Makale

Ahmet Altan’i bir hafta arayla hapisten çikaran, tekrar hapse atan güç nedir?

Devlet düzeninde bir kavga, ülkede kanli bir kaosun kapisini açabilecek bir iç kavga mi yasanmakta?..

Polisleri bekliyoruz.
Ahmet Altan’i alip götürecekler.
Aksama dogru yakalama karari çikti.
Evde sessizlik var.
Ahmet etrafi neselendirmek için ara sira hapishane hayatiyla ilgili espriler yapiyor.
Gülüyoruz ama…
Hepimizin halinden belli, bir sikinti yumagi içimizde büyüdükçe büyüyor.
Bir hafta önce ne kadar sevinmistik.
Simdi ise içimize hüzün çöktü.
Üst üste iki tweet atiyorum:

Bir hukuk cinayeti daha…
Adalet, hukuk, vicdan bunun neresinde?..

Ahmet arada bir pencereden bakiyor, polisler geldi mi diye…
Tuhaf bakisli adamla yüz yüze geliyoruz.
Hukuk ve adaletin irzina geçen mahkumiyet kararini, son günlerdeki ‘linç kampanyasi’ni bir kez daha düsünüyorum.
Demek Ahmet darbeci…
Demek Ahmet terör is birlikçisi… Demek Ahmet FETÖ’cü…
Hayir, bin kere hayir.
Ahmet her zaman demokrasi dedi.
Hukuk dedi.
Adalet dedi.
Özgürlük dedi.
Ve her zaman darbelere karsi çikti.
Asker-sivil darbecilerin karsisina dikildi.
Darbeci, cuntaci gelenegin temsilcileriyle sürekli mücadele etti.
Yazin bir kenara:
Ahmet Altan darbeci oldugu için hapse atilmadi.
Tam tersine…
Darbecilerle mücadele ettigi için, bu ülkede yazilariyla, romanlariyla darbeci zihniyetin ipligini pazara çikardigi için hapse atildi.
Tekrarliyorum:
Ahmet Altan’i hapse asker-sivil darbeci zihniyet atti.
Düsünüyorum.
Bir hafta önce Ahmet’i hapisten çikaran güç neydi, bir hafta sonra Ahmet’i tekrar hapse atan güç nedir?..
Bir soru aklima takiliyor:
Yoksa devlet düzeninde bir kavga, ülkede kanli bir kaosun kapisini açabilecek bir iç kavga mi yasanmakta?..
Bilemiyorum ama bu düsünceler hiç hayra alamet degil.
Apartmanin önünde gazeteciler…
Polislerin az sonra kapiya dayanacaklarinin isareti…
Sessizlesiyoruz.
Ahmet’le dayanisma fotograflari…

2018’in Subat ayinda Ahmet’ler ilk defa mahkum olduklarinda Varsova’dan yazdigim yazi aklima geliyor.

Heyy sen!
Kulagini iyi aç, dinle.
Bak Ahmet Altan savunmasinda ne diyor:
Her zorba, her zalim, her diktatör hukuku öldürmek ister ama hiçbirinin gücü buna yetmez.
Duydun mu?
Bak, ne diyor savunmasinda:
Hukuk ölümsüzdür.
Insanlardan uzakta, kendisine ihtiyaç duyanlarin gelip kendisine siginmasi için sabirla bekler.
Hukuku, bulundugu yüce zirvelerden alip topluma tasiyacak olan yargidir.
Her zorbanin, her diktatörün ilk hedefi yargi olur.
Kulagini iyi aç, bak Ahmet Altan ne diyor:
Artik generaller degil, yazarlar darbeci.
Niye böyle? Çünkü artik siyasi iktidar generallerden korkmuyor, askerî vesayet döneminin generallerinin bütün özlemlerini yerine getiren politikalariyla generallerden korkacaklari bir sey yok.
Ama yazarlardan korkuyorlar. Silahlar degil kalemler korkutuyor onlari. Çünkü kalem, silahin ulasamayacagi bir yere, toplumun vicdanina ulasiyor.

Kapinin zili derin derin çaliyor.
Polisler…
Bir kez daha sariliyoruz Ahmet’e…
Polislerin arasinda asansöre biniyor, birbirimize son kez el salliyoruz.
Bir hafta önceki sevinç…
Bir hafta sonraki hüzün…
Çok yazik.
Toplumda öylesine derin yaralar açiyorsunuz ki, memlekette kutuplasmalari öylesine keskinlestiriyorsunuz ki, ülke olarak insallah bir cehennem çukuruna yuvarlanmayiz.
Sevgili Ahmet kardesim;
Sen de biliyorsun.
Hiç kimse elestiri hakkimizi elimizden alamaz.
Farkli düsünme hakkimizi yok edemez.
Özgürlük, en basta ifade özgürlügü bizim alin yazimizdir.
Bak, Edward Said ne demis ‘Entelektüel’ adini tasiyan kitabinda:

Entelektüelin tek dayanagi, tavizsiz düsünce ve ifade özgürlügüdür.
Bu özgürlügün savunma hattini gevsetmek veya dayandigi temellerden herhangi birinin kurcalanmasina göz yummak, entelektüelin isine ihanet etmesi demektir.

Bizim ihanetle isimiz yok.
Adalet, hukuk, özgürlük kavgamiz devam edecek sevgili Ahmet, yine kucaklasacagimiz, hasret giderecegimiz günler uzak degil.
Kendine iyi bak kardesim.

———————————————————-

13 Kasim 2019

Hasan Cemal

Back to top button