Makale

Alevilerin Kürtlerle ittifaki ya da ittifaksizligi

Kutuplasma bu haliyle sürdügü müddetçe, her an patlamaya hazir bir çatisma potansiyeli önümüzde duruyor demektir.

Kürtler, son dönemde özellikle çözüm süreciyle birlikte, Türkiye’deki sert kutuplasmanin disinda kalma ve daha esnek bir siyaset izleme sansini yakaladilar. Bu pozisyonlari, ülkemizin demokratiklesmesi, kutuplarin yumusatilmasi bakimindan bir imkân olarak görülebilir.

Kürtlerden sonra en önemli kimlik talebinin temsilcisi ise Aleviler. Peki, Aleviler de ayni oranda dinamik bir pozisyon alabiliyorlar mi? Demokratik taleplerini, ülkedeki kutuplasmalardan bagimsiz olarak tanimlayabiliyorlar mi? Hacibektas’taki törende Basbakan Yardimcisi Bekir Bozdag’in ugradigi saldiri, Alevileri bu açidan degerlendirmeyi gerekli kiliyor.

Hacibektas’taki tablo; ‘siyasallasmis Aleviler’in, ‘kutuplasmis Türkiye’nin bir tarafinda yer aldigini gösteriyor. Karsi taraftan bakildiginda, Aleviler, ulusalci muhalefetin ana güçlerinden birisi olarak ortaya çikiyor.

Bu tutumlarinda Alevilerin kendi tarihsel tecrübelerinden kaynaklanan nedenler oldugu muhakkak. Cumhuriyetin kurulus yillarindaki laiklik uygulamalari, kuskusuz, Alevileri da baski altina almisti ama Islamcilara yönelik kisitlamalarin da var olmasi, dengeleyici bir rol oynuyordu.
Alevileri, ‘genel demokratiklesme çerçevesi’nin en önemli potansiyel güçlerinden birisi olarak görmekten, onlarin temel talepleriyle ‘insan haklari temelli demokratiklesme’ vizyonunu tam anlamiyla örtüsen bir çizgi içinde degerlendirmekten yanayim.

Sünni söylem
Alevilerin önemli bir agirliginin AK Parti iktidarindan memnun olmadigini, hatta iktidara karsi tepkisel bir tutumun dikkat çektigini söylemek mümkün.

Alevilerin elestirilebilecek önyargilari olsa da bu pozisyona gelmelerinin asil sorumlusunun yine de onlar oldugu söylenemez. AK Parti, 7 Alevi çalistayina, degisik toplantilara ragmen, ne yazik ki, Alevileri tatmin edebilecek, onlarin kafalarindaki süpheleri dagitabilecek bir dil olusturamadi, gereken hamleleri yapamadi.

Cemevlerinden tutun da Diyanet Isleri’nin yapilanmasina kadar bir dizi konuda, genel Sünni söylemin disina çikilamadi.
Alevilerin siyasallasmis kesimleri, bu kamplasma nedeniyle Kürt sorununda da gereken duyarliligi göstermekten uzak bir görüntü verebiliyorlar. Halbuki ‘kimlik talebi’ ayni oranda yogun ve hakli olan bu iki büyük toplumsal potansiyel yan yana dursa, durabilse ve ortak tavirlar gelistirilse Türkiye’nin degisim karnesi çok farkli olabilir.

Bölünmüs Türkiye manzarasi, su anki temel görünümü olusturuyor. Kutuplasma bu haliyle sürdügü müddetçe her an patlamaya hazir bir çatisma potansiyeli önümüzde duruyor demektir.

Yönetimin ve devletin buyurgan dili terk etmesi, tabii ki, su noktada en temel ihtiyaç…
Alevilerin kendilerini belli bir kutupta konumlandirmaktan siyrilabilmeleri için onlarin çok hakli taleplerini içsellestirebilen bir iklime ihtiyaç var. Hazirlandigi söylenen yeni reform paketinin içinde cemevlerinin statüsünün ne olacagi, bu baglamda büyük önem tasiyor.
Türkiye’de demokrasi isteyen kesimlerin, basta Kürtlerin ve Alevilerin bu genel talebi ortaklasa dile getirebilecek bir olgunluk ortaya koyup koyamayacaklarini hep birlikte görecegiz… Aleviler, ‘çözüm süreci’ne ne kadar duyarlilar? Kürtler, Alevilerin en temel isteklerine ne kadar destek veriyorlar? Bu sorulari önümüzdeki dönemde yakindan takip etmemiz gerekiyor.

Bölgemizde bu çapta altüst oluslar yasanirken en kritik toplumsal kimliklerin ortak bir uzlasma zemini yaratmaktan uzak olmalari umut kirici.
Hükümetin paketi bir adim olabilir. Tabii, Alevi siyasetinin ‘ulusalci omurgaya mahkûm’ imajinin da degismesi gerekli.
Zor ama mümkün…

————————————————-

Radikal-24 Agustos

Oral Çalislar

Back to top button