Makale

Ayinesi istir kisinin lafa bakilmaz

Basinda fiilen Cumhurbaskani Erdogan’in oldugu AKP’nin 1 Kasim’da yüzde 49 oy ve (son sayimda) 317 milletvekili ile kazandigi büyük seçim basarisinda rol oynayan baslica etkenleri söyle özetleyebilirim:

Iktidarin muhalifleri ‘hain’ ilan ederek toplumu kutuplastirmasi; emrindeki medya ile gerçekleri tepetaklak etmesi; muhalefetin yardimiyla seçmenin önemli bir kismini istikrarin ancak tek ‘ parti hükümetiyle saglanabilecegine ikna etmesi; MHP’nin Bahçeli, HDP’nin de PKK ‘hendegi’ne düsmesi.

Elbette ki yönetimin seçimle belirlendigi herhangi bir ülkede, bir partinin yüzde 49 dolayinda oy toplamasi, büyük basaridir. Ne var ki, tek basina yüzde 49 ya da 59 oy ne siyasi, ne de ekonomik istikrarin güvencesi olabilir. Istikrar ancak yurttaslarin temel hak ve özgürlüklerinin saygi gördügü yerde mümkündür. Ne yazik ki, bu seçimin basta gelen olumsuz sonucu, yüzde 49’un otoriterlesmeye onay vermesiyle toplumda kutuplasmanin zirve yapmasi. Açiktir ki, toplumun AKP’ye oy vermeyen yarisi Erdogan yönetimine, Cumhuriyet tarihinde belki hiç görülmedigi ölçüde büyük bir tepki duyuyor.

Birbirinden çok farkli kesimler AKP iktidarindan alabildigine hosnutsuz. Cumhuriyet’in kurulusundan bu yana kimliklerinin inkarina karsi direnen Kürtlerin gönüllerini kazanamayan hiçbir iktidar uzun süreli olamaz. AKP iktidari Kürtlerin en azindan bir kisminin destegini geri almayi basardiysa da, ülkenin en büyük dinsel azinligi olan Alevilerin hemen tamami, inanç özgürlükleri kisitlandigi, kendilerine Diyanet dini dayatilmak istendigi için, en azindan 1990’lardan bu yana çok sikayetçi. Hayat tarzlari itibariyla belki Türkiye’nin en büyük azinligini olusturan toplum kesimi fena halde hosnutsuz. Dindar Sünnilerin bir kismi AKP iktidarini, temel hak ve özgürlüklerin, bu arada inanç özgürlügünün düsmani, Islam’in en temel ahlaki ilkelerine sirt çeviren bir menfaat çetesi olarak algilamakta.

Yükselen issizlik, enflasyon, azalan ihracat, dis ve iç yatirimlar, gerileyen ekonomik büyüme orani emegiyle geçinen toplum kesimlerinin yasam kosullarini giderek olumsuz etkiliyor. Ekonomideki gidis devam ettigi takdirde bu kesimdeki hosnutsuzlugun artmasi kaçinilmaz. Mülkiyet hakkinin bile tehdit altinda oldugu kosullarda is adamlarinin iktidarin destegini alamayan kesimi ya gazaba ugrama korkusuyla sesini çikarmiyor ya da sessiz homurdaniyor. Hosnutsuzlar genis bir tabana yayilmakla kalmiyor, düne kadar birbirlerine karsi tavir almis olan farkli siyasi egilimlerden gruplar, giderek otoriterlesen iktidara karsi ayriliklarini bir kenara birakarak birlesme egiliminde.

Muhalefet partilerinin aczi karsisinda, hukuk devletinin ihyasi umudunu tasiyanlarin gözleri AKP içindeki, gidisin tehlikelerinin farkinda olduklari izlenimi veren Abdullah Gül, Bülent Arinç ve Ali Babacan gibi siyasilere dönmüstü. Simdi ayni gözler, 1 Kasim gecesi ‘balkon’ konusmalarindaki uzlastirici olunacagina, hak ve özgürlüklere saygi gösterilecegine dair sözleri nedeniyle Basbakan Davutoglu’na çevrildi. (Erdogan’in 29 Ekim’de Saray’a davet etmedigi Arinç ve Babacan ‘balkon’da Davutoglu’nun hemen arkasinda ortaya çiktilar.)

Galiba görmezden gelinmeye çalisilan nokta, gerek AKP’nin son seçim zaferinin, gerekse bizzat Davutoglu’nun Erdogan’in eseri olusu. Seçimin hemen ertesi günü gazetecilerin tutuklanmasi, 18 ilde ‘kumpas’ baskini, 54 hakim ve savciya yurtdisi yasagi getirilmesi, Bassavciligin Hrant Dink davasi iddianamesini (iddiaya göre, belirli isimlerin zanlilar arasindan çikarilmasi için) ikinci kez iade etmesi, hiç akildan çikarilmamasi gereken ‘ayinesi istir kisinin lafa bakilmaz’ sözünü hatirlatiyor. Daha dar bir çevrenin unutturmaya çalistigi bir nokta da, ‘paralel yapi’ safsatasinin ‘devlet içindeki her türlü illegal yapilanmayla hukuk içinde mücadele’ için degil, tam tersine hukuk devletini yerle bir etmek için kullanildigi. Benim 1 Kasim’dan çikardigim sonuç, Türkiye’nin bir ‘seçimli otokrasi’ye dogru bir büyük adim daha attigi. Askere dayali otoriterligin yenilmesi en az yarim yüzyil sürdü. Sandiga dayali otoriterligin yenilmesinin o kadar uzun sürmeyecegi, sanirim yapabilecegim en iyimser yorum.

Sahin Alpay

Back to top button