ARAS ARAS ‘ GOODBYE SONA

Kemal Burkay
Su korona günlerinde isten firsat buldukça bazi kitaplar da okudum. Is neydi diye sorarsaniz, bizim gibilerin isi bitmez. Daha önceki bazi yazilarimda anlatmistim. Anilarimin 4. ve 5. Ciltlerini bir kez daha gözden geçirdim ki bu epeyce zamanimi aldi. Covid-19’un yol açtigi trajik durum üzerine bir dizi yazi kaleme alip yayinladim. Bazi konularda yazili ve sözlü söylesiler yaptim. Bunlardan ikisi Köy Enstitüleri üzerine idi.
Okudugum kitaplardan biri Igdir’li yazar bir dostun Kevan adiyla kaleme aldigi ‘Aras Aras- Goodbye Sona’ adli romani idi. (*)
Oldukça ilginç bir roman. Birinci Dünya Savasi öncesinden baslayarak Trans Kafkasya’da, özellikle Igdir, Erivan, Tiflis, Bakü ve Dogu Beyazit yörelerinde olup bitenleri anlatiyor. Romanin kahramanlari genellikle çocukluk ve ilk gençlik yillari bir dönem Çarlik Rusyasi’nin sinirlari içinde olan Igdir ve Erivan’da geçmis, ayni okullarda okumus, ayni mahallelerde büyümüs Ermeni, Azeri ve Kürt kisiler. Dro, Kerem, Elekber, Kinyas, Nagi, Sona ve digerleri. Yollarinin zaman zaman olaylar içinde, hatta Sibirya kamplarinda kesistigi insanlar arasinda daha ünlüleri de var: Koba (Josef Stalin), Sultan Galigef, Enver Pasa, Saidi Nursi
Çocukluk ve ilk gençlik yillarinda Igdir ve Erivan’da bir arada büyüyen, can ciger arkadaslar olan bu insanlari hayat daha sonra birbirinden kopariyor. Çarlik Rusyasi ve Osmanli yakasinda, olup biten olaylar Trans Kafkasya’ya bir yandan sinif savaslari, diger yandan etnik bogusmalar biçiminde yansiyor. Ermeniler, Azeriler, Gürcüler, Kürtler bu etnik bogazlasmanin içinde karsi karsiya geliyorlar. Söz konusu gençler de
Dro ünlü bir Ermeni komutan olarak Azerilerle savasirken, Elekber, Kerem ve ötekiler de savasta Azerilerin safinda ve ön planda roller aliyorlar.
Dro, yeni rejimin (Ekim Devrimi yanlilarinin) Trans Kafkasya’yi denetim altina almasindan sonra Amerika’ya gidiyor. 1905 Subat devrimi sirasinda bir bacagini kaybeden Sona, kendisini tip alaninda bilimsel arastirmalara veriyor ve önemli kesiflere imza atiyor. Rus ordusunda binbasi olan Kinyas (Kartal) bir Rus generalin kizi olan Swetlana ile evleniyor, Igdir ve Van yöresindeki asiretinin yanina dönüyor.
Tüm bu kisilerin ve romandaki diger kahramanlarin yollari zaman zaman Tiflis’te, Petersburg’da, daha sonra Istanbul ve Paris gibi yerlerde kesisiyor.
Olaylar onlari söz konusu amansiz bogusmanin taraflari olarak ne denli karsi karsiya getirse de, ta çocukluk yillarindan gelen dostluklari, sicak anilari yine de zaman içinde canli kaliyor; karsilasinca her an birbirlerine sarilmaya hazir bir duygu içinde
Kitabi okudugunuz zaman, yüz yillar boyu bir arada yasamis ve aralarinda güçlü dostluklar kurmus söz konusu halklari karsi karsiya getiren oyunlarin acimasizligini ve kimi yöneticilerin hirslarinin saçmaligini daha iyi görüyor, kavriyorsunuz. Aslinda bu halklarin hepsi özgürlügü hak ediyorlardi, bu insanlarin bu acilari yasamasi gerekmiyordu diye düsünüyorsunuz. Ermeni Dro’ya da, onun sevgilisi Azeri Sona’ya, kardesi Nagi’ye, Kürt Kinyas’a, Dogu Beyazitli Kürt aydin Numan’a da sempati duyuyorsunuz
Roman Dro’nun yillar sonra Amerika’dan Sona’ya yazdigi ve ‘Goodbye Sona’ diye bitirdigi duygulu mektupla basliyor, Sona’nin yillar sonra Igdir’daki evinde, sessizce ölümünü anlatan satirlarla bitiyor.
Kevan tüm bu insanlarla ilgili olarak iyi bir arastirma yapmis, onlarin hayat öyküleri ve yasadiklari olaylar, tarihsel mekanlarla ilgili bir hayli bilgi toplamis ve büyük emek sarf etmis. Dili de akici, sürükleyici
Bu kitapta ayni zamanda onun insani bakis açisini, hosgörüsünü gördüm. Kutlarim.
2 Haziran 2020
—————————————–
(*) Kurgu Kültür Merkezi Yayinlari ‘ basim tarihi: 2012
Kemal Burkay