AK Parti Kongresi’nin düsündürdükleri
AK Parti artik eskidi. Belki de bu eskimeyi gidermek, genç ve dinamik bir görüntü sergilemek amaciyla, Kongre’de ‘fabrika ayarlarina dönmek’ slogani ile, ‘kurucu ilkeler’ meselesi sik sik telâffuz edildi.
Maalesef, siyasette bu mümkün degil. Sartlar ve toplum degisti. Ayni suda iki kere yikanabilir misiniz?
Filmi geriye sarip, hiçbir sey yasanmamis gibi yapabilir misiniz? Yaldiz döküldü. Restorasyon çabalari, AK Parti için hayat suyu olamaz. Zira hastalik çok derin. Virüs bütün bünyeyi sarmis durumda.
Yolsuzluklarin üzerine gidemedigi için, hatta himaye ettigi için, AK Parti kirlendi. Bu yüzden ‘kurucu ilkeler’ sözü hiç inandirici olmuyor. Bu ilkeler ‘3Y’ ile mücadeleyi kapsiyordu: Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar
* YASAKLAR Evet, basörtüsü ve imam hatip önündeki engeller kaldirildi ama ülkede hiç kimse yarinindan emin degil. Agzini açan ‘Cumhurbaskani’na hakaret etti’ diye yargi önüne çikariliyor; sudan bahanelerle evler ve isyerleri basiliyor.
* YOLSUZLUKLAR Yolsuzluktan söz etmeyecegim bile 17-25 Aralik dosyalari sahipsiz duruyor. Daha dogrusu, muhalefet bunlari sahiplendi fakat AK Parti’nin çabalari yüzünden yargi pisligin üzerini örttü. Parlamentodan da bakanlar için sorusturma karari çikmadi.
* YOKSULLUK Yoksullukla mücadelede sergilenen basari da istikrarsizlik duvarina çarpti. Herkes beklemede. Issizler ordusu büyüyor. Zaten hukuk devletinin askiya alindigi bir ülkeye ne yabanci sermaye gelir ne de yerli sermaye yatirim yapar. Dolar 3 TL’yi asti Fert basina milli gelir 10 bin dolardan 8 bin dolara düstü.
Bu sartlarda nasil ‘fabrika ayarlarina’ döneceksiniz? Nasil eski mazlum ve magdur insanlar olacaksiniz? Zulmü yapan sizsiniz. Herkese hakaret ve iftira atan sizsiniz. Tek adamin keyfi kararlarina boyun egen sizsiniz. Yolsuzluk iddialarini ‘darbe’ diye halka yutturmaya çalisan sizsiniz. Ilk kurulusunda böyle miydi AK Parti? ‘Kimsesizlerin kimsesi’ olmaya soyunmustu. O kimsesizlerin çigligi Ak Saray’in duvarlarini asabiliyor mu? Daha sirada Çengelköy’deki Vahdettin Köskü de var
Artik lüks arabalarda, uçaklarda seyahat ediyor, kösklerde oturuyorsunuz. Siz oturmasaniz bile, halka degil orada oturanlara yaranmaya gayret ediyorsunuz.
Ahmet Davutoglu’nu Kongre’de ‘kara bir mizah’ gibi izledim. Siyasi Erdem ve Etik Kurulu’nun kurulmasindan söz ediliyor. Ne etik kalmis ne erdem Bu kurul ne ise yarayacak?
AK Parti maalesef Türkiye’nin yasadigi en büyük ‘hayal kirikligi’ oldu. Zaten genel baskanlik koltugunda oturan kisi de, bir ‘sûret’ten ibaret. Gerçek güç, Tayyip Erdogan’in elinde. MKYK listesini de Davutoglu’na o empoze etti. ‘Aksi takdirde karsina Binali Yildirim’i çikaririm’ dedi. Davutoglu boyun egdi. Meger bu koltuk ne kadar tatliymis. O koltugu kaybetmemek için insanlar, itibarini kaybetmeyi göze alabiliyormus.
AK Parti-Saadet ittifaki
AK Parti’nin, 1 Kasim seçimlerinde, Saadet Partisi ile ittifaki düsündügü ileri sürülüyor. Ittifak sayesinde Saadet Partisi’nden alacagi 1 puanlik oy artisi dahi önemli olabilir ama buna mukabil, Saadet Partisi’nin, grup kuracak sayida milletvekili talep ettigi belirtiliyor. Pazarlik bu noktada kilitlendi. Zira AK Parti niçin seçimden hemen sonra ayrilacagini bile bile 20 milletvekilligini Saadet Partisi’ne biraksin?
Saadet Partisi’nin 2011’den itibaren aldigi oy oranlarina bakalim: 2011’de yüzde 1.2; 30 Mart 2014 mahalli seçimlerde (Il Genel Meclisi ve Ilçe Belediye Meclisleri’nin toplam oy orani) yüzde 2.7; 7 Haziran 2015 seçimlerinde, Büyük Birlik Partisi’yle girilen ittifak sonucunda alinan toplam oy yüzde 2.1.
Büyük Birlik Partisi’nin 2011’de yüzde 0.7, 30 Mart 2014 mahalli seçimlerinde yüzde 1.5 oy aldigi düsünüldügünde, 2015’te BBP+Saadet ittifakinin ilâve bir güç getirmedigi, aksine oy oraninin düstügü anlasiliyor. Bunun sebebi, 30 Mart 2014 mahalli seçimlerinde yolsuzluklara tepki olarak çok sayida kisinin bu 2 partiye yönelmesiydi. Bu yüzden 2014’te Saadet’in oy orani yüzde 2.7’ye çikarken, BBP de yüzde 1.5’e ulasmisti. Belli ki 7 Haziran 2015’te bu emanet oylar baska taraflara yöneldi.
Bana göre ittifak yapilsa da Saadet’ten AK Parti’ye dikkate deger bir kayma olmaz. Zira Saadet seçmeninin önemli bir bölümü, Tayyip Erdogan’dan ve yolsuzluklardan rahatsiz. AK Parti’ye yönelecek olanlar ise zaten ittifak kurulmasa da oylarini AK Parti için kullanirlar. Nitekim Saadet+BBP ittifakina ragmen, toplam oyda bir düsüsün müsahede edilmesi, o tarihte, Saadet seçmeninin bir bölümünün AK Parti’ye gittigini göstermektedir.
Bu tahliller neticesi, AK Parti+Saadet ittifakini ihtimal dahilinde görmüyorum. Böyle bir ittifak gerçeklesse dahi, AK Parti ilâve bir güç kazanamaz.
Ankara’ya liman!
AK Parti Ankara’ya liman kuruyor!!! Ne etik kalmis ne erdem ama Siyasi Erdem ve Etik Kurulu’ndan söz ediyorlar.
Iki yeni genel baskan yardimciligi ihdas ediliyor. Birisi insan haklariyla ilgilenecek, digeri sehir, kültür ve çevrecilikle
Insan haklari paspas edilmisken ya da tabiat göstere göstere katledilirken Çevre Bakanligi, çevreyi korumak için degil aksine, engelleri asip AVM’ler ve oteller insa etmek üzere örgütlenmisken, yeni genel baskan yardimciliklari göz boyamaya yetecek mi saniyorsunuz?
Denizi olmayan bir yere liman insa etmek gibi, her türlü erdemini ve ahlâkini kaybetmis, hukuku ayaklar altina almis bir siyasi anlayisi, sadece söylemle perdeleyemezsiniz. Uyumsuzluk ve çeliski apaçik ortada.
1 Kasim’dan sonra
Erken seçime gidilmesinin yegâne müsebbibi Tayyip Erdogan. Karari Meclis degil Cumhurbaskani aldi. Üstelik daha önceki cumhurbaskanlarinin aksine, hükümet kurulsun degil kurulmasin diye çaba sarf etti. Hepimiz Ahmet Davutoglu’nun, Kemal Kiliçdaroglu’na icraat yapacak bir koalisyon teklif etmedigini sadece seçimlere giderken 3 aylik hükümet önerdigini biliyoruz.
Peki 1 Kasim’da da ayni tablo ortaya çikarsa ne olacak?
Hiç süpheniz olmasin, bu defa koalisyon kurulacak. En yüksek ihtimal AK Parti-CHP koalisyonu. Tabii Tayyip Erdogan da ülkeyi erken seçime götürmenin faturasini ödeyecek. Meclis’i feshetme yetkisine sahip cumhurbaskanlari, bu yetkiyi kullandiklarinda ama seçmen tercihinde israr ettiginde, istifa ediyorlar. Böylece bedel ödemis oluyorlar. Erdogan bu kadarini yapmaz fakat kendisine fatura kesilmesini de engelleyemez.
1 Kasim’dan sonra ayni tablo ortaya çikarsa, hükümet krizinin kesinlikle devam etmeyecegini ve mutlaka bir koalisyon kurulacagini söyleyebiliriz. Bu durumda Ahmet Davutoglu’nun eli güçlenecektir. Tayyip Erdogan ise gücünden kaybedecek ve Meclis’in sorusturma dosyalarinin önünü açmasiyla birlikte muhtemelen hedef haline gelecektir.
—————————————-
Bugün-13 Eylül
Nazli Ilicak