Makale

Askerî vesayetin sonu mu?

Geçtigimiz günlerde siyasi rejim açisindan önemli kararlar açiklandi.

3 Agustos günü açiklanan Yüksek Askerî Sûra (YAS) kararlariyla, Türk Silahli Kuvvetleri’nin (TSK) komuta kademesi siyasi otoritenin tercihlerine göre sekillendi. Böylelikle askerin siyasi özerkliginin önemli bir unsuru olan, komutanlarin ‘teamüller’e, yani TSK’nin kendi tercihlerine göre belirlenmesi uygulamasinin geçerliligini yitirmesi yolunda bir adim daha atildi.

5 Agustos günü de Istanbul 13. Agir Ceza Mahkemesi ‘Ergenekon’ davasinda kararini açikladi. Seçilmis hükümete karsi darbe örgütlemekten sanik, emekli Genelkurmay Baskani’nin da aralarinda oldugu subaylar ve siviller agir hapis cezalarina çarptirildi. Geçen yil 22 Eylül’de sonuçlanan ‘Balyoz’ davasinda da, emekli hava ve deniz kuvvetleri komutanlari ile 1. Ordu komutaninin da aralarinda oldugu 300’den fazla subay agir hapis cezalarina çarptirilmisti. ‘Balyoz’ davasi temyiz sürecinde. Yargitay’daki durusmalari geçen 16 Temmuz’da basladi. Gerekçesinin önümüzdeki bir ay içinde açiklanmasindan sonra, ‘Ergenekon’ davasinda da temyiz süreci baslayacak.

Ergenekon davasi ile ilgili hakli bir soru, bu davada sorusturmanin ‘derin devlet’in yillardir gördügü kirli islere yeterince nüfuz edip etmedigi. Gerek ‘Balyoz’ gerekse ‘Ergenekon’ davalariyla ilgili olarak ise saniklar ve avukatlari, iddianamelerin uydurma oldugundan, yargilamanin hukuk devleti ilkelerine aykiri olarak görüldügüne kadar uzanan çesitli iddialarda bulundular. Bu iddialar, muhakkak ki Avrupa Insan Haklari Mahkemesi’ne kadar uzanabilecek bir temyiz asamasindan geçecek, hukuk yönünden enine boyuna irdelenecek. Kamunun önemli bir kesiminin davalari hukuki degil siyasi olarak gördügü muhakkak. Kararlarin siyasi anlami ise tarihi basarili ve basarisiz askeri darbe girisimleriyle dolu olan Türkiye’de, bu girisimlerin bundan böyle cezasiz kalmayacagi mesajini vermesi. Bu da kuskusuz, askerin siyasi rolünün son bulmasi yönünde atilan bir adim.

Geçtigimiz günlerin gelismeleri, Türkiye’de 1950’den bu yana geçerli olan, demokrasi üzerinde askeri vesayetin, belki daha dogru bir ifadeyle askerin siyasi rolünün son buldugu anlamina gelir mi? Son yillarda bunun fiilen gerçeklestigini söylemek mümkün. Peki, hukuken son bulmus mudur? Biriz Berksoy’un TESEV için kaleme aldigi ‘Türkiye’de Ordu, Polis ve Istihbarat Teskilatlari: Yakin Dönem Gelismeler ve Reform Ihtiyaçlari’ (Mayis 2013) adli rapor, askeri vesayetin anayasa ve yasalara dayanan hukuki altyapisinin büyük ölçüde yerinde durdugunu ayrintilariyla ortaya koymakta. Peki, askeri vesayetin ideolojik altyapisi, yani Kemalizm etkisini yitirmis midir? Geriledigi muhakkak, ama tarihe havale olmadigi da öyle.

Peki, askeri vesayetin hukuki ve zihni ‘altyapisi’ nasil tasfiye olacak? Ne yazik ki Türkiye bugün, bir yanda (kabaca) ‘demokrasi seçimdir, kazanan diledigini yapar’ diyen ‘milli iradeci’ iktidar ile (Kemalist) laikçilik ve tek-kültürcülükle baglarini koparmaktan uzak ana ve yavru muhalefet arasinda sikismis durumda. Askeri vesayetin hukuki ve fikri altyapisinin gerilemekle kalmayip tarihe havalesi için ana siyasi akimlarin iktidarin çogunlugun oyunu alan partiye (veya partilere) ait oldugu, ancak ne denli genis bir destege sahip olursa olsun yurttaslarin temel hak ve özgürlüklerine saygi gösterdigi; askerin sivil otoriteye tabi olup siyasetle iliskisini kestigi liberal demokratik düzen üzerinde tam mutabik kalmalari gerekir. Bu mutabakatin tesisi, bugün Türkiye’nin temel meselesi.

Iyi bayramlar.

————————————-

Zaman-8 Agustos

Sahin Alpay

Balkêş e ?
Close
Back to top button