AKP’de çatlak, Erdogan’in aradigi ittifak…
Son günlerde önce Bülent Arinç’in Tayyip Erdogan’a yönelttigi elestiriyle baslayan, ardindan iki AKP yetkilisi arasinda görülmemis sertlikte cereyan eden Bülent Arinç-Melih Gökçek polemigi ile AKP mi çatladi; yoksa zaten varolan çatlak ya da çatlaklar açiga mi çikti?
Ikincisi.
Basbakan (bu konuda daha önemlisi AKP Genel Baskani) Ahmet Davutoglu’nun bu kiyametin kopmasindan günler sonra ortaya çikip, dün ‘Tartisma bitmistir. Bir daha yaparlarsa disipline veririm’ sekliyle bir parti genel baskanindan ziyade otoritesini bir türlü kuramayan bir ilkokul basögretmeni edasiyla yaptigi açiklamayla çatlak kapanmis, üstü sivanmis midir?
Çatlagin varligi, dahasi genislik ve derinligi, Bülent Arinç’in Gökçek’in Ankara belediye baskan adayligina karsi olmus oldugunu açiklamasi, ‘Ankara’ya parsel parsel sattigi’ ithamiyla birlikte düsünülürse daha iyi anlasilir.
Yani, çatlak derinlere gidiyor. Bir de Arinç, ‘hükümetin ve partinin seçimlerdeki selameti’ bakimindan ‘Ankara’nin parsel parsel satisi’ni yani ‘yolsuzluklar’i 8 Haziran’da açiklayacagini söyledigine göre, söz konusu çatlagin gelecegi de var demektir.
Çatlak, genistir, derindir; önümüzdeki dönemde daha da genisleyecek ve derinlesecektir. Bu simdiden belli. Yandaslar, ortaya çikmis bu çatlagi, ‘fitne’ kavramini ‘Islamî bir yapistirici’ gibi kullanmaya gayret ederek kapatmaya ne kadar çalisirlarsa çalissinlar, günesi balçikla sivamak mümkün olmadigi gibi, AKP’nin yolsuzluk balçigindan çikartip aklayip paklamak mümkün olmayacaga benziyor.
Çünkü, böylesine bir çatlagi ortaya çikartacak ve üzerinin örtülmesine izin vermeyecek dinamikler harekete geçmis durumda. ‘Dinamikler’, insan iradesinden bagimsiz, soyut ama önlenemez öyle mekanizmalardir ki, öyle ‘fitneye kapilmamak’ temennisi ile, ’emir demiri keser’ türünden sloganlarla, ‘Sayin Cumhurbaskanimizin sözleri bizim için talimattir’ gibisinden açiklamalari dinlemezler.
Yönetimde çift baslilik, Tayyip Erdogan’in amaçlari, ihtiraslari ve bir de bunlara eklenen ‘bosluklari’ nedeniyle çikmis iken, seçimlere kadar bunun sürekli AKP’ye fire verdirmemesi, saskinliga sürüklememesi ve bunun seçimlere yansimamasi mümkün degildir.
Bir Cumhurbaskani var, kendisine ait olmayan yetkileri kullanmak istiyor. O yetkileri kendisine ait kilmak için seçimlerden 400 AKP milletvekili çikmasini istiyor. Kendisine kim ayak uydurmuyorsa, kim olursa olsun sözünü de sakinmiyor. Nitekim, ‘çözüm süreci’ konusunda hükümet, ‘Reis’ten firçayi yedi.
Tayyip Erdogan, seçimlere giden yolda ‘konu mankeni’ olmadigini göstererek yürümek isterken, hükümeti, basbakani (yani AKP genel baskanini) ‘konu mankeni’ görüntüsüne sokuyor. Bir yandan da, ister istemez, Ahmet Davutoglu’nu’23 Nisan Basbakani’ görüntüsüne getiriyor.
Bu hal, bir yerden, yine ister istemez, patlak veriyor. Iste Bülent Arinç’in ‘Izleme Komitesi konusu’nda Cumhurbaskani’na ve Tayyip Erdogan’in ‘çözüm süreci’ne iliskin hükümete yönelttigi elestiriler.
Önce bir yeni ‘Erdogan-hükümet çekismesi’ imis gibi ortaya çikan söz düellosu, hiç hesapta yokken, Arinç-Gökçek polemigine dönüstü ve kirli çamasirlar ortaya dökülmeye baslandi.
‘Konu mankeni’ görüntüsündeki AKP Genel Baskani ve ’23 Nisan Basbakani’ görüntüsündeki Ahmet Davutoglu,’Kapanmistir. Bir daha böyle yapani fena yaparim’ deyince, Melih Gökçek de, ‘Emir demiri keser’ dedigi vakit kapanmis oldu mu?
Bu çatlak öyle kapanacak cinsten olmadigi gibi, asil büyük sikinti baska yerde. Erdogan’in ‘yeni ittifak arayislari’ ve bunun yol açmasi muhtemel bazi sonuçlarda.
Tayyip Erdogan’in ‘yeni ittifak arayisi’nin odaginda Silahli Kuvvetler vardi. Abdullah Öcalan’in 21 Mart’ta yani Nevruz gününde yapacagi açiklama daha içerigi bilinmeden ve isitilmeden bile ‘tarihî’ olarak nitelenmeye baslanmisti ama Erdogan’in ondan üç gün önce Harp Akademileri’ndeki konusmasi ‘tarihî’ nitelemesine hak kazandiracak özellikler içeriyordu.
Konusma, Erdogan’in uzun siyasi yolculugunda vardigi ‘2015 istasyonu’nda AKP’nin genel baskani olarak 2001’den, basbakan sifatiyla 2003’ten bu yana kat’etmis oldugu yoldan çok temel bir ‘sapma’yi, hatta belki de ‘geri dönüs’ü ifade ettigi için ‘tarihî’ sayilabilirdi.
Bir dönem ‘savcisi’ olarak kendini öne attigi sorusturmalari kastederek, ‘Suçluyla suçsuzun, gerçekle yalanin, dogruyla yanlisin ayni torbaya konularak yürütüldügü bu operasyonlarla, sahsim basta olmak üzere, tüm ülke yanlis yönlendirildi, aldatildi’ sözlerini sarfetti.
Cumhuriyet tarihinin Ismet Inönü’den sonra araliksiz en uzun süre basbakanlik yapmis (1946 sonrasi en uzunu) kisisi,’Harbiyeli Aldanmaz’ siariyla yetismis subay kadrosunun önünde ‘Aldanmis Basbakan’ kimligiyle çikiveriyor. Ya da’aldatilmis.’
Sonra, ‘ortak magduriyet’ üzerinden ‘ittifak zemini’ ariyor: ‘Yolsuzluk kilifi altinda baslattiklari bir operasyonla, sahsimla birlikte ülkemizin tüm milli kurumlarini, milli projelerimizi hedef aldilar.’
‘Yolsuzluk’ kilifi altinda baslatildigini öne sürdügü operasyonun hedefinin kendisi oldugunu söylüyor. Baska kim var? ‘Ülkemizin tüm milli kurumlari’… Yani, asker.
Yalçin Akdogan’in ‘ülkenin milli ordusuna kumpas kurdular’ sözlerini hatirlayin. O siralarda baslayan Tayyip Erdogan’in ‘askerle ittifak’ arayisi, Mart 2015’te Harp Akademileri konusmasiyla zirveye ulasmistir.
Tayyip Erdogan’in, Çözüm Süreci konusunda hükümete yönelttigi, Harp Akademileri konusmasi ‘zamanlama’sinin isiginda degerlendirmek gerekir.
Genelkurmay’in Öcalan’in Nevruz bildirisinin ardindan 23 Mart’ta yaptigi basin açiklamasindaki su dili de:
‘… Hiçbir zaman muhatabimiz olmayan ve olmayacak olan terörist basinin ‘Esme Ruhu’ açiklamasina atfen,..’TSK ile PYD/PKK’nin isbirligi yaptigi’ yolundaki yayin ve haberler tamamen gerçek disi olup; 31 yildir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Anayasal düzenini degistirmeyi hedefleyen bir terör örgütü ile silahli mücadele eden Türk Silahli Kuvvetleri iç siyasi çekismelerin bir aktörü olmayacak, Demokratik, Laik, Sosyal, Hukuk Devleti’nin gereklerini yerine getirmeye devam edecektir ’
Bu dil ile TSK, AKP’nin ‘sivil kontrolü’ disindaki ‘özerk statüsü’nü bir sekilde ima etmistir. AKP iktidari döneminde siyasi agirligi alinmis TSK’dan, Tayyip Erdogan’in ihtiyaçlarindan ötürü zayiflamis bir AKP iktidarina ‘geçis dönemi’ne girmis bulunuyoruz.
Böyle ‘kaotik’ bir durumun, elbette ki, Kürt sorununa iliskin (Tayyip Erdogan kisa süre önce artik Kürt sorunu olmadigini da söylemisti) izdüsümü olacak. Önceki gün, TSK, Mardin-Mazidagi kirsalinda PKK’ya karsi operasyon baslatildigini duyurdu. Dün de Çukurca’da çatisma haberleri geldi.
Bu arada, ‘çözüm süreci’ konusunda Erdogan’in mi, hükümetin mi dedigi olacak diye soracak olursaniz, cevap, iste Yalçin Akdogan’in dünkü sözleri:
“Sayin Demirtas’in ve Kandil’in geçen hafta yapmis oldugu açiklamalar sürecin ruhuna uymuyor. Gelinen asamanin hassasiyetlerine uygun düsmemistir, adeta süreci zehirlemistir, iklimi bozmustur. Cumhurbaskanimiz bu sürecin mimaridir ve ona savas açan bir yaklasim kabul edilemez Süreçte bir bilgilendirme eksikligi varsa bu bize aittir ve bunu telafi ederiz. Sayin Cumhurbaskanimizin bu konuda sözleri bizim için talimattir.’
Bu kadar!
Türkiye’nin yolu seçimlere kadar da zor, seçimlerden sonra da.
Gerçekleri oldugu gibi görelim.
———————————-
Radikal-26 Mart
Cengiz Çandar