Makale

ANADILDE EGITIM HAKKI VE ULUSLARARASI HUKUK (*)

Anadilde egitim hakki, tüm insanlar için temel bir haktir. Her kisinin, halkin ve etnik grubun kendi anadilinde egitim görmeye hakki vardir. O her birey için temel bir insan hakki oldugu gibi, ayni zamanda kollektif bir haktir. Çünkü dil baskalariyla diyalog aracidir. Kendi anadilinde konusmak, dili sözlü ve yazili egitim araci olarak kullanmak, onunla egitim görmek ancak o dili kullanan baskalariyla birlikte mümkündür.

Birçok uluslararasi kurum aldigi kararlar ve benimsedigi sözlesmelerle bu hakka yer vermis, onun önemini belirlemistir.

En basta Milletle Örgütü, 1948 tarihli Insan Haklari Evrensel Bildirisi‘nde bu hakka yer vermistir. Söz konusu bildirinin, herkes için egitim hakkini temel bir hak sayan 26. Maddesi’nde egitimin amaci söyle niteleniyor: Egitim kisiligin gelismesine, insan haklarina, barisa, toplumun bireyleri arasinda hosgörünün ve karsilikli sayginin güçlenmesine hizmet etmelidir. Böylece, bir ülkede, yurttaslarin bir bölümünün veya o ülkede yasayan bir halkin, etnik grubun dili yasaklandigi, o kisiler veya halklar anadillerini kullanamadiklari, onunla egitim göremedikleri zaman, nasil kisilikleri gelisebilir, nasil barisçi bir ortam var olabilir, o toplumda insanlar arasinda hosgörü ve karsilikli saygi nasil olusabilir?

Daha sonraki tarihlerde, Birlesmis Milletler Örgütü ve baska uluslararasi kurumlar, söz konusu 26. Maddeyi temel alarak çesitli kararlarinda ve sözlesmelerde anadilde egitimin önemine ve geregine deginmislerdir.

Bunlardan biri Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararasi Sözlesmesi‘dir. (Bu sözlesme Birlesmis Milletler Genel Kurulu’nca 1966 yilinda kabul edilmistir.)

Bu sözlesmenin 27. Maddesi’nde söyle deniyor: Etnik, dinsel ya da dilsel azinliklarinin bulundugu devletlerde bu azinliklara mensup olan kisiler, kendi gruplarinin diger üyeleri ile birlikte, kendi kültürlerinden yararlanma, kendi dinlerine inanma ve bu dine göre ibadet etme, ya da kendi dillerini kullanma hakkindan yoksun birakilmayacaklardir.

Ne var ki Türkiye bu sözlesmenin birkaç maddesine çekince koyarak onu imzalamistir. Söz konusu 27. Madde’ye konan çekince söyledir: ‘Türkiye Cumhuriyeti, Sözlesme’nin 27. Maddesini, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi’nin ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Baris Anlasmasi ve Eklerinin ilgili hükümlerine ve usullerine göre uygulama hakkini sakli tutar.’

Görüldügü üzere Türkiye bu çekince ile sözlesmenin dil ve kültür haklarina iliskin söz konusu maddesini uygulamaktan kaçinmistir. TC Anayasasi ve egitimle ilgili yasalar dahil, Türk hukuk sistemi Kürtleri yok saymakta idi. Lozan Anlasmasina gelince, orada Kürtlerin durumu tartisilmis, ama Türk temsilcisi Ismet Pasa, Kürtlerin azinlik degil, Türk halki gibi devletin kurucu halklarindan oldugunu ileri sürerek onlarin haklarinin anlasmada güvence altina alinmasini engellemisti. Türk yöneticiler daha sonra Kürtlerin talepleri dile geldiginde hep bu ‘Kürtler azinlik degil’ argümanini kullanip karsi çikmislardir. Musa Anter bu gülünç gerekçeye su ironik sözlerle cevap vermisti:

‘Azinlik kadar hakki olmayan çogunlugu ben ne yapayim!’

* * *
Konumuza iliskin diger bir sözlesme, Birlesmis Milletler Örgütü Genel Kurulu’nun, 1989 yilinda kabul ettigi Çocuk Haklari Sözlesmesi‘dir, ki 1990 yilinda yürürlüge girmistir.

Söz konusu sözlesmenin 30. Maddesi söyledir: Soya, dine ya da dile dayali azinliklarin ya da yerli halklarin var oldugu devletlerde, böyle bir azinliga mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait oldugu azinlik toplulugunun diger üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkindan yoksun birakilamaz.

Türkiye söz konusu sözlesmenin 27 ve 29. Maddelerinin yani sira bu maddeye de çekince koyarak onu imzaladi. Bu çekincede yine Kürtlerin azinlik olmadigi, Türklerle ‘esit’ haklara sahip olduklari tarzindaki ayni gerekçeler ileri sürülmektedir. Anadilde egitim hakkindan bile yoksun olan milyonlarca insanin, birey veya etnik grup ‘gerçekte kadim bir ulus- olarak Türklerle esit olduklarini ileri sürmek elbet gülünçtür .

* * *
Bunlarin yani sira, Birlesmis Milletler Egitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nun (UNESCO), 1960 yilinda Paris’te benimsedigi Egitimde Ayrimciliga Karsi Sözlesme bu bakimdan son derece net hükümler koymaktadir. Sözlesme’nin 5. ve 6. Maddeleri söyledir:

Madde 5:
1. Bu Sözlesme’ye Taraf Devletler, asagidaki konularda anlasmislardir:

a) Egitim insan kisiliginin tam gelismesine ve insan haklari ve temel özgürlüklere sayginin güçlenmesine yönelik olmali; tüm uluslar, irk ve din gruplari arasinda anlayis, hosgörü ve dostlugu desteklemeli ve Birlesmis Milletler’in barisin korunmasi yolundaki etkinliklerini daha da ileri götürmelidir.

b) Ebeveynlerin ve uygulandigi yerlerde vasilerin, ilk olarak, çocuklari için yetkili makamlarca belirlenebilecek ya da onaylanabilecek asgari egitim standartlarina uymakla birlikte kamu makamlarinca yönetilenlerden baska kurumlari seçme özgürlügüne saygi göstermek ve ikinci olarak, devlette yasalarin uygulanmasinda izlenen usullerle tutarli olmak kosuluyla çocuklarinin kendilerinin [ebeveynlerin ve vasilerin] inançlarina uygun sekilde din ve ahlâk egitimi almalarini güvence altina almak ve hiç kimsenin ya da kisi grubunun kendi inanciyla bagdasmayan din egitimi görmeye mecbur birakilmamasi temel ilkedir.

c) Ulusal azinlik üyelerinin, okullarinin yönetimi dahil kendi egitim etkinliklerini yürütme ve her devletin egitim politikasina bagli olarak kendi dillerini kullanma ya da ögretme haklarini tanimak temel ilkedir.

2. Bu Sözlesme’ye Taraf Devletler, bu maddenin 1. fikrasinda beyan edilen ilkelerin uygulanmasini güvence altina almak için gereken tüm önlemleri almayi taahhüt ederler.

Madde 6: Taraf Devletler, bu Sözlesme’yi uygularken, bundan böyle egitimde ayrimciligin farkli biçimlerine karsi ve egitimde firsat ve muamele esitligini güvence altina almaya yönelik alinacak önlemleri saptamak amaciyla Birlesmis Milletler Egitim, Bilim ve Kültür Kurumu Genel Konferansi tarafindan benimsenen tavsiyelere en büyük özeni göstermeyi taahhüt ederler.’ (*)
(*) Türkiye bu sözlesmeyi imzalamamistir…

* * *
Ulusal veya etnik, dinsel veya dilsel Azinliklara Mensup Olan Kisilerin Haklarina Dair Olan Bildirge’nin ( Birlesmis Milletler Örgütü Genel Kurulu’nun 20 Aralik 1993 tarihinde aldigi karar) 4. Maddesi ise söyledir:
Madde 4- Devletler tarafindan alinacak tedbirler :

1. Devletler gerektigi takdirde, azinliklara mensup olan kisilerin bütün insan haklarini ve temel özgürlükleri hiç bir ayrimciliga maruz kalmadan tam ve etkili bir biçimde ve hukuk önünde tam bir esitlik içinde kullanabilmelerini saglayacak tedbirler alir.

2. Devletler, azinliklara mensup kisilerin kendi özelliklerini ifade edebilmeleri, kendi kültürlerini, dillerini, dinlerini, geleneklerini ve örf ve adetlerini gelistirmeleri için gerekli sartlari yaratmak amaciyla tedbirler alir.

3. Devletler, mümkün oldugu kadar, azinliklara mensup kisilerin ana dilerini ögrenmeleri veya ana dillerinde egitim almalari için yeterli imkanlara sahip olabilecekleri gerekli tedbirleri alir.

4. Devletler gerektigi takdirde, kendi ülkelerinde varolan azinliklarin tarih, gelenekler, dil ve kültürleri ile ilgili bilgiler almalarini özendirmek için egitim alaninda tedbirler alir.

5. Devletler, azinliklara mensup kisilerin ülkenin ekonomik kalkinmasina ve gelismesine tam olarak katilabilmelerini saglayacak tedbirleri almayi kabul eder

* * *
AVRUPA BIRLIGI VE AGIT (Avrupa Güvenlik ve Isbirligi Teskilati)

Türkiye’nin uzun yillardir aday üye oldugu Avrupa Birligi kurumlarinin da, temel hak ve özgürlükler kapsami içinde anadilde egitim hakkina iliskin olarak birçok karari, üye ve aday ülkeler için koydugu yükümlülükler vardir.

Bunlardan biri Ulusal Azinliklarin Korunmasina Iliskin Çerçeve Sözlesxme‘dir. (Avrupa Konseyi’nin 1995 yilinda Strasburg’da yaptigi toplantida benimsenmistir.) Sözlesmenin asagidaki maddeleri dil ve kültüre iliskindir:

Madde 12 1. Taraflar, gerektiginde, ulusal azinliklarin ve çogunlugun kültür, tarih, dil ve din bilgisini gelistirmek için egitim ve arastirma alanlarinda önlem alirlar. 2. Bu çerçevede Taraflar, digerlerinin yani sira, ögretmen egitimi ve ders kitaplarina ulasmada yeterli firsatlari saglar ve farkli topluluklarin ögrenci ve ögretmenleri arasinda iliskileri kolaylastirirlar.

3.Taraflar, ulusal azinliklara mensup kisilerin her düzeyde egitime ulasmasinda firsat esitligini gelistirmeyi taahhüt ederler.

Madde 13 1. Taraflar, egitim düzenleri çerçevesinde, ulusal azinliga mensup kisilerin kendi özel egitim ve ögretim kurumlarini kurma ve yönetme hakkina sahip oldugunu tanirlar. 2. Bu hakkin kullanimi Taraflara herhangi bir mali yükümlülük getirmez.

Madde 14 1. Taraflar, ulusal azinliga mensup her kisinin kendi dilini ögrenme hakkina sahip oldugunu tanimayi taahhüt ederler. 2. Ulusal azinliklara mensup kisilerin geleneksel olarak ya da önemli sayida yasadiklari bölgelerde, yeterli talep varsa, Taraflar, mümkün oldugu ölçüde ve kendi egitim düzenleri çerçevesinde, bu azinliklara mensup kisilerin azinlik dilinin ögretilmesi ya da bu dilde egitim görmeleri için yeterli firsatlara sahip olmasini saglamaya gayret ederler.

* * *

Kopenhag Kriterleri

Türkiye Avrupa Birligi’nin aday üyesidir ve tam üyeligi hak etmek için
Avrupa Birligi ülkelerinin 21-22 Haziran 1993 tarihinde Kopenhag”da yaptiklari doruk toplantisinda, birlige alinacak yeni ülkeler için saptadiklari ve üç baslik altinda toplanan kriterleri hayata geçirmek zorundadir. Bu kriterlerden biri, “kurumsal istikrar, demokrasi ve hukuk devletinin güvence altina alinmasi, insan haklarina saygi ve azinlik haklarinin korunmasi”dir.

Azinlik haklarinin çerçevesi nedir?

Bununla ilgili olarak Avrupa Güvenlik ve Isbirligi Teskilati”nin (AGIT) daha önceki bir dönemde aldigi kararlar vardir. AGIT üyesi 35 ülkenin disisleri bakanlarinin katildigi ve Haziran 1990″da, yine Kopenhag”da yapilan doruk toplantisinin sonucunda yayinlanan ortak bildiride ulusal azinliklardan söz eden bir bölüm vardir. Bu 4 nolu bölümde hertürlü zoraki asimilasyon çabasina karsi çikiliyor ve ulusal azinliklarin haklari söyle siralaniyor:

“Kendi etnik, kültürel, dilsel veya dinsel kimliklerini özgürce ifade etme, koruma ve gelistirme, yine kendi kültürlerini koruma ve çok yönlü gelisüirme:

“Kendi anadillerini özel ve ayni zamanda kamu yasaminda özgürce kullanma;

“Kendi egitim, kültür ve dini kurumlarini, örgütlerini, derneklerini kurma ve gelistirme.” (Bildiri Madde 32)

Ayni bildirinin 33. maddesinde ise söyle deniyor:

“Taraf ülkeler kendi topraklari üzerinde ulusal azinliklarin etnik, kültürel, dilsel ve dinsel kimliklerini koruyacak ve bu kimligin gelismesi için uygun kosullar yaratacaklardir.”

Madde 34″te ise ulusal azinliklarin kendi anadillerinde egitim yapma hakkina yer veriliyor ve egitim kurumlarinda tarih ve edebiyat ögreniminin, ayni zamanda ulusal azinliklarin tarih ve kültürünü içermesi gerektigi belirtiliyor.

Bu bildiri AGIT içindeki 35 ülkenin uzlasmasi sonucu görüsbirligi ile yayayinlanmisti, bu nedenle de AGIT”in bir üyesi olan ve bu toplantiya disisleri bakaniyla katilan Türkiye bakimindan da baglayicidir.

Gerek Avrupa Birligi”nin Kopenhag kriterleri, gerek AGIT”in 1990 bildirisi birlikte göz önüne alindiklari zaman, Türkiye”nin en azindan Kopenhag kriterleri çerçevesinde ne yapmasi gerektigi ortaya çikar. Bunun içinde etnik kimligin taninmasi, kültürün özgürce gelistirilmesine firsat verilmesi, anadilde egitim, anadilin özel ve kamu yasaminda özgürce kullanilmasi (basin-yayinda, toplantilarda, resmi islemlerde) ve serbestçe örgütlenme haklari var.

AGIT’in azinlik haklariya ilgili Lahey (Hauge), Oslo ve Lund Konferanslari

Avrupa Güvenlik ve Isbirligi Teskilati (AGIT) krulusundan sonra insan haklari ve azinliklarin hak ve özgürlükleriyle ilgili olarak üç önemli konferans topladi: Lahey, Oslo ve Lund. Bu konferanslara üye ülkelerden uluslarararasi hukuk, dilbilim ve toplumbilim alanlarinda uzman olan kisiler katildi ve konferans kararlari ile sonuç bildirilerinde AGIT üyesi ülkelerin uymalari gereken insan haklari ve azinlik hak ve özgürlükleri ayrintili biçimde belirlendi.

1995 yilinda Hollanda’nin baskenti Lahey’de toplanan Ulusal Azinliklarin Egitim Haklariyla Ilgili Konferans, AGIT ülkeleri için sunlari önermektedir:

1- Ulusal azinliklara mensup olan kisilerin kimliklerini koruma hakki, ancak egitim süreci boyunca anadillerini yeterli bir biçimde ögrenmekle tam anlamda gerçeklesebilir.

2-Tüm devletler, ulusal azinliklarin yararina olan uluslararasi hukukun ve sözlesmelerin geregini yerine getirirken, esitlik ilkelerine göre hareket etmeli ve irk ayrimi yapmamalidirlar.

3- Unutulmamali ki bu haklarla ilgili olarak uluslararasi sözlesme ve anlasmalarda belirlenen ölçüler asgaridir. Uygulamada bu hak ve sorumluluklari dar biçimde yorumlamak, onlarin ruhuna aykiri düser.

Maddi kaynak saglamak

4- Devlet azinliklarin egitim haklarini hayata geçirmek için aktif biçimde çalismali, maddi ve teknik kaynak saglamali.

Ademi merkeziyet ve katilim

5- Devlet, azinliklarin kendi kurumlarini olusturmalari, egitim politikasinin ve programlarinin hazirlanip uygulanma sürecine katilmalari için gereken kosullari hazirlamali.

6- Devlet azinliklarin egitimi için yerel ve bölgesel yönetimlere gereken ekonomik yardimi yapmali, öyle ki onlar yerel siyasetin olusturulmasi sürecine katilabilsinler.

Ilk, orta ve yüksek ögrenimde

11- Egitim sürecinde ilk yil çocuklarin gelisimi için çok önemlidir. Egitim alanindaki arastirmalara göre okul öncesi ana okulundaki egitim ve ögrenimin çocugun anadilinde olmasi en iyisidir.

12-Yine bilimsel arastirmalar göstermistir ki ilkokulda egitim programinin azinligin dilinde olmasi en iyisidir. Mümkün oldugunca her iki dili de bilen ve çocuklarin dil ve kültürü devletin resmi dili bir ders olarak okutulmalidir. Devlet çocuklarin ana babalarinin da bu olanaktan yararlanmalari için geregini yapmalidir.

13- Orta ögrenimde derslerin önemli bir bölümü azinlik dilinde olmalidir.

17- Azinliklara mensup olanlar yüksek ögrenimi de kendi dillerinde yapabilmelidir.

21- Devlet azinlik dilindeki egitim programlarinin gelistirilip güçlendirilmesini saglayacak kurumlarin olusturulmasi için gerekli destegi vermelidir.

* * *
Avrupa Bölgesel ve Azinlik Dilleri Sarti (Kasim 1992’de imzaya açilan Sartin 5 ülkede uygulamaya konmasi ile Mart 1998’de yürürlüge girmistir. Bugüne dek 24 ülke tarafindan imzalanan Sart 11 ülkede uygulanmaktadir. Türkiye bu Sarti imzalamamistir.)

Sözlesmede ‘bölgesel ve azinlik dilleri’ söyle nitelenmistir:

a) Bir Devlet’in topraklari içinde bu Devlet’in geriye kalan nüfusundan sayica daha az bir grup olusturan vatandaslari tarafindan geleneksel olarak kullanilan diller;

b) Belli bir cografi alanda yeter sayida kisi tarafindan kullanilan diller;

c) “Topraga bagli olmayan diller.’ (Geleneksel olarak o devletin sinirlari içinde kullanilmakla birlikte belirli bir alan ile tarif edilemeyen dillerdir.)
Söz konusu ‘Sart’ in gerekçesinde, bu alandaki çesitli uluslararasi karar ve sözlesmelerden söz edilerek, bölgesel ve azinlik dillerinin Avrupa’nin kültürel zenginliginin bir parçasi oldu, bu zenginligin korunmasi gerektigi belirtiliyor ve imzaci ülkeler için bir dizi yükümlülük getiriliyor: Bunlardan bazilari söyle:

a) Bölgesel dili ve azinlik dilini kültürel zenginligin bir ifadesi olarak kabul etmek;

b) Bu dillerin korunmasi için kararli bir destek vermek;

c) Sözlü olarak kamusal ve özel hayatta kullanilmalarini kolaylastirmak ve tesvik etmek;

d) Tüm basamaklarda ögretilmesini ve ögrenilmesini saglamak için uygun araçlar saglamak;

e) Bölgesel veya azinlik dillerinin kullanildigi alanda yasayan ve o dili konusmayi bilmeyen kisilere eger isterlerse o dili ögrenme imkâni saglamak;

f) Bölgesel ve azinlik dilinde okul öncesi egitim saglamak;

g) Bölgesel ve azinlik dilinin ilk, orta ve yüksek ögrenimde, mesleki ve teknik ögrenimde kullanilmasini saglamak;

h) Bölgesel ve azinlik dillerinde egitim verebilecek ögretmenleri yetistirmek;
i) Bölgesel ve azinlik dillerinde radyo ve TV yayini yapmak.

* * *

Görüldügü üzere uluslararasi hukukta anadilde egitim hakkina iliskin bir çok karar ve sözlesme var. Birlesmis Milletle Örgütü’nün, Avrupa Konseyi’nin ve digerlerinin. Tüm bunlar anadilde egitim hakkini temel bir insan hakki olarak niteliyor ve tüm devletlerin bu hakki taniyip geregini yapmasini belirliyorlar. Devletlerin çogu da bunu hayata geçirmislerdir.

Ne yazik ki Türkiye buna karsi direnmis, ulusal azinliklarin dil ve kültür haklarini tanimamis ve geregini yapmamistir. Kaldi ki Kürtler bu ülkede bir azinlik degil, Ortadogu’nun kadim ve büyük uluslarindan biridir. Ilk okuldan üniversiteye kadar anadilde egitim, Kürtçenin Türkçenin yani sira resmi dil olmasi bu ülkede en dogal uygulama olurdu.

* * *

Balkan ülkeleri ve onlarin yani sira birçok Dogu Avrupa ülkesi, Türkiye’den çok sonra Avrupa Birligi’ne adaylik için basvurmus ve asli üye olmuslardir. Ama Türkiye’nin basvurusu’nun üzerinden 32 yil geçtigi halde hala tam üyelik için beklemekte. Neden? Türk devlet yetkilileri bu nedenle Avrupa Birligi’ni suçlamaktalar, AB’nin bir Hristiyan kulübü oldugunu, bu nedenle bir Müslüman ülkeyi aralarina almak istemediklerini ileri sürmekteler. Ne var ki bu iddia gerçegi yansitmiyor. Türkiye Avrupa Birligi’nin üyeler için öngördügü yükümlülükleri, en basta da Kopenhag Kriterlerini hayata geçirmemekte direniyor. Avrupa standartlarinda bir demokrasiyi gerçeklestirme yönünde adimlar atmiyor, temel insan haklarini hayata geçirmiyor, ki bunlar arasinda tüm yurttaslarin, anadilde egitim hakkini da kapsayan dil ve kültür haklari da var.

Türkiye söz konusu haklari tanimamak için Lozan Anlasmasi’ni dayanak gösteriyor. Ne var ki Türkiye bizzat bu anlasmanin da bazi hükümlerine uygun davranmamistir. Lozan’da Türk tarafi Kürtleri Türkler gibi kurucu ve asli unsur olarak nitelemis, onlarin da Türklerle esit haklara sahip oldugunu, azinlik haklarinin ve böyle bir statünün onlara yetmeyecegini ileri sürmüstü. Bunun yani sira, Lozan Anlasmasi’nin 38. Maddesi söyledir:

‘Herhangi bir Türk uyrugunun, gerek özel, gerekse ticari iliskilerinde, din, basin ya da her çesit yayin konulariylaaçik toplantilarinda diledigi bir dili kullanmasina karsi herhangi bir kisitlama konulmayacaktir.’

Ne var ki Lozan’in ardindan Kürtlere herhangi bir statü taninmadi. ; Kürtlerin varligi, tarihleri, dilleri, kültürleri yok sayildi, onlara karsi sert bir asimilasyon politikasi yürürlüge kondu. Hatta Lozan Anlasmasi’nin söz konusu 38. Maddesi’ni de isletmediler. Kürtler dillerini basin yayinda, toplantilarda kullanamadilar, hatta Kürtçe konusmalari bile zaman yasaklandi, cezalandirildi!

1977 yilinda iki dilde (Kürtçe ve Türkçe) Roja Welat gazetesi’nin çikarmak için basvurdugumuzda, polisler bize ‘Kürtçe gazete çikaramazsiniz, basinizi keseriz!’ dediler. Ankara Valisi de bize, ‘Kürtçe gazete çikaramazsiniz, çünkü Türkiye’nin resmi dili Türkçedir’ diye yazi yazdi.

Buna karsilik ben de Ankara Valiligi’ne söyle çevap verdim: ‘Kürtçe gazete ve dergi çikarabiliriz, Lozan Anlasmasi’nin 38. Maddesi bize bu hakki taniyor.’

Direndik ve agir baskilari, engelleri, tutuklanmaya, cezalari gögüsleyerek 15 günlük söz konusu gazeteyi çikardik. Yaslari elverenler hatirlalar, Roja Welat’in çikisi bir olay oldu ve onu 12 sayi yasatabildik.

* * *

Bu toplantinin konusu anadilde egitim hakkidir. Bu nedenle genis biçimde bu konuyu ele aldik. Ama elbet Kürt halkinin kemel haklari dil ve kültür haklarindan ibaret degil. Kürtler bir azinlik degil, bu cografyanin üzerinde binlerce yildan beri yasayan bir halktir, Ortadogu’nun önde gelen uluslarindan biridir. Nüfusumuz bugün Ortadogu’da 50 milyona ulasiyor ve bunun yaklasik yarisi, 25 milyonu Türkiye sinirlari içinde yasiyor. Temel haklari taninmadigi için Kürt sorunu Türkiye, Iran ve Irak ve Suriye’nin basini agritan büyük bir sorun.

Kürt sorununun çözümü içen, Kürt halkinin idari, kültürel ve ekonomik haklari tam olarak, esitlik temelinde taninmali. Bu öteden beri dile getirdigimiz gibi federal bir çözümdür. O zaman bu ülkelerde baris saglanir, demokrasinin yolu açilir ve ülkenin kaynaklari, savasa ve yikima degi, ülkenin gelismesine harcanir, böylece halkin hayat seviyesi yükselir.
Türkiye’yi yönetenler eger barisi, çagdas bir demokrasiyi ve ileri bir gelismeyi ülkelerinde gerçeklestirmek istiyorlarsa Kürt sorununu bir an önce esitlik temelinde çözmeliler.

Kemal Burkay
21 Aralik 2019

——————————————-

Özgürlük Yolu Vakfi tarafindan 21 Aralik 2019 tarihinde Diyarbakir’da düzenlenen ‘Anadilde Egitim’ konulu toplantida yaptigim konusmanin Türkçesi.

Kemal Burkay

Back to top button