AK Parti’nin Kürt milletvekilleri ne ise yarar?
Yaziya oturdugumda; Basbakan Erdogan’in, partisinin Dogu ve Güneydogu milletvekilleriyle yaptigi toplanti henüz sonuçlanmamisti.
Ama önemli degil. Zira benim yazmak istedigim sey, bu toplantida konusulanlardan ziyade, böyle bir toplantinin yapilmis olmasiyla ilgili. Daha da genisletirsem; AK Parti’nin içinde yer alan Kürt milletvekillerin konumu, misyonu ve temsil gücü ile ilgili.
Türkiye’de merkez sag partiler öteden beri, Kürt etnik kimligi üzerinden politika yapan partilerden daha fazla sayida Kürt milletvekiline sahip olduklarini; bu milletvekillerinden birçogunun bakan, basbakan ve hatta cumhurbaskani oldugunu söyleyerek kendilerinin söz konusu marjinal partilerden çok daha fazla temsil kabiliyetine sahip olduklarini iddia ederler.
AK Parti de kuruldugu günden bu yana ayni seyi söylüyor. Ne var ki, bir partinin Kürt meselesini ya da hadi diyelim ki Kürtler’in sorunlarini ve duyarliliklarini temsil etmesi için Kürt kökenli vekillere sahip olmasi yetmiyor. Asil suna bakmamiz lazim: O milletvekilleri AK Parti’nin Kürt sorununa iliskin politikalarinin olusturulmasinda ne kadar etkili oluyor; bu vekiller Kürt meselesinde parti politikasina ters düstükleri zaman kendi görüslerini koruyabiliyor ve ifade edebiliyorlar mi; parti içinde bu konuda bir fikir tartismasi sürüyor mu; parti yönetimi bu tartismadan etkileniyor ve elestirilen politikalarini revize ediyor mu?..
Propaganda ekibi olarak görmek
Dogrusunu isterseniz, ben simdiye kadar AK Parti içinde islerin bu sekilde yürüdügüne dair bir izlenim edinmedim. Son olarak BDP’lilerin dokunulmazliklari konusunda patlak veren fikir ayriligi üzerine Basbakan’in savurdugu “yollari ayirma” resti de bu izlenimimi dogruluyor.
AK Parti Kürt meselesinde elbette çok önemli reformlar yapti ve hâlâ da yapiyor. Ama bu reformcu çizginin partideki Kürt milletvekillerinin varligi sayesinde mümkün oldugunu söylemek herhalde dogru olmaz. Hatta, simdiye kadar iliskinin tam tersine isledigini; yani AK Parti’nin Kürtler’de umut yaratan reformcu karakteri dolayisiyla çok sayida Kürt siyasetçinin ve kanaat önderinin AK Parti’ye yöneldigini; ancak bu kisilerin seçildikten sonra partinin Kürt politikasi üzerinde çok fazla rol oynamadiklarini söylemek daha dogru olur.
Tabii bu durumun, söz konusu milletvekillerinin bölgedeki etkinligini ve temsil gücünü olumsuz etkiledigini eklemeye gerek bile yok.
Bana kalirsa AK Parti simdiye kadar Kürt kökenli milletvekillerini, bölgenin nabzini partiye aktaran; Kürt kitlelerin psikolojisini izleyip, taleplerini toplayip formüle eden ve parti politikalari haline getirilmesinde aktif çalisan unsurlar olarak görmek yerine; onlari partinin bölgeye yaptigi hizmetleri ve reformlari bölge halkina duyuran ve anlatan “propagandistler” olarak gördü. Nitekim bölge milletvekillerinden beklentisini de hep “Gidin daha çok çalisin, yaptiklarimizi daha iyi anlatin” sözleriyle ortaya koydu.
Tehlike sinyalleri gelmeye baslayinca
Ne var ki, son dönemde bölgeden alinan bazi olumsuz sinyallerin AK Parti yönetimini Kürt milletvekilleriyle iliskilerinde bir degisiklige zorladigi görülüyor. Hepimizin haberdar oldugu malum iddiadan söz ediyorum: Dindar Kürtler’de AK Parti’den BDP’ye dogru bir yönelis yasandigi iddiasindan…
AK Parti yönetimi, bu sinyali oldukça ciddiye almis olacak ki, son grup toplantisindan itibaren Kürt kökenli milletvekillerine daha dikkatle kulak vermeye baslamis görünüyor. Dokunulmazlik dosyalarinin BDP’lilerle sinirli tutulmayip bütün fezlekelerin bir arada degerlendirilmesi karari, söz konusu toplantida Kürt kökenli vekillerin yaptiklari uyarilarin dikkate alindiginin somut bir göstergesi.
Ayrica, bununla da yetinilmeyip bölge milletvekilleriyle özel bir istisare toplantisinin düzenlenmesi de, Erdogan’in Kürt vekillerin sadece partinin hizmetlerini bölgeye aktaran aracilar degil; asil olarak bölgenin istek ve ihtiyaçlarini partiye anlatan politik halkalar olmalari gerektigini anlamaya basladigini ve bunun için onlarin degerlendirmelerine daha fazla ihtiyaç duydugunu ortaya koyuyor.
Ben bu sürecin hem AK Parti’nin çok sesli bir parti haline gelmesi açisindan hem de parti içindeki Kürt milletvekillerinin bölgedeki etkisinin ve temsili karakterinin güçlenmesi açisindan -biraz geç kalmis olsa da- olumlu bir degisiklik olarak görüyorum.
Dileyelim de bu olumlu degisim sadece tehlike sinyalleri alindiginda basvurulan “acil hal uygulamasi” olmayip devamlilik kazansin ve parti kültürünün bir parçasi haline gelsin.
———————————————————-
Bugün-14 Aralik
Gülay Göktürk