Makale

Ahmet Altan’in arsivdeki dosyasi

Gözaltina alindigi 10 Eylül 2016 yilindan beri Ahmet Altan için her türlü algi operasyonu yapildi.

Varakpârelerde, söylemedigi söz söylenmis gibi, yazmadigi yazi yazilmis gibi sunuldu.

Siyasallasmis mahkemeler tekzip müessesini isletmedi. Varakpâreler yetmezmis gibi televizyonlardaki mâlum zevat, Ahmet Altan’in 2012 yilinda ayrildigi Taraf gazetesi mansetleri üzerinden utanmadan hem savci, hem hâkim oldular, mahkeme kurup hüküm verdiler.

Arsiz ve salyali saldirganliklari da cabasi. Ama bu düzmece programlarin hiçbirine, Silivri’de hücresinde savunmasiz tutulan Ahmet Altan’in avukati çagrilmadi, programa baglanma istegi ise hep reddedildi. Müptezel hayâsizligin merkezi trollesmeden ise söz etmeye bile gerek yok. Bunlarin hepsi hukukun geri dönmesini beklemek üzere, büyük bir sogukkanlilikla hukuk adina not edildi, arsivlendi. Bugün çok farkli bir durum var. Azrail’le akit yapmis olan bir katil virüs kol geziyor. Kapasitesini çok fazla asmis hapishaneler ve ileri yasta olanlar büyük bir tehdit altinda. Hapishanedeki yasli insanlar ise iki kere yasam tehdidi ile karsi karsiya. Yeni Infaz Yasa Tasarisi’nin vicdan, hukuk ve demokratiklesmeyi içermeyecegi anlasiliyor. Bugüne kadar söz edilmeyen tek sey, Ahmet Altan’in Yargitay’da arsivde bekleyen dosyasinin içerigi.

Otoriter rejim hukuk devletinin temel niteligi olan ‘hukuk güvencesini’ yok etti. Anayasa’ya ve Türk Ceza Kanunu’na göre suç sayilmayan her sey suç sayildi. Cebir ve siddet ile iliskisi olmayan insanlar ‘islemedikleri suçlar’ için savunma yaptilar. Ahmet Altan da ‘suç olmayan suçlarla’ suçlandi. Nitekim dosyasinin en son hâlini inceleyen Anayasa Mahkemesi Baskani, Baskan vekili ve üç diger hukukçu üye Ahmet Altan’in temel, suçsuz yere tutuklandigini, hak ve özgürlüklerinin ihlal edildigini kayda geçirdi. Herkesin sessizlikle geçistirdigi ‘suç olmayan’ suçlamalara geri dönüp Yargitay’da epeydir arsivde bekleyen dosyadan temel ‘suç delilini’ aynen aliyorum: 12/05/2016 tarihli “Mutlak Korku” baslikli, 14/06/2016 tarihli “Ezip Geçmek” baslikli ve 10/07/2016 tarihli “Montezuma” baslikli köse yazilarini kaleme alan…

Ahmet Altan, yaziyi ve düsünceyi ‘terör’ suçu hâline getiren 220/7. maddesinden suçlandi. Düsünceyi ifade etmek, yazi yazmak, ‘Hiyerarsik yapisina dahil olmamakla birlikte silahli terör örgütüne yardim etmek’ suçu sayildi. Ve ayni suçtan suçlanan emniyet müdürleri, valiler iki yil cezaya çarptirilirken bu üç yazi nedeniyle Ahmet Altan 10.5 yil hapis cezasina çarptirildi. Ahmet Altan’a zulüm etmek için çildirmis olanlarin söz etmek istemedigi hukuksal tablo bu. Siyaseten düsman kabul ettigini hukuksuz olarak cezalandirma çildirmasi.

Onun için suçlandigi dosyadan söz etmiyorlar, edilmesini de engelliyorlar. Hukuksal güçsüzlügün ve haksizligin siyasal barbarliga dönüstügü bir canavarlikla karsi karsiyayiz. Hukuken asla olmayacak bir çaba içinde olmak, hukuk sistematigini de hukukun o muhtesem mantigini da hiç beklenmeyen düzeylerde bile dinamitliyor… Dosyada, hukuken hiçbir karsiligi olmayan ama yarin bir gün baskalari için kuvvetli bir iddianame hâline gelebilecek gerekçelere rastliyorsunuz: Mesela: …nihai amaci anayasal düzeni degistirmek olarak belirginlesen ve bu maksatla Devletin silahli kuvvetlerine sizan mensuplarinca silahli bir kalkisma/darbe gerçeklestirme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olarak görüldügü bir dönemde…

Madem böyle bir ihtimal vardi, neden önlenmedi… Mesela:

… örgütün, anayasal düzene karsi icra edecegi kalkisma öncesindeki sürece mutad siyasi muhalefet görüntüsü vermeye çalismak ‘Mutad siyasi muhalefet’ nedir?

‘Mutad siyasi muhalefet görüntüsü vermeye çalismak’ ne demek? Aradaki farki kim, neye göre, nasil anliyor ve bu suçlamanin yasalardaki suç maddesi ne? Böyle bir suç hangi yasanin hangi maddesinde yazili? Ve hukuken hiçbir karsiligi olmayan bu gerekçeler ‘subut bulan eylem’ sayiliyor.

Istanbul 26. Agir Ceza Mahkemesi de arkasina aldigi bu rüzgâr ile üç yaziya 10.5 yil hapis cezasi veriyor. Hükümle beraber verilen tahliye sonrasinda yargi tarihinde rastlanmayan bir ilk oluyor ve hükme tahliye yönünden itiraz ediliyor. Baskan’i hemen bu itiraz sonrasi ve verilecek karar öncesinde atanan Istanbul 27. Agir Ceza Mahkemesi tarafindan yeniden tutuklamaya dönüstürülüyor. Skandal çünkü savcinin hükümle verilen tahliye kararina karsi böyle bir itiraz yetkisi yok.

Skandal çünkü mahkeme hükümle dosyadan el çeker ve bu hükmü ancak Yargitay irdeleyebilir. Ne hükmü veren mahkeme ne de yan mahkemesi olan ilk derece mahkemesi dönüp o hükme dokunamaz. Bunlar herkesin gözü önünde yasandi.

Hukuk fakültelerinin ve hukukçularin gözü önünde oldu ve degisik örneklerle olmaya da devam ediyor. Sessizce izliyorlar. Çünkü ölçü hukuk degil, ölçü siyaset. Siyasi yamyamlik… Hukuku yok sayan siyasi yamyamlik ve bunun amigolugu bu topraklara maalesef yabanci degil… Simdi siyasi yamyamlik, hukuku konusturmadan konuyu gargaraya getirerek 70 yasinda ve dört yildir Silivri’deki Ahmet Altan’i Azrail’e teslim etmek çabasi içinde.

Bu sessizlige ortak olmamak için bu yaziyi yaziyorum ve eger hâlâ bir vicdan ve onun somut ifadesi olan hukuk var ise diye de hukuksal durumu yeniden duyuruyorum.

Mehmet Altan

Back to top button