Barut Kokusu
Beyrut dogumlu Fransiz yazar Amin Maalouf, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam dostlugunu ve hayat serüvenlerini anlattigi ‘Semerkant’ adli romaninda, insanlari uyusturmada hiçbir seyin ‘barut kokusu’ kadar etkili olmadigini söyler.
Kuskusuz barutun bu bölgede yaygin kullanimi, 12. Yüzyilda yasadigi topraklara damgasini vuran Sabbah ve Hayyam´dan sonraki döneme rastlar. Lâkin yazar da ‘barut kokusu’ ile ilgili tespitini günümüzden ortalama yüz yil kadar önce, Hayyam´in el yazmalarinin pesine düsen bir roman kahramani olarak gittigi Pers ülkesindeki mutlakiyet ile mesrutiyet taraftarlari arasindaki kanli iktidar savasini anlatirken yapar.
Bir iç savasi baslatirken insanlara, hayatlarini ugruna feda edebilecekleri, onlari hayatlarindan daha da önemli olduguna inandiracak kutsal amaçlara ihtiyaç duyulur; bu savasi uzun bir süre sürdürebilmek için ise ihtiyacini duydugunuz en önemli ‘madde’ barut kokusudur.
Savas uzadikça da ‘amaç’ ile ‘araç’ arasindaki sinirlar giderek kaybolur; hatta çogu kez yer bile degistirirler.
Özgür bir ülkeye ulasmak için yola çikip da ‘üniter devlet’ duraginda inmek ve bunun en ‘iyi’ çözüm olduguna, bu yüzden ‘ulusal devleti’ çöpe atmak gerektigine en azindan belirli bir kesimi inandirabilmek için muhtaç olunan kuvvet, hiç kuskusuz namlulardan tüten barut kokusundadir. Ugruna savasilan bütün degerleri bir çirpida ‘çöpe attik’ diyebilmenin cesareti, sirtinda tasidiklari silahlardan çikan barutun yaydigi duman ve koku sayesindedir.
Silahli kalkisma yoluyla ‘suçlu’ duruma düsürülen binlerce kisiyi ‘genel bir af’ ile ‘kurtarmayi’ büyük bir basari olarak sunabilmek de ancak barut kokusu sayesinde mümkündür.
Barut kokusu, düsünme yetenegimizi dumura ugratan, bilincimizi körelten en etkili araçtir. Toplumlar, algilama, degerlendirme ve sonuç çikarma becerilerini en çok da savasin ve çatismalarin yasandigi dönemlerde barut kokusu sayesinde yitirirler.
Barut, toplumun ihtiyaçlarini, beklentilerini ve umutlarini kullanarak onu esir almanin en ucuz yolu; topluma ödetilen agir bedelerin en hafif aracidir.
Barut kokusu, toplumsal körlüge, akil tutulmasina, vicdan körelmesine neden olan etkili maddelerin basinda gelir.
Barut kokusuyla ya da dini kullanarak uyusturdugunuz kalabaliklara yaptiramayacaginiz sey, onlari yönlendiremeyeceginiz hedef yoktur!
Herseye ragmen bu dumanin ve kokunun gizledigi gerçegi görebilen ve göstermeye çalisan, aklini, ruhunu ve vicdanini yitirmemis 3-5 kisiyi, bir linç kampanyasiyla itibarsizlastirma becerisi de beyinleri felç eden bu koku sayesinde mümkündür.
1920´lerin fasist-üniter devlet yapisiyla, sinirlariyla, bayragiyla, resmi diliyle hiçbir sorunu olmadigini defalarca ve üstüne basa basa söyleyip, herhangi bir sey talep etmemeyi, bir topluma ‘taktik’ olarak anlatabilmeyi de sadece barut sayesinde basarabilirsiniz.
Barut kokusu ve dumaninin dagilmasiyla gördügümüz gerçek, bulundugumuz yerin, gerçekte -Besikçi Hocamizin ifadesiyle- o ‘ilk kursun’ un sikildigi günden çok da uzakta olmadigidir.
O ‘ilk kursun’dan beri söyledikleri ve yaptiklari her seyi ‘taktik’ olarak gösterip, gerçekte 35 yili askin bir süre boyunca taktik olan tek seyin, bu silahli kalkismanin bizzat kendisi oldugunu gizleyebilmenin sifresi barut kokusunda aranmalidir.
Bugün dagilmaya yüz tutuyorsa barut kokusu, bu kokuyu 35 yildir yayan devlet aklinin bir nebze de olsa degismesi sayesindedir; bu kokuyla aklimizi, ruhumuzu ve bilincimizi esir alan akil ile artik buna ihtiyaç duymayan ayni akildir.
Içimizden birilerine ‘terörist basi’ rolü gibi, barisa bir sans taniyan ‘Mandela’ rolü veren de yine bu akildir.
Kürtlerin büyük bir kesimi bizzat kendi hayatlariyla oynanan bu kanli ve sahte oyunu, barut kokusu sayesinde avuçlari parçalanircasina alkislayarak, adeta kendilerinden geçerek izledi.
Bugün ise Kürt tarihinin en büyük trajedilerinden birinin kapanis sahnesini izliyoruz. Gerçegi, evimize varip da çocuklarimizdan birinin artik bizimle birlikte olmadigini anladigimizda farkedecegiz.
Ve bu ‘eksiklige’ ragmen hayatimizdan çok da fazla birseyin degismeyecegini de…
Barut kokusu etkisini yitiriyor…
Simdi baska ‘taktiklere’ ihtiyaç var.
Ama bir sorun var ki (dini inançlari kullanma gibi bir istisna disinda) barut kokusundan daha etkili bir zehir henüz icad edilmedi.
Ziya Laçin