Makale

Anadilde egitim bir haktir

Degerli okurlar, toplumsal yasamda olan biteni dogru biçimde algilayip, kavramak, olaylar karsisinda saglikli bir analiz yapmak veya tavir almak için yalnizca bilgi, akil ve deneyim sahibi olmak yeterli olmayabiliyor.

Bunun için toplumun ve o toplumlari yöneten,onlara yön verenlerin var olan kötü ruh halinden kurtulup saglikli bir özveri içerisinde bu sorunlari ele almalarinda yarar oldugu kanisindayim.

Toplumsal yasamda da saglikli karar verme ortaminin kayboldugu zamanlar olur, toplumlar kargasa içerisinde olabilirler,hatta toplumlar yaratilan önyargilar ve kara propagandalarla birbirlerine karsi tahamülsüz bir hale getirilebilirler.

Düsünün ki Kürtler kendi topraklarinda, Kürdistan’da yasiyorlar. Tarihleri binlerce yil geriye dayanmaktadir. Kürtler,Türkler Anadoluya gelmeden binlerce yil önce bu topraklarda yasiyorlardi ve Kürtler mezopotamyanin en eski halklarindandir.

Özellikle 20. yüzyilin baslarinda Osmanli devleti üzerine insa edilen Türkiye Cumhuriyeti devleti, cumhuriyetin ilanindan sonra Kürtleri yok saymis ve dilini inkar etmistir.

Bu yetmez gibi Kürtler üzerinde büyük katliamlar yapmis, sürgüne gönderilmis, yerlesim yerlerin isimleri degistirilmistir. Ögretmen, polis ve diger memurlara yönelik sark hizmeti kanununlari çikararak Kürtleri asimile etmek ve Türklestirmek için büyük çabalar harcadilar..

Devlet Kürt dilini, edebiyatini yasaklamis, bu konuda çaba içerisinde olan Kürt yazarlari ve aydinlarina zülüm uygulamis.

Bu politikasinda bir hayli basarili’da oldu. Kürtlerin bir bölümünü asimile etmeyi basardi ve yillarca Kürt toplumu üzerinde askeri vesayet kanaliyla korku üretti.

Durum böyle iken Kürtler bugün de bütün sürgünlere, baskilara, katliamlara ve asimilasiyoncu politikalara ragmen kendi dilini korudu .

Özelikle 1960’lardan sonra Kürdistan’da bas gösteren Kürt aydinlarinin hareketi ve buna bagli olarak kurulan Kürt örgütleri süreç içerisinde örgütlenmeye basladi.

Türk devleti bu gelismeleri hazm edemedi bir çok Kürt yurtseverini katletti. Birçogunu sürgüne gönderdi, zindanlara koyarak Kürtler üzerinde esaret olusturmaya devam etti.

Ancak 1970’lere gelindiginde Kürt ulusal hareketi baska bir boyutta ve büyüyerek kendisini gösterdi. Bu süre içerisinde ÖZGÜRLÜK YOLU. DDKD, RIZGARI. KUK VE ALARIZGARI gibi örgütler giderek boy göstermeye basladi.

Var olan Kürt örgütleri o zamanin kosullarina göre yasak olmasina ragmen Kürtçe dergi ve gazete çikararak Kürtlerin var oldugunu ve bir dili oldugunu deklere ettiler.

Türk devleti bu gelismelerden rahatsiz oldugunu ve bu konuda çesitli pravakasionlar yaratarak Kürt örgütlerini ve diger kesimleri biribirine düsürerek adim adim 12 eylül darbesini hazirladi.

Bu isin faturasini Kürt halkina çikardilar. Yüzlerce Kürt aydinini fahli meçul cinayetlerle ortadan kaldirdilar. Bir çogunu zindanlara koyarak iskence çarklarindan geçirdiler ve bir çok Kürt aydini yurt disina çikmak zorunda birakildi. Köyler yakildi insanlar köylerinden yurtlarindan edilerek batiya göç etmek zorunda birakildilar.

Peki sonuç ne oldu? Kürt halkinin ulusal mücadelesini durdurabildiler mi? Ya da Kürt dilini unutturabildiler mi? Tabiki hayir.

12 Eylül sonrasi yurdisinda yasamak zorunda birakilan Kürt aydinlari yazarlari Kürt dili ve edebiyati konusunda önemli çalismalar yaptilar. Bu konuda ismini sayamadigim bir çok Kürt aydini ve bilim adaminin emegi küçüsenemez.

Yine soralim. Bunca yaptiginiz yasaklara, baskilara, sürgünlere ve katliamlara karsi Kürt dilini bitirebildiniz mi? Tabiki hayir. Çünkü bitiremezsiniz.

Degerli dostlar kökleri eskiye dayanan bir ulusun dilinin yok edilemiyecegini gören AKP hükümeti isi hafif siyriklarla geçistirmeye çalisiyor.

Elbette Cumhuriyet tarihinde bir hükümet Kürtlerin varligini kabul ediyor. Bu halkin bir dili oldugunu ve bunun yasaklanamiyacagini biliyor.

Yillarca ugruna bedeller ödenmis bir dilin, TRT 6 kanalini açmakla, bazi özel kanalarin Kürtçe yayin yapmasi, üniversitelerde kürdoloji bölümlerinin açilmasi kuskusuz küçüsenmiyecek adimlardir. Bu adimlari saygiyla karsiliyoruz.

Özellikle son dönemler’de Basbakan tarafindan açiklanan yeni demokratik pakete baktigimizda bu paket’te gerçekten Kürtlerin ana dilde egitim teleplerine cevap vermiyor. ”Isteyen Kürçe özel okul açabilir, istek varsa gider ögrenir” diyerek, bazi kamuoyu yoklamalari yaptirarak” Kürtçeye istek az” gibi propagandalarla kendi tezini kanitlama yoluna gitmesi abes ile istikaldir.

Yukarda bir bütün olarak tahrihsel gerçegini ele aldigim kosullara baktigimizda, elbette yillarca yasaklanmis, Kürt toplumunda korku esareti yaratilmis, tabiki bazi zorluklari olacaktir.Bu tabular ve korkular gerçek anlamda güvene dayali gerçek bir demokrasiyle yok olur.

Ne yazik’ki hükümet bu konuda ne yapacagini karistirmis. Muhalefet ne söyledigini bilmiyor ve toplum tam bir kargasa içerisinde.

Bence kargasaya gerek yok. Kürtler sadece sizlerin Kibris’ta nufusu yüzellibin olan Türklere istedigizi istiyor. Kürtler, kiyamet kopardiginiz Bulgaristan Türklerine istediginiz haklarin aynisini istiyor.

Kürtler Federal Almanya’da yasayan Türkiyeli göçmen isçilerin yillarca mücadele ettigi ve Türk devleti tarafindan desteklenen anadilde egitimin aynisini istiyor.

Peki bu ülkelerde yasayan Türkler için istediginizi, kendi bölgesinde nüfusu 45 milyonu bulmus bu halk için reva görmüyorsunuz? Bu inkar politikasi sizi bir yere götürmez, aksine sorunlari daha’da derinlestirir.

Bugün Türkiye bir yol ayrimindadir. Ya eski, yanlis politikalarinin ardindan sürüklenecek; böylece bu yangin daha da büyüyerek ülke tam bir batakliga sürüklenecek.Ya da yeni, çagdas bir politika ile insan haklarina, esitlige dayali adil bir çözüm için çaba harcanacak; böylece ülkeye baris gelecek ve toplum düze çikacak. Hiç kimsenin baska çaresi yoktur bu isten kaçis’ta yoktur.

Sêxo Burcak

Back to top button