Makale

Ali Kemal Çinar û Génco

Ali Kemal Çinar vizyondaki son filmi ‘Génco’ ile 28. Ankara film festivalinde en iyi film ödülünü aldi. Çinar, Vesartî filmi ile de geçen yil 15. !fIstanbul’un Kes!f Yarismasi ödülünü paylasmis ve SIYAD ödülünü kazanmisti.

Ali Kemal Çinar Diyarbakir’li ve filmlerini Diyarbakir’da çekiyor. Diyarbakir’daki yasantiya birden bire ‘hadi canim sende’ dedirtecek bir konuyu ‘olur mu böyle sey’ demeye firsat vermeyecek biçimde sikistiriyor. Filmlerinde öyle bir atmosfer yaratiyor ki, saçma demeye firsat bulamadan, akisa dahil oluyorsunuz. Bu, özellikle Vesartî’den Génco’ya dogru hizini kesmiyor. Vesartî’de bir erkegin gündelik yasamina birden bire kendisinin 30’undan sonra cinsiyetinin degisecegini firlatiyor ve baslangiçta sendeleyen gündelik yasam bu tuhafligi tartismiyor; soguruyor ve yönetmen tartismasini tutarli bir sekilde filmine isliyor.

Génco’da da yönetmen ayni yöntemi deniyor. Yöntemin ayniligi filmlerdeki içerigin de ayniligi anlamina gelmiyor. Bambaska bir meseleyi, o mesele çerçevesinde tartismayi deniyor; asil konuyu yan ya da diger meselelerle dagitmiyor. Elbette, sinemada kavramsal tartismalar önemlidir, tipki diger alanlarda oldugu gibi. Her ne sekilde olursa olsun, tartismayi evrensel düzeyde ele alip ilerletip sonuçlandirmaniz gerekir. Ali Kemal Çinar, Génco’da odagina ‘güç’ olgusunu aliyor. Ancak bu hep böyle mi devam edecek yani sonraki her bir filminde baska bir konuyu, ayni teknik ve ayni kadro ile mi isleyecek?

Dünyayi degistirecek, insanlari kurtaracak yeterlikte süper kahraman gücüne degil de sinirli ve kismi güce sahip olmasi yüzünden Génco’nun yasadigi bunalimla giris yapan film, sürekli gelisen olaylar esliginde dünyayi degistirecek gücün kimde olabilecegini tartisiyor. TV’den izledigi superman sahneleri Génco’nun çaresizligini ve özlemini yansitiyor.

Génco bir odaya kapanip hareketsiz ve suskun, dalgin saatler, günler geçirmiyor. Eve kapanan Génco yerleri siliyor, patates soyuyor, kitap okuyor, annesiyle konusuyor. Yeterince gücü olmadigi için hayiflaniyor; var olan gücüyle insanlara yardimci olabildigi seyler ona yeterli gelmiyor. Filmde tartisilan güç superman’in gücünü de asan bir güç. Génco insanligi kurtaracak bir gücün pesinde! Kapiciya, ‘dünya kurtulunca senin de sorunlarin sona erecek’ diyor. Güç elde edildiginde bu kurtarmanin kime karsi ve nasil olacagi tartisilmiyor. Film, gücün kimde oldugu ile ilgileniyor.

Génco’nun da içinde oldugu bir milyon kisiyi izleyen zat, Génco’nun dürüstlügünden emin olmak için 30 yil bekliyor. Gücü veren zat güce uygun kisiyi ararken filmin sonunda hayal kirikligina ugruyor. Aslinda en büyük hayal kirikligi kendisine ait olmali çünkü dürüst sandigi Ali Kemal, güç ona geçmeyince dünya umurunda olmuyor. Elbette bu da bir çesit dürüstçe davranis ancak dünyayi ‘her kosulda’ kurtarma samimiyetinin ve kararliliginin olmadigi böylece ortaya çikiyor. Filmde Berrin tartismayi uygun bir düzeye çekmeye çalisiyor ancak basarili olamiyor çünkü amaç dünyayi kurtarmak degil; amaç, dünyayi kurtaran kisi olmak! Biri ‘güç bende degilse, bana ne insanlari kurtarmaktan’ diyor, digeri ‘o güçle borçlarimi öderim’ diyor, bir baskasi ise ‘niye ben izlenen bir milyonun içinde yokum, neden herkese o sans verilmedi, o güce uygun yaklasim için birikim gerekir, kisiyi seçerken daha dikkatli olunmaliydi’ diyor.

Ali Kemal Çinar evrensel konulari Kürd toplumunun içinden tartisiyor. O tartisirken Kürdü, kentlerini, yasantisini, bakisini kabaca gözümüze sokmuyor. Filminden kentin neresi oldugunu, insanlarin hangi millete ait oldugunu, hangi dine inandigini, o toplumun orijininden kaynaklanan tarihsel ve güncel sorunlarinin ve özlemlerinin sembolize edilisini yakalayamiyorsunuz. Bunun bilinçli bir tercih mi, yoksa ‘gri bölge yasantisina’ gönderme mi oldugu filmde belli olmuyor. Ancak film bastan sona Kürdçe sözleri ve müzigi ile bir durus, bir güzellik, içtenlik sergiliyor.

Ali Kemal Çinar filmlerinde toplumsal ve bireysel ruh halimizi göze batirmadan irdeliyor. Her filminde bizi dogalligimizla yansitiyor. Evin içini ve disini sakince sergiliyor; cümlelerimiz, sususumuz, yüzümüz ve reflekslerimizle. Filmde öne çikarilan konudan ziyade Ali Kemal Çinar’in bizi yansitmasi, tartismasi bile yine önemli. Arka planda gerçekte asil bizi tartistigini düsündürtüyor, tartistigi meselenin yasantimizin gözler önüne sergilenmesini perdelemesine izin vermiyor. Filmi için seçtigi konulari toplumumuzun ve bireylerimizin ruh haline yedirmekle, o ruh halinden somutlasani perdeye yansitmakla iç tartismalar baslamasina vesile olabilir.

Son birkaç on yildir yetenekli çogu insanimiz kendi toplumu için, kendi toplumunun içinde üretmekten uzak durdu. Kentimizden kopmayan Ali Kemal Çinar ise sinirli imkanlarla ve bagimsizca özgün filmler yapmayi sürdürüyor. Ali Kemal Çinar’in ürettiklerinin bir grup farkindaydi, ödüllerle Ankara ve Istanbul da farkina varmis oldu. Onur Ünlü’nün deyimiyle, ‘Génco ince bir zekanin ürünü.’ Umalim Ali Kemal Çinar üretileriyle uluslararasi kabul de görsün.

Aziz Yagan

Back to top button