AIDIYET VE FARKLILIKLARI YOK SAYAN’TÜRKÇÜ’ ANLAYISIN ‘ANDI’NIN ÖYKÜSÜ

Mustafa Kemalin ‘aydin’ olarak çok begenip taktir ettigi Doktor Resit Galip 19 Eylül 1932 yilinda Milli Egitim Bakani olarak atandi. Resit Galip 1933 yilinin 23 Nisan Çocuk Bayraminda çocuklara hitap etmek amaci ile yazdigi ve adina da ‘andimiz’ dedigi bu and metnini daha sonra tüm okullarda okutulmasi amaci ile Mustafa Kemale sundu. Mustafa Kemal derhal bunun bir yasa/yönetmelik yolu ile okullarda okutulmasini salik verince ‘andimiz’ hayatimiza girmis oldu.
Bu and, Millî Egitim Bakanligi Talim Terbiye Kurulu 10 Mayis 1933 tarih ve 101 sayi karari ile bu ‘ Ögrenci Andi’ olarak müfredata geçti.Bu metnin ilk orijinal hali söyledir:’ ‘Türk’üm, dogruyum, çaliskanim. Ilkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak; yurdumu, BUDUNUMU özümden çok sevmektir. Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir. Varligim, Türk varligina armagan olsun. Ne Mutlu Türk’üm Diyene!’
Ancak küçük yasta çocuklara ‘and’ yani ‘yemin’ olarak ettirilen/okuturrulan bu metin, 39 yil bu sekli ile okutulan bu ‘irkçi’ tekçi’ ve ‘buduncu’ metine 29 Agustos 1972 tarih ve 14291 sayili Resmî Gazetede yayimlanan ilkokullar yönetmeliginin 78 Maddesi uyarinca yeni bir paragraf eklendi.’ Ey bu günümüzü saglayan, Ulu Atatürk; açtigin yolda, kurdugun ülküde, gösterdigin amaçta hiç durmadan yürüyecegime ant içerim’
Böylece ‘Andimiz’ degisik sekli ile su biçimde okutulmaya baslandi.’ Türküm, dogruyum, çaliskanim; yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir Ülküm yükselmek, ileri gitmektir Varligim Türk varligina armagan olsun.Ey bu günümüzü saglayan, Ulu Atatürk; açtigin yolda, kurdugun ülküde, gösterdigin amaçta hiç durmadan yürüyecegime ant içerim.Ne mutlu Türküm diyene’
Ancak aradan 25 yil geçtikten sonra 1997 yilinda ‘andimiz’ son seklini , yani 2013 yilina dek okullarda okutulmus olan ‘bugünkü’ halini almis oldu.Millî Egitim Bakanligi Tebligler Dergisinin Ekim 1997 tarih 2481 sayisinda yayimlanan Millî Egitim Bakanligi Ilkögretim Kurumlari Yönetmeliginin 10 Maddesi en son hali ile ‘Andimizin ‘nasil okutulacagini resmi yazi ile belirtmektedir.Buna göre ‘Andimiz’:
‘ Türküm, dogruyum, çaliskanim,Ilkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.Ey Büyük Atatürk! Açtigin yolda, gösterdigin hedefe durmadan yürüyecegime and içerim. Varligim, Türk varligina armagan olsun.Ne Mutlu Türküm Diyene! ‘
ÖGRENCILERIN HER GÜN TEKRAR ETMESI TALIMATLA OKULLARA ILETILDI
18 Mayis 1933 tarih ve 1749/42 sayili Bakanlik genelgesi ile okullara gönderilmis olan talimat bugünkü Türkçe ile asagidaki gibidir.:
‘1- Her ögretmen bu and’i bulundugu sinifta tahtaya yazacak ve ögrencilerin defterlerine yazdiracaktir Ögrencilerin bu and’ i dogru olarak defterine geçirdikleri kontrol edilecektir
2- Ögretmen and’ i, ifade ettigi fikirleri, birer birer çocuklarin zihin seviyelerine uygun sekilde canli ve cazip bir dille anlatacak, çocuklarin and’ in anlamini iyice kavramalarina dikkat edecek, andda çocuklarin anlamadigi hiçbir nokta kalmamasina önem verecektir And’ da geçen (Türklük, dogruluk, çaliskanlik, yasa, küçükleri korumak, büyükleri saymak, yurdu, budunu (milletini) özünden çok sevmek, ülkü, yükselmek, ileri gitmek, varligimizin Türk varligina armagan olmasi) gibi ifade ve fikirleri çocuklarin iyice anlamalarina çalisacaktir
3- Ögretmen ögrencinin bu fikirleri ve ifadeleri iyice anlayip anlamadiklarini emin olmak üzere, her ifade ve fikir hakkinda çocuklara çesitli sorular sorarak, bu ifadeleri yerli yerinde kullanip kullanmadiklarini anlamak için ögrenciye cümleler kurduracaktir
4 -Çocuklarin bu andi anlamadan degil, ifade etmek istedigi düsünce ve duygularin iyice anlamlarini kavrayarak, onlari bütün benlikleriyle duyarak ve candan benimseyerek söylemelerine dikkat olunacaktir
5- Ögrenciye bu and ayakta ve hep birden söyletilecek, ögretmende ögrencilerin karsisinda ayakta durarak onlarla birlikte söyleyecektir
6- Bu andi söylerken ögrencinin saygisiz bir durum almamasina, dürüst ve ciddî durmasina ögretmen dikkat edecektir
7 -Çocuklar, candan duyduklari ve zaman geçtikçe anlamini daha derin bir biçimde anlayacaklari asil ve yüksek duygular ifade eden bu andi sevinç ve yüksek arzu ve ilgiyle tekrar ederken millî bir görevi yaptiklarinin bilincinde olmalidir’
ESKI CUMHURIYET SAVCISI VE CHP’LI ÖMER FARUK EMINAGAOGLU BEKLENTILERINI YÜKSEK TUTUYOR
‘ANDIMIZI YAZAN, EZAN’I DA TÜRKÇELESTIREN KISIDIR’
‘1932 yilinda Milli Egitim Bakani olan, 1933 yilinda Andimiz’i yazan Resit Galip, Ezani da Türkçelestiren kisidir’ ‘Andimiza kavusmusken elbette hiç kuskusuz ki, ‘bir gün Türkçe ibadete, Türkçe ezana da…’ diyelim.’
TC’NIN GEÇMISTEN GELEN ‘TEHDIT ALGILARI’
Türkiye””deki bu baskici ve yok edici politikalara fiilen karsi koyan ve baskilara baskaldiran,kendini devletin askeri siddeti karsisinda silahlanarak savunmaya kalkan Kürtler,bu nedenle TC için ‘tehdit algisi’ olmaya devam ettiler.
Kürt varliginin inkari TC’nin temel siyaseti , resmi görüsü ve olmazsa olmazi haline geldi. Kürtler söz konusu oldugunda, iktidar ve muhalefet, sagci- solcu hemen her kes; ayirimsiz ve kosulsuz ‘tek yürek’, tek görüs ve tek söz sahibi oldular. Çünkü ayni algilara sahiptiler ya da bu algi çikarlarina daha çok hizmet ediyordu.Siyaset kim daha çok Kürt ‘düsmanligi’ yapmak temelinde gelisiyordu.
Sovenizm ve irkçilik geçer akçeydi. Kürtlerin ‘asi’ ‘eskiya’ ,’talanci’,’kaba ve çirkin’ ‘pis ve pasakli’,’ cahil ve vahsi” katil ve terörist’ oldugu algisi topluma empoze edilmisti.Bu açik bir düsmanlik ilaniydi. Bu açikça Kürtleri ‘ötekilestirme’ anlayisiydi.’Tek’lesip, ‘Türklesemeyen’; Kürtler, TC tarafindan, bu kez de,asimile edilerek, ya da entegre edilerek’tedip’ edilmeye çalisildi. Bu ‘tedib’in arkasindan ‘sürgün’ ve ‘mecburi iskan’ geldi, ‘tedip ve tenkil’ de sonuç vermeyince, rejim bu ‘bas belasi’ Kürtlerden kurtulmak için, onlari, hapislerde çürüterek, olmadi ‘döverek’ o da olmadi ‘ öldürülerek’ sistem içinde tutmaya çalisti.
Türkiye””de yilarca, Kürt sorunu yok sayildi. Önceleri adlari ‘eskiyaya’ ‘hayine”yol kesiciye’ adi çikmis olan Kürtler, PKK silahlari konusturduktan sonra da bu kez bütün Kürtler bilinçli olarak’ ‘terörist’ ilan edildi.Ya da tüm Kürtlere ‘PKK’ li gözü ile bakildi.PKK’ye de ‘terörist’ denilerek, Kürtler esittir PKK; PKK de esittir terörizm önermesi dogrultusunda ‘Kürt sorunu yok, terör sorunu var’ algisi degismeden sürdürüldü. Kürt sorunu bilinçli olarak ‘terörize’ edildi.TC ye ve onun baskici politikalarina karsi gelen her Kürt ya da Kürt örgütü, bilinçli olarak ‘PKK’li’ ilan edildi. Demokratik Kürt muhalefeti görmezden gelindi. Kürt siyaseti de Türk siyasetine ve Kemalizme benzetilerek var olan çogulcu ve farkli anlayislar yok sayildi.
Barissever ve humaniter Kürt çevreleri, aydinlar, siddeti ve silah ret eden Kürt kisi ve kurumlar,iki tarafa da yaranamadilar.Iki silahli güç arasinda üçüncü yolu isaret edenler, baris, demokrasi ve diyalogu isaret edenler,baskilara maruz kaldi.PKK kendinden olmayanin ‘ devletten yana oldugunu’ ilan etti, devlet de, ‘kendinden’ yana olmayan her Kürde,’ bölücü ve hain ‘ dedi.
ALGILARIN DEGISME ZAMANI***
Degisim, kisilerin, kurumlarin ,toplumun ve rejimin egemen algilarinin degismesi ile mümkün olabilir. Degisim ve yenilenme toplumsal gereksinmelerin karsilanmasi için gereklidir. Eski egemen algilarin degismesi, toplumsal yasamin yeniden sekillenmesi bakimindan önemli bir evredir.
Eski egemen algilar zamanla gereksiz ve anlamsiz bir duruma gelebilir, toplumsal devinme bu eski algilardan , yani engellerden kurtulamadan gerçeklesemez. Bu edenle eski algilar yeni olusumlarin ve toplumsal degisimin önündeki en önemli engellerdir.
Mazlum-Derin baslattigi, daha sonralari çesitli Sivil Toplum kurumlarinin da destekledigi kampanyanin ardindan, Mazlum-Der’in ‘Andimizin’ ‘ irkçi ve ayirimci ifadeler içerdigi ‘ gerekçesi ile meriyetten kaldirilmasi basvurusu Danistay’dan geri geldi.
Danistay, geri çevirme gerekçesinde; o bildik ifadelere yer verdi: ‘ Türk kelimesi bir irkin degil, .. tüm vatandaslarin bir araya gelerek olusturdugu milletin ortak adidir.’ dedi. Ilgili Danistay dairesi oy birligi ile aldigi kararin devaminda ise :’ Ögrenci andi, yeni nesillere Türk Devleti ve milletinin ferdi olma onuru ve hazzini yasatmaya yönelik Anayasa ve yasalarda bulunan ifadelerden olusuyor.’ gerekçesini öne sürdü.
Kuskusuz ki Danistay bir Anayasal kurumdur. Bir üst uzlastirma kurumudur. Danistay’in Anayasanin ilgili yasalarina ragmen aksine bir karar vermesini beklemek ancak bir ‘ düs’ olurdu.
Türkiye”de milyonlarca ‘ Türk olmayan’ çocugun bu nedenle ‘ andimiz’i’ her sabah dinlemesi ve okumasi bir ‘ maküs talih’ olarak devam edecek anlasilan.
Anayasa tartismalarinin yasandigi, hemen tüm kisi, kurum ve kuruluslarin yeni bir Anayasanin gerekliligine isaret ettigi bu günlerde, bu küçük gibi görünen gelisme gözden kaçmis olabilir. Danistay’in ‘ret’ kararinin ardindan, anlasilan o ki Avrupa Insan Haklari Mahkemesinin yolu da açilmis görünmektedir.
Gelinen noktada, Anayasanin toplumun gereksinmeleri dogrultusunda degisme gereginin ne kadar yakici bir gereksinme oldugu görülmektedir. Elbette ki Danistay’in karari mevcut Anayasa ile çelisemezdi. Anayasa ve Yasalardan benzer ifade ve tabirlerin çikarilmasi durumunda ancak Danistay artik benzer gerekçeler ileri süremeyecek ve belki de ‘ yerinde’ bir kararlar verebilecektir. Bu nedenle bu gün Danistay’i çesitli ifadelerle suçlamak çok anlamli degildir.
Simdi gelelim gerekçede yer alan ve Danistay ilgili daire üyelerinde de egemen oldugu görünen mevcut yerlesik ve egemen algiya. Danistay kararinda yer alan ‘ Türk Devleti ve milletinin ferdi olma onuru ve hazzini yasatmaya yönelik’ oldugu ileri sürülen Andimizda yer alan ‘ Ne mutlu Türküm Diyene’ ve ‘Varligim Türk varligina armagan olsun’ ifadeleri onur ve hazzi yasatmaya mi yoksa kendine ve kimligine sayginin azalmasina ve mutsuzluga mi neden olur.?
Bu sorunun yaniti konusunda kiyas, nefis, vicdan , adalet ve merhamet duygularina bas vurmak gerekir. Örnegin Bulgaristan da, her sabah körpecik Türk çocuklarina ‘ Ne Mutlu Bulgarim Diyene.’ ve ‘Varligim Bulgar Varligina Kurban olsun’ andi empoze edilirse bu ‘Türk’ vicdanini rahatsiz etmez mi.? Kiyas, vicdan ve adalet çifte standartli olmayi bagislar mi.?
Türk Ulusu ,600 yillik Osmanli enkazi üzerine kuruldu. Osmanlilar o günlerde Türkleri tanimlarken ‘Etrak-i bi Idrak’ tabirini kullaniyorlardi. Bu algi, Yüzyildan fazla bir zaman öncesinden beri yerlesik olan bir Osmanli algisiydi. Simdi bu algiya itibar eden ‘ Osmanlinin devami’ hiç bir ‘Türk’ vatandasi yoktur. Yani sira, bu gün ‘ Türk olmadiklari ‘ halde, bu algida olan bir tek vatandasa bile rastlanmaz.
Türk Devleti Türklerin yani sira Osmanlida yer almis olan uluslar ve azinliklarin ‘bir araya getirilmesi ile’ olustu. Osmanli çogulcuydu. Türk Devleti ise ‘çogul’ etnisitelerden olustugu halde ‘tekçiligi’ ve ‘türkçülügü’ seçti. Bu gün var olan bir çok sorunun temelinde geçmisteki bu ‘inkarci’ ve ‘ret’ çi mantik yatmaktadir.
Geride kalan süre içinde, ‘Türkiye’ Türklerindir’ ve ‘ her kes Türktür’ anlayisi egemen bir algi olarak topluma empoze edildi. Bu ‘ret ve inkar’ algisinin üzerinden de yüz yila yakin bir zaman geçti. Gelinen noktada Türkiye”de yasayan her kesin ‘Türk’ olmadigi gerçegi ile yüzlesme sürecine girildi. Ama o eski algi hala degismedi. Türkiye”de yasayan ve ‘Türk olmayan’ halklarin, varligi, aidiyetleri, Ulusal kimlikleri ve haklari anayasal güvence altina alinamadi. Onlar için de, özgür ve demokratik bir yasam ortami saglanamadi.
Oysa ki toplum , artik bu eski algilardan kurtulmak istediginin isaretlerini veriyor. Bu degisim istemlerini görmemek, toplumsal gelisim ve degisim sinyallerini görmezden gelmek ‘ileri demokrasinin’ kurulmasini nasil mümkün kilar. ?Önce algilarin ve giderek de buna uygun Anayasa sözlesmesinin degismesi kaçinilmaz degil midir.?
Yasalar uyulmak içindir. Eger yasalara toplumun bir bölümü uymayip ‘itaatsizlik’ ediyorsa demek ki ülkede ciddi sorunlar var. Çünkü eski algilardan kurtulmadan, bu sorunlardan kurtulmak olanakli degildir. Bu nedenle tüm toplum kesimlerinin ve halklarin kendi ifadelerini bulabilecegi yeni bir vatandaslik sözlesmesine gerek vardir.
Çocuklarin onuru ve hazzi ancak böyle saglanabilir.
***( Bu makale Radikal gazetesinde daha önce yayinlanmistir.2013)
Latif Epözdemir