Barisi kirletmemek lazim
Bugün bayram… Bu bayrama silahlarin gölgesinde girmemeyi çok isterdim. Ama olmadi. Hâlâ baris umudumu yitirmis degilim. Bu nedenle söylenen her söze, yeni bir baslangiç olabilir diye bakiyorum.
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün daga kaçirilisi ve dönüsüne de bu gözle baktim. Sürecin seyrine iliskin “gariplikler” oldugu gibi söylenen sözler de sasirtici…
“Asker olsun, dagdaki genç olsun ölen bütün çocuklarin bu ülkenin çocugu oldugunu ve bu savasi basta kendilerinin anlamsiz bulduklarini söylediler. ‘Istedigimiz demokratik özerklik plani, hiç de silahli mücadeleyi gerektirmeyen demokratik bir taleptir ve Avrupa’da pek çok ülkede vardir. Bu bakimdan biz de yürüdügümüz mücadelenin artik çok anlamsiz oldugunu biliyoruz’ dediler.”
Bir yandan Foça’da ve Van’da siddete, öldürmeye devam edip, öte yandan “yürüttügümüz mücadele anlamsiz” demek bir çeliskiler yumagi olarak karsimiza çikiyor.
Buna ragmen o satirlari okuyunca, 2009’da baslatilan “demokratik açilim” sürecini ve sonraki Oslo görüsmelerini düsündüm.
O günlerde hep yazildi, Kürt meselesini yaratan vesayet rejimi gerilerken, Türkiye AB kriterlerini hayata geçirirken “demokratik özerklik” için “silahli mücadele” vermenin anlami yoktu.
Ingiltere’de IRA meselesi ele alinirken dönemin basbakani Tony Blair’in bir tek sarti vardi:
“Ben sizden silahi birakmanizi istemiyorum, siddeti durdurmanizi istiyorum…”
Geçen yil 17 Kasim’da, 1999’da Öcalan’in yakalanmasini hatirlatarak sunlari yazmistim:
“(PKK) Tam 4 yil süren bir ateskes ilan ediyor ve tek kursun atmiyor. Sorunun çözüm beklentisi var ama Öcalan’in yasam güvencesi de önemli bir etken… Yani o kosullarda bunu yapabiliyor.
Simdi PKK yönetimi çiksa ve “Silahlari sinir disina çekiyorum ve tek kursun atmayacagim” açiklamasi yapsa ne olur?
Buyurun “Türkiye toplumunun demokratik anayasasini yapin” dese tüm ezberler bozulmaz mi?”
PKK akli bu yaklasima silahlari susturarak degil, 14 Temmuz saldirisiyla cevap verdi. Simdi eli silahli gençler silahlarin gereksizliginden söz ediyor. Peki, dagdakilerin fark ettigini BDP neden fark etmiyor?
Demokratik haklarin güvencesi sivil siyasettir. BDP parlamentoda var ve yüzlerce belediyeyi yönetiyor.
BDP bir kez olsun “Demokratik özerklik plani, hiç de silahli mücadeleyi gerektirmeyen demokratik bir taleptir” sözünü neden etmedi?
Yaptigi tek sey, sürekli “devlet çözüm istemiyor” argümanini biktirici biçimde söylemek. Gerçek su ki, bu argümanlar siddet devreden çiktigi gün çökmeye mahkûm.
Eger samimiyetle baris istenirse devlete -soguk savas döneminde belki zordu amaküresel çagda demokratik talepleri kabul ettirmek hiç de zor degil.
Simdi bir kez daha geriye dönüp bakalim, bugün söylenenleri aylar önce MIT adina konusan bugünkü müstesar Hakan Fidan Oslo’da söylemedi mi?
“Ben demokratik mücadele içine girip de dünyada sonucuna ulasamamis hiçbir hareket görmedim.”
Fidan, bununla da yetinmedi, siddeti devreden çikarmak için bir sey daha söyledi:
“Ben modalite önerisi olarak sunu dedim, simdi bir defa eylemsizligi çok samimi olarak söylüyorum -basbakanin da fikri budur- bir zaman kazanma parametresi olarak ortaya koymuyoruz. Biz eylemsizligi var olan konusmalarin bir saglayicisi olarak görüyoruz.”
Dün bu yaklasima “ihanet projesi” olarak bakanlarin bugün baristan söz etmesi sasirtsa da hayir denmez ama hayatta samimiyet diye de bir sey var.
Hepinizin Ramazan Bayrami’ni kutluyor, ülkemize ve insanliga baris getirmesini diliyorum.
————————————————
Sabah-19 Agustos
Mahmut Övür

