ABD’nin Türkiye’yi asagilayici resmi açiklamasi
T24’teki kösesinde “NATO’daki adamimiz” baslikli bir yazi kaleme alan gazeteci yazar Hasan Cemal, Türkiye’nin YPG’ye karsi veto santajinin NATO’da bir karsilik bulamadigini ve yalnizlastigini dile getirdi. Rusya’nin Erdogan’i Nato’daki adamimiz seklinde tanimladigina dikkat çeken Cemal, Türkiye’nin yandas medyanin yaniltici haberlerinin aksine Nato zirvesinden düsündügünün aksine olumsuz bir tabloyla döndügünü vurguladi
ABD’nin Nato Zirvesi’nin ardindan gerçeklestirdigi açiklamada Türkiye’nin aleni bir sekilde asagilandigini ileri süren Hasan Cemal’in yazisinin ilgili bölümü:
NATO Zirvesi’ne gelince..
Önce hatirlayalim.
Vladimir Florov, 14 Nisan 2019 tarihli Moscow Times gazetesinde Our Man in NATO (NATO’daki Adamimiz) baslikli yazisindaki su satirlari okuyalim…
Moskova, yakinda tek bir kursun
atmadan, tek bir tank
sevketmeden veya tek bir internet
trolü kullanmadan sadece
anahtar bir ülkeyi NATO askeri
sisteminin disina çikarmak
suretiyle NATO’nun birligini
tahrip etmeyi basarabilir.
Dahasi, bu çabasi için üstüne 2.5 milyar dolar kazanmis olur.
Ve bütün bu hedefleri herhangi
bir yaptirima da maruz kalmadan
vurabilir.
Burada bahsettigim tabii ki
Türkiye Cumhurbaskani Recep
Erdogan’in S-400 hava savunma
sistemi satin alma karari…
NATO’nun son Londra Zirvesi’ne açilan süreçte ve zirvede yasananlar, Vladimir Florov’un 14 Nisan 2019 tarihli makalesinin çerçevesine oturuyor.
Zirve sürecinde Erdogan…
Zirve sürecinde neler oldu?
Erdogan, Amerika’yla yasanmakta olan ve ABD Kongresi’nin Yaptirim Kanunu’na da takilan S-400 füze krizini, Suriye’de PYD/YPG konusundaki kendi taleplerine baglama ve bunu karsi yaptirim olarak kullanma taktigini benimsedi.
Nasil mi?
Türkiye’nin de yillardir hazirlanmasina katildigi Polonya ve Baltiklar’daki yeni konuslanma ve operasyon planlarini veto etme tehdidiyle.
Neye karsi?
NATO’nun, YPG’nin terörist bir örgüt oldugunu kabul etmesi sartiyla.
“Aksi takdirde veto ederim bu planlari ve asla uygulanamazlar” dedi.
Putin’in ve Rus Genelkurmayi’nin da arayip bulamadigi zaten bu degil miydi? Yani, “birisi çiksa da NATO’nun bu planlarini veto etse, hem NATO zaaf içine düsse, hem de biz rahatlasak” diye düsünmedikleri söylenebilir miydi?
Peki bu üç konunun birbiriyle ne alakasi vardi?
Herhalde vardi ki, Türkiye en üst makam sahibinden, Disisleri ve Savunma Bakanlarina gelene kadar her agizdan, zirve öncesinde veto ederiz deyip durdu.
Ne almak için?
NATO’nun YPG’yi terörist olarak tanimlamasini saglamak için…
Bir taraftan da bu veto tehdidiyle, “NATO’ya S-400’leri de kabul ettiririz” diye düsünmemis olamazlardi.
Esasen Türkiye ile ABD ve NATO arasindaki en güncel ayrilik buradan kaynaklanmiyor mu?
Erdogan-Trump dostlugu mu?
Herhalde tüm bu karmasik denklemlerde Erdogan, Trump’la kurdugu dostluga güveniyordu.
Ancak, kendisi su anda Kongre’de ciddi bir azil tehlikesiyle karsi karsiya olan Baskan Trump da, Türkiye basta olmak üzere, dis konulari Kongre nezdinde adeta birer koz olarak kullanmaya çalisiyordu.
Erdogan’in göremedigi bir sey vardi. Trump geçen seferki gibi, tavsan kaç tazi tut taktigi güdüyordu.
Bir yandan Erdogan’a gaz veriyor, diger yandan kendine yakin Kongre üyeleriyle Türkiye aleyhindeki karar tasarilarini birer birer Kongre’ye sunuyor ve Demokles’in Kilici’ni Türkiye’nin üzerinde sallamaya devam ediyordu.
Geçelim.
Tekrar zirveye gelelim.
Zirve daha baslamadan, yanlis hesap Bagdat’tan döner deyimindeki gibi, bu defa Paris’ten döndü.
Macron’dan Erdogan’a…
Cumhurbaskani Macron, Trump’in kendisini asagilayici tavri karsisinda, canli yayinda ve bütün dünyanin gözü önünde dedi ki:
Türkiye zaman zaman ISID
taseronu güçlerle çalisiyor.
Dedi ki:
ISID’e karsi omuz omuza
mücadele ettigimiz YPG
konusunda Türk Cumhurbaskaninin kafa karisikligini
asmasi gerekmektedir.
Bunun arkasinda tabii zirve öncesi Macron’un NATO’ya yönelik, “Beyin ölümü yasiyor” sözlerini Erdogan’in kendi üzerine alarak, “Ey Macron sen önce kendi beyin ölümüne bak” gibi, gerekliligi de tartismali sözlerinin dogurdugu soguk hava yatiyordu. Erdogan böylece Macron’a Türkiye’yi dogrudan itham altinda birakma firsatini da kendi eliyle vermis oldu.
Sonucun anlamsizligi…
Zirve’den ve Erdogan’in Trump ile görüsmelerinden çikan sonuç, tek kelimeyle “anlamsiz”dir.
Anlamsizdir çünkü…
Bir:
Bu kadar bagiris çagirisa karsin, YPG’nin terörist oldugu konusu zirve gündemine bile alinmadi
Iki:
Baltik operasyon planlari -birakin veto’yu- Türkiye’ye kabul ettirildi.
Üç:
S-400’lerin NATO’ya entegrasyonunun asla kabul edilemeyecegi Zirve Bildirisi’ne girdi.
Dört:
Bu da yetmedi, Erdogan-Trump görüsmesinden sonra ikisi de “çok basarili geçti” derken, birden bire Beyaz Saray resmi internet sitesinde yapilan açiklamanin ilk cümlesinde, “Görüsmede Türkiye’nin Ittifaka yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesinin önemi vurgulandi” ifadesi yer aldi.
Yani?
Türkiye’ye bir bakima denilmis oldu ki:
Sen önce Ittifak’in birligini,
uyumunu, etkinligini
tehdit etmekten vazgeç,
yükümlülüklerini yerine getir,
sonra bakariz.
Bu kadar asagilayici…
Bunca yildir bu süreçleri ve zirveleri takip ederim, bu kadar vaveyla ve kuru gürültüden sonra, hem de yakin dostunuz oldugunu iddia ettiginiz bir ABD Baskan’iyla “basarili geçti” denilen bir görüsmeden sonra böylesine asagilayici bir resmi açiklamayi ilk defa gördüm.
Bari nezaketen “müttefiklerin yükümlülüklerini yerine getirmesi” falan diyerek, zevahiri kurtarsalardi. Onu da yapmamislar…
Peki, ne oldu veto’ya?
YPG’nin terörist olarak tanimlanmasi talebine?
S-400’lerin kabul ettirilmesine?
Oraya ne için gittiniz, ne alip döndünüz?
Neymis?
Zirve Bildirisi’nde “terörün her türüne karsi olundugu” yer almis, bu da basariymis…
Insan utanir.
NATO’nun özellikle 11 Eylül’den sonra açiklanan her sonuç bildirisinin amentüsü, “teröre karsi ortak mücadele konusunda kararlilik”tir.
Ne yapacakti NATO?
Teröre karsi degilim mi diyecekti? Geçiniz…
Olan bellidir.
———————————————————
T 24- 6 Aralik 2019
Hasan Cemal