Açilim paketleriyle, aç aç geceleri

Hükümetin Kürt sorunuyla ilgili açilimi ve bunun için hazirladigi paketler, birbirini izliyor. Açilan paketlerin sayisini bile unuttuk. Açilan onca pakete karsin, sorunlar hala çözüm yolunu girmis degil.
Sizlerin de bildigi gibi TÜrkiye Cumhuriyeti, Osmanlinin çok renkli yikintisi üzerine kuruldu. Kemalistler bu renklilige inat kurduklari devleti, tek irk, tek sinif, tek dil, tek bayrak, tek din ve tek kültür ilkeleri üzerine dizayn ettiler.
Tarihi ve sosyolojik gerçeklere ters düsen bu durum, en çok Kürt sorununda kendini gösterdi. Kürtler bu ilkel ve akil disi projeye karsi çiktilar. 90 yil boyunca süren kararli direnis sonucunda Türk yöneticileri Kürt varligini kabul etmek zorunda kaldilar.
Kaldilar da ne oldu? ‘Kürt realitesini kabul ediyoruz’ dediler, sonra agizlarindan bir ‘Ammaaa’ sesi çikarip, sorunun çözümünü engelleyen sözleri pes pese dizmeye basladilar.
Hiç unutmam, Tansu Çiller’in basbakan oldugu dönemde, hazirlanan paket üzerine bir grup arkadasla sohbet ediyorduk, birisi bana sordu:
-Yilmaz agabey, sence bu paketten ne çikar?
O günlerde yine mizahi bir ruh hali içindeydim. Soruya söyle cevap vermistim:
-Vallahi arkadaslar, Çiller’in paketinden burnuma pis kokular geliyor. Bence bu paketin içinden çiksa çiksa, bir kaç boktan açilim çikar.
Gerçekten de öyle olmustu. O günden bu yana açilan paketler, Kürt sorunu gibi agir bir sorunu, çözüm yoluna koymadigini hepimiz gördük.
Biliyorum, hepiniz bu yazinin nereye gidecegini, bu ‘Aç aç gecelerinin’ neyin nesi oldugunu merak ediyorsunuz. O zaman sadede gelelim
Bildiginiz gibi, Türk devleti Kemalist rejim ile yönetiliyor. Partiler kurulmus, seçimler yapilmis, iktidarlar kurulmus, bunlarin hepsi fasa fiso görüntüler. Kim iktidar olursa olsun, Türk devletini Mustafa Kemal’in askerleri yönetiyor. Mustafa Kemal’in bilim adamlari, gazetecileri, yazarlari, sanatçilari, feministleri, kapitalistleri, politikacilari, lumpenleri de, askerlere destek veriyor.
90 yildan bu yana uygulamaya konulan bu resmi ideoloji, esyanin tabiati geregi, kendine özgü bir kültür yaratmis bulunuyor. Bu üst yapinin en çarpici bölümü de ‘Türk kisla kültürüdür.’
Bu bölümün en çarpici kesimi de Mustafa Kemal’in askerlerinin yaptigi küfürler ve düzenledikleri Aç aç geceleridir. 12 Eylül döneminde, durusmaya gitmek için cezaevinin ana koridorunda hazirolda bekliyorduk. Diyarbakir Kasabi dedigimiz Yüzbasi Esat Oktay Yildiran, elleri arkasinda önümüzde bir kral hasmetiyle gidip geliyordu. Bir ara durdu, basini kaldirdi ve bagirarak söyle dedi:
-Kulagima geldigine göre, içinizden bazi kimseler, siyasi savunma yapmak istiyormus. Böyle bir sey yapanin anasinin …mina jiple girer, tankla çikarim, anladiniz mi?’ Ömrünüzde hiç böyle bir küfür duydunuz mu?
‘Aç aç gecelerine gel hemsehrim’ dediginizi duyar gibiyim. Haklisiniz, simdi sira ona geldi.
Mustafa Kemal’in, devlet bütçesinden yüksek maas alan rütbeli askerleri, zaman zaman maas almayan rütbesiz askerler için, aç aç geceleri düzenlerdi. Bu gecelerde bir kaç tane etli butlu dansöz de bulunurdu.
Bunlar sahnede oynarken askerleri moralize etmek, sevindirmek ve neselendirmek için, eteklerini biraz yukari kaldirirlardi. O zaman askerler bir agizdan ‘aç aç’ diye bagirirlardi. Kadin, etegini biraz daha yukari kaldiridi. Askerler heyecanlanip daha gür bir sesle ‘aç aç’ diye bagirirlardi. Tüm askerler, etegin kasiklara kadar çikacagi hayaliyle ayaga kalkip, çilginlar gibi tempo tutar ‘aç aç, aç aç’ diye bagirirlardi.
Bir an gelir dansöz etegini yukari çikarma yerine serbest birakirdi. Kadinlarin diz kapagini bile göremez duruma düsen askerler, büyük bir hayal kirikligi içine girerlerdi. Ahlar! vahlar! puflar! Yeri gögü inletirdi.
Ama bu isin erbabi olan kadinlar, bu durumun fazla uzamasina izin vermezlerdi. Eteklerini yeniden yukarilara çekerlerdi. Ve askerler büyük bir umutla ‘aç aç’ diye bagirirlardi. Bu durum saatlerce sürerdi. Zavalli askerler saatler boyu, umutla umutsuzluk, sevinçle hüzün arasinda gidip gelirlerdi.
Kürt sorunu için hazirlanan paketler, Mustfa Kemal askerlerinina ‘Aç aç’ gecelerine benzemiyor mu? Hükümet açilim der demez, hepimiz heyecanla ayaga firlayip çilginca aç aç diye bagirmadik mi? Paketlerde dise dokunur bir sey çikmayinca da hüzünlenmedik mi? Büyük umutlar baglanan son paketin durumu da öyle degil mi?
Kürt sorununu çözme iddeasinda bulunan tüm insanlara buradan soruyorum, aç aç demeye devam mi edelim, yoksa aklimizi basimiza devsirip, sorunu kökünden çözecek baska bir yol mu bulalim?
Yilmaz Çamlibel
