Makale

AK Partiler ”Çikardigimiz yasa bize uygulanirsa ne olur?” diye düsünmeli… Iktidar ebedi degil çünkü…

AK Partiler ”Çikardigimiz yasa bize uygulanirsa ne olur?” diye düsünmeli… Iktidar ebedi degil çünkü…

Demokrasi neden beseri sistemlerin en mükemmeli olmadigi halde dünyada yaygin bir kabul görüyor?

Baska sebepleri de var, ancak benim degerli saydigim bir özelligi bunu hak ettiriyor: Iktidarlarin el degistirmesine imkan saglamasi…

Yöneticinin asil kanli oldugu için veya kendisinde böyle bir hak vehmettigi için ipleri sürekli elinde tutabildigi krallik, emirlik, diktatörlük gibi yönetim biçimlerinde, yönetici/ler, hiç degismeyeceklerini bildikleri için kural-disiliklara sapabiliyorlar; oysa iktidarin el degistirebildigi demokrasilerde kuralcilik agir basiyor.

Devletlerin yönetim kademesinde yer alanlar bir gün oradan gideceklerini hesap ettikleri için iktidarda bulunduklari sürece daha itidalli davraniyor, yarin kendi aleyhlerine de kullanilabilecek agir ve asiri kurallar getirmekten kaçiniyorlar.

Komisyonda görüsülen yasa

AK Parti iktidarinin OHAL’i kaldirirken onun yerini almasi için hazirdigi yasa teklifi bu açidan hayli sasirtici. Getirilmek istenen sikica yönetim, eger iktidarda baska bir parti bulunsaydi en fazla AK Partili siyasetçilerden tepki çekecek maddeler içeriyor.

24 maddelik yasa adi konulmamis bir OHAL -hatta sikiyönetim- anlayisiyla hazirlanmis görünüyor.

Kamu çalisanlarini, akademik personeli sorgusuz sualsiz görevlerinden uzaklastirmak, isten çikarmak, yakinlarinin pasaportlarina el koymak, yanlis muameleye maruz birakildigi anlasilanlarin tazminat haklarini ellerinden almak anayasaya aykiri tasarruflar…

[Burada araya girmekte yarar görüyorum: Osmanli’ya biraz özlemle, biraz ilham kaynagi olarak bakilan bir dönemde mahzurlu görülenlere yurtdisi yasagi getirmeyi anlamakta zorlaniyorum. Bugün pek çok genç bilim insaninin, haklarinda ‘kusku’ duyuldugu için, pasaportlari ellerinden aliniyor; yurtdisinda is buluyor, ancak bu sebeple çaresiz kaliyorlar. Oysa Osmanli bunun tam tersini yapar, ‘kusku’ duydugu kisilerin içeride kalmasini sakincali bulurdu. ‘Menfa’ (yurtdisina gönderme) cezasi yaygin biçimde uygulanir, Sultan II. Abdülhamid, üstelik, kendisine karsi çikanlarin cebine para da koyarak, baska ülkelere gitmelerini kolaylastirirdi da.]

Demokrasilerde siyasilerin ”Ya muhalefete düsersek ve çikardigimiz yasalar bizler ve bizim çizgimizdeki kisiler, gruplar, örgütler hakkinda da uygulanirsa” endisesiyle hareket etmesi beklenir.

AK Parti öyle davranmiyor, tam tersine sanki hiç iktidardan gitmeyecekmis gibi kendi aleyhine kullanildiginda büyük magduriyetler yasatabilecek yasalar çikarmakta tereddüt etmiyor.

Oysa, biliyoruz, AK Parti son bes yil içerisinde tam iki kez Meclis çogunlugunu kaybetti. Önce 7 Haziran 2015 seçiminde oylari yüzde 40’a yaklasti ve kendisinin iktidarda devamini saglayacak sayida milletvekili çikaramadi; son olarak da 24 Haziran seçiminde 600 üyeli Meclis’te ancak 295 milletvekiline sahip olabildi. (Bakan olarak atandiklari için istifa eden 4 milletvekili ile TBMM baskani çikarildiginda, AK Parti mevcudu 291’e düsmekte.)

Ilk kazayi derhal erken seçime giderek, ikincisini de ‘MHP ile ittifak’ olusturma yoluyla atlatabildi AK Parti. (Ittifak MHP’ye ayak uydurma zorunlulugu getirdi AK Parti’ye.)

Bir sonraki seçimde ne olacagini bugünden görmek mümkün degil. AK Partililer ”Ya iktidar elden giderse?” sorusunu akillarinin bir kösesinde tutsalar daha dogru bir is yapmis olurlar.

”Ya iktidar elden giderse?” diye düsünmeli ve ona göre davranmali AK Partililer…

AK Parti’nin de sahip çiktigi gelenek

Takrir-i Sükûn Kanunu’ndan (1925) Anayasa Nizamini Koruma Kanunu’na (1969) kadar ülkeye getirilmek istenmis pek çok ‘sikici’ yasaya, AK Parti ile süren gelenegin öncüleri siddetle karsi çikmislar, ayni gelenegin temsilcilerinden Turgut Özal eline geçen ilk firsatta Türk Ceza Kanunu’nun 163. maddesini (141 ve 142. maddelerle birlikte) kaldirmis, TerörleMücadele Kanunu’na eklenmek istenen her yeni ‘siki’ maddeye Refah-Saadet çizgisi derhal itiraz etmisti.

Simdi getirilmek istenen yasali OHAL yönetimine CHP itiraz eder gözüküyor, ama CHP’liler yasanin çikmasini içten içe istiyorlarsa hiç sasirmam. Yasali OHAL ekonomiyi zora düsürür ve iktidari zayiflatir, bu bir; bir de iktidar degisikliginde yeni yönetime bir süreligine de olsa temizlik yapma imkani saglar. Ayrica iktidara gelindiginde o yasayi kaldirmakla kazanilacak prestij de cabasi…

Demokrasilerin takdir edilecek yönüyle bu yaziya basladim, ama demokrasinin bir de kötü yönü var: Iktidar uzadikça hiç sona ermeyecekmis hissi hakim hale gelebiliyor ve bu da saglikli düsünmeyi zorlastiriyor.

————————————————–

Marmara Yerel Haber-20 Temmuz 2018

Fehmi Koru

Back to top button