Makale

AKP’de Kürt Kirilmasi

Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), 25 Eylül için bagimsizlik referandumu yapma kararini açikladiginda Türkiye’den yüksek perdeden seslendirilen bir itiraz gelmedi. Türkiye son derece dikkatli seçilmis sözcüklerle taraflara bölgedeki istikrarsizligi derinlestirecek adimlardan imtina etmelerini ve sorunlari diyalog yoluyla çözmeleri tavsiyesinde bulundu.

Ancak 25 Eylül yaklastikça Türkiye bu ihtiyatli tavrindan uzaklasti ve KBY’ne karsi hasin bir üsluba basvurdu. Ortada garip bir durum vardi. Kendisinde ayrilma talep edilen ülke Irak’ti. Irak’in hamisi olmasi hasebiyle ‘Bagimsiz Kürdistan’ fikrinden en çok rahatsiz olmasi beklenen ülke de Iran’di. Türkiye ise son on yilda KBY ile iktisadi ve siyasi alanda kapsamli iliskiler gelistirmisti. Normalde Türkiye’nin daha serinkanli ve ilerde taraflar arasinda arabuluculugunu mümkün kilacak agirbasli bir siyaset izlemesi gerekiyordu. Ne var ki Türkiye beklentiler bosa çikardi ve her iki ülkeden de daha atesli bir karsi koyus sergiledi.

Pazi Göstermek

Içeriden ve disaridan gelen bütün erteleme ve iptal taleplerine ragmen KBY’de referandum yapildiktan sonra Türkiye’nin karsitlik dozu da yükseldi. Türk Silahli Kuvvetleri 25 Eylül’den önce Habur’da planli olmayan bir tatbikata baslamisti. KBY’ne pazi gösterme kasti tasiyan bu tatbikata 25 Eylül’den sonra Irakli askerler de dâhil edildi. Böylece Irak ve Türkiye, KBY’ne karsi ortak bir resim verdi.

Cumhurbaskani Erdogan, birkaç kez, bütün seçeneklerin masada oldugunu belirtti. Seçenekler arasinda ekonomik ambargo da vardi petrol akisini mümkün kilan vanalarin kapatilmasi da. Erdogan’in dilindeki ton da her geçen gün agirlasiyordu. Vananin kendi ellerinde oldugunu ve vanaya kilit vurduklarinda KBY’nin petrolü hiç kimseye satamayacagini belirtiyordu. Habur Sinir Kapisi’ni kapattiklarinda KBY’nin ‘yiyecek ekmek bulamayacagini’ söylüyordu. Irak ve Iran ile ortak çalismalar yürüteceklerini söyleyerek bir nevi gözdagi veriyordu. Devlet yönetmek ile asiret yönetmenin bir olmadigini ifade ederek KBY’nin liderligini küçümsüyordu.

Nankör Kedi

Erdogan’in bu siyaseti iktidar medyasinda misliyle yankisini buldu. Vur deyince öldüren bir anlayisla hareket eden bu medya, referandum üzerinden bütün Kürtleri tahkir den bir noktaya savruldu. Söz konusu medya açiktan savas tamtamlar çaldi. KBY’ni ‘nankör kedi’ ilan etti. Bagimsiz bir Kürdistan’in ‘Ikinci Israil’ olacagina dair en üst seviyeden yogun bir propaganda bombardimani baslatti. Asli astari olmamakla birlikte her kriz döneminde can simidi gibi sarilan ‘Barzanilerin Yahudiligi’ iddiasini tekrar piyasaya sürdü. Barzanileri ve KBY’ni kötülemek adina neredeyse Saddam rejimini temize çekti.

Türkiye’nin artik geride birakildigi düsünülen oldukça menfi bir dile avdet etmesi hem KBY’de hem de Türkiye’de AKP’ye oy veren Kürtler arasinda saskinlikla karsilandi. Önce KBY’ne bakalim:

Türkiye ile KBY arasindaki münasebetler her bakimdan çok iyi bir düzeye çikmisti. Daha kisa bir süre Türkiye, Kürdistan bayragini göndere çekilmisti. Yakinlik artmis: ekonomik, politik ve kültürel baglar daha sik dokunmustu. Iliskiler bu makamda ilerlerken Türkiye’nin aniden dümen kirmasi ve en hararetli tepkiyi gösteren ülke olmasi. Kürtlerde bir hayal kirikligi yaratti.

Hayal Kirikligi

Aslinda benzer bir hayal kirikligi, ISID Kürdistan’a saldirdiginda da yasanmisti. Türkiye, KYB’nin en büyük müttefikiydi. KBY bir saldiriya ugradiginda dogal olan herkesten önce Türkiye’nin yardima gelmesiydi. Fakat Türkiye agirdan almis, yardim için heveskâr bir görüntü vermemisti. Bu durum KBY’de bir burukluk yaratsa da zamanla tedavi edilmisti. Türkiye’nin referanduma gösterdigi asiri reaksiyon bu buruklugun hatirlanmasina ve canlanmasina neden oldu.

KBY’deki siyasi elitler ise halka nazaran daha hazirlikliydilar. Çünkü bagimsizlik sürecinin Türkiye tarafindan sahiplenilmesinin ve desteklenmesinin çok zor oldugunun farkindaydilar. Ama gerek KYB’nin fiili bagimsizlik hali ve gerek taraflarin buna dayanarak kurduklari isbirliginin büyüklügü nedeniyle Türkiye’nin daha mutedil olmasini bekliyorlardi. Dolayisiyla Türkiye’nin bu derece sert cevap vermesi onlari da bir parça sasirtti.

Yine de onlar, Türkiye’nin tavrinin söylem düzeyinde kalmasini, kendilerini bu hamleyi yapmaya iten nedenlerin anlasilmasini ve bir anlasma zeminin ortaya çikmasini bekliyorlar. Türkiye’nin daha büyük bir reaksiyondan kaçinacagini düsünüyorlar. Zira KYB’nin zayiflamasinin Iran’i güçlendirecegini ve bunun da Türkiye’nin Ortadogu’daki menfaatlerine hizmet etmeyeceginin Türkiye tarafindan görülecegine inaniyorlar.

Açlikla Terbiye

Türkiye’ye gelince; kullanilan tahripkâr dilin AKP’nin Kürt seçmenlerinde büyük bir rahatsizliga sebebiyet verdigi tartisma götürmez. Zira dünyadaki bütün Kürtler gibi Türkiye’deki Kürtler de referandumu heyecan ve sevinçle karsiladi. Siyasi bakislari ayri olsa da Türkiye Kürtlerinin çok agirlikli bir bölümü referandumun basariyla neticelenmesini dilediler. Bu nedenle simdiye kadar iktidari destekleyen Kürtler, partilerinin bilhassa KBY’ni açlikla tehdit eden söylemine karsi itirazlarini yükselttiler.

Türkiye’de Kürtlerin AKP’yi tercihlerinde öne çikan iki unsur vardi: Biri, Kürt meselesine iliskin demokratiklesme perspektifiydi. Digeri ise, sinir disindaki Kürtler ve özellikle KYB ile kurulan sicak isbirligiydi. Hükümet bu isbirligini, Kürtlere degil PKK’ye karsi oldugunun bir nisanesi olarak her yerde gösteriyordu.

Ancak mevcut halde, AKP’nin Kürtlere ulasmasini saglayan her iki sütunda da ciddi sorunlar var. Evvela çözüm süreci yikilmasinin ardindan hükümet demokratiklesme perspektifini tamamen yitirdi. Kürt meselesinin çözümü için demokratik adimlar atmayi gündeminden çikardi, isi tamamen asayis siyasetine indirgedi. Simdi de buna KYB ile köprüleri atacak derecede mutlak karsitlik siyaseti eklendi.

Keskin Sorgulama, Açik Elestiri

Nahos oldugu açik bu vaziyet karsisinda AKP’nin yaninda duran Kürtler hem partilerin Kürt siyasetini hem de kendi desteklerini sorguluyorlar. ‘Kürtler dünyanin herhangi bir yerinde bir kazanim elde etse devlet neden hep böyle asiri bir tepki koyuyor? Bugün Irak’ta ayilmak isteyen Kürtler degil de Türkmenler veya Sünni Araplar olsaydi hükümet simdiki gibi bir siyaset takip eder miydi? Kerkük’ün Bagdat’a bagli olmasi problem olusturmuyor da Erbil’e baglanmasi niçin bir problem oluyor? Soydaslik nedir? Oradaki Türkmenler soydasimiz da Kürtler degil mi? Iliskilerin en berbat oldugu dönemlerde dahi mesela bir Israil için gündeme getirilmeyen tedbirlerin KYB için öne sürülmesinin anlami nedir?’ gibi sorular bu çevrede daha sik soruluyor ve tartisiliyor. Öyle ki AKP içinde eski ve yeni Kürt milletvekilleri ilk defa bu kadar açiktan bir hükümet politikasina keskin elestiriler getiriyorlar.

Ezcümle AKP’nin Kürdistan’in bagimsizlik referandumuna karsi izledigi yol AKP’nin Kürt seçmenlerinde bir kiriklik yaratti. Bu kirikligin AKP için nasil bir siyasi maliyet üretecegini tayin edecek iki faktör var: Birincisi, AKP’nin bu siyaseti ne kadar sürdürecegidir. Ikincisi ise, AKP’nin yanlis siyasetine karsi rakiplerinin dogru bir siyaset üretip üretemeyecegidir.

Lakin her halükarda KYB ile eski günlere dönülmesi ve kirginliklarin giderilmesi AKP için eskisinden çok daha güç olacaktir.

—————————————————————–

Ktürdistan 24, 4 Ekim 2017

Vahap Coskun

Balkêş e ?
Close
Back to top button