘Mesele hükümetin samimi olup olmamasi degildir, güç dengesi meselesidir. Halkimizin mücadelesi dogru kanallarda gelistikçe meydana gelecek güç Devleti adim atmak zorunda birakacaktir’ diyen Burkay, baska bir soru üzerine ‘Önemli olan ‘Öcalan’in mektubundaki esas mesajdir. O da silahlarin birakilmasidir. Biz bunu olumlu buluyoruz. Bizim amacimiz üzüm yemektir. Siyasetin önünü açabilecek bu durumu önemsemek gerekir’ dedi.
Dengê Kurdistan


