Baskanlik sistemi üzerine
Baskanlik sistemi tartismasini enine, boyuna ve kisilerden bagimsiz bir sistem tartismasi olarak yapmadikça bu tartisma hiç bitmeyecek. Elbette kisilere ve niyetlerine bagli bir yönü var bu talebin. Ama sistemin bütününü, asgari gereklerini, parlamenter sistemin veya baskanlik sisteminin avantaj ve dezavantajlarini tartisip, genel bir mutabakata varmadikça da bu tartisma bir sonuca varmadan, anlamsizca sürüp, gidecek görünüyor.
‘Iyi parlamenter sistem’ veya ‘iyi baskanlik sistemi’ nasil olur? Sistemin ‘iyi’ olmasini saglayacak unsurlar nelerdir? Öncelikle bu sorulara cevap vermek gerekiyor.
Ülkenin çok ciddi yönetim sistematigi sorunu var. Kürt meselesi, Gezi’yi var eden dinamikler, göç ve metropollesmenin ürettigi sorunlar, kentsel dönüsüm, çevre sorunlari, hangi sorunu tartisirsak tartisalim isin bir yönetim sistematigi sorunu oldugu çok açik.
Var olan sistem, kendi basina bugünün sorunlarinin da kaynagi. Bu sistem merkeziyetçi, vatandasini da sorunlari da çözümleri de tek tip üzerinden düsünen, vatandasina güvenmeyen, katilimciliga kapali, seffafligi olmayan bir sistem.
Bu karakteri nedeniyle de keyfiyetçilige, çetelesmeye, partizanliga, yolsuzluga son derece açik bir sistemdir var olan.
Bir baska unsur, tüm dünyada ve ülkemizde degisen bir gündelik hayat var karsimizda. Yeni gündelik hayatin ritmi daha hizli, çok aktörlü, çok boyutlu, giderek metropollere sikisan bir hayat. Bu gündelik hayatin temel karakteristigi ise karmasiklik ve belirsizlik.
Hiç kimse ve hiçbir kurum bugünün karmasiklik ve belirsizlik esasli gündelik hayatini (ne yerel, ne ulusal, ne küresel ölçekte) planlayacak ve yönetecek bilgiye ve araçlara sahip degil. Bilgisine ve araçlarina sahip olunamayacak denli karmasik bir hayat merkeziyetçiligi güçlendirerek mi yoksa merkeziyetçiligi dagitarak, karar mekanizmalarini yerellestirerek ve çogullastirilarak mi daha iyi yönetilir?
Bir diger unsur var olan siyasal ve toplumsal sorunlar. Ülkenin kendine özgü siyasal ve toplumsal sorunlarinin neredeyse hepsi yüz yildir yasaniyor, birikiyor, kendi dinamikleriyle degisiyor-derinlesiyor. Yeni bir toplumun iç mutabakatina, ‘biz olmaya’, devlet ve toplum arasinda yeni bir mutabakat üretmeye ihtiyaç var. Bu mutabakatlar iliski-müzakere-ikna ve uzlasma süreçleriyle mi saglanir yoksa pedersahi yaklasimlarla veya dayatmalarla mi?
Bu toplumsal ve siyasal sorunlarin yönetimi ve çözümü üzerinden de baksak, merkeziyetçi yapinin ürettigi sorunlardan da baksak, degisen gündelik hayattan da baksak daha iyi bir yönetim sistemi için olmazsa olmaz gereklilikler var. Herkes demokrasi ülküsünde -en azindan sözde de olsa- mutabik olduguna göre, demokratiklesmenin de gerekliligi bunlar. Bana göre bu gereklilikler dört temel alanda.
Birincisi, hak ve özgürlükler alaninin sosyal ve kolektif haklari da (anadilde egitim, vb) kapsayacak biçimde genisletilmesi, vatandaslik taniminin degistirilmesi.
Ikincisi, siyasi alani düzenleyen tüm kanunlarin (Siyasi partiler kanunu, dernekler-vakiflar kanunlari, toplanti ve gösteri yürüyüsleri kanunu, polis vazife ve salahiyetleri kanunu, vb.) ve seçim sisteminin (yalnizca seçim barajindan ibaret olmayan kapsamda) yeniden düzenlenmesi ve demokratiklestirilmesi.
Üçüncüsü, yönetimin merkeziyetçilikten çikarilarak, yerellestirilmesi ve katilimciliga açik biçimde yeniden yapilandirilmasi.
Dördüncüsü de yarginin tarafsizligini saglayacak yapisal reformlarin yapilmasi.
Bu dört alanda demokratiklesme saglaniyorsa baskanlik veya parlamenter sistem tartismasi yönetimin etkinligi ve verimligi üzerinden daha anlamli olacaktir. Bu dört alanda hiçbir öngörüde bulunmadan, bunlara dair bir vaat sunmadan yalnizca sistemi tartismanin anlami yoktur.
Peki, Ak Parti’nin ve Cumhurbaskani’nin tartismaya açtigi baskanlik talebinin ne oldugu anlamak ve tartisabilmek için neyi esas almaliyiz? Yukarida isaret ettigim gereklilikler var mi önerinin içinde? Elimizde temel bir ölçü var. Ak Parti’nin 2011 genel seçimlerinden sonra Meclis’te olusturulan, Anayasa Uzlasma Komisyonu’na verdigi Anayasa önerisinin ilgili bölüm ve maddeleri.
Ak Parti’nin bu anayasa önerisi baskanlik sistemini esas aliyor. Bu metinde hiçbir zaman araliginda ve kosulda demokrasi ile bagdastirilamayacak, hiçbir demokratik ülkede olmayan bazi maddeler var.
Kanunlarin Baskan tarafindan onaylanmasi ve yayinlanmasi
Madde 11′ (1) Baskan, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunlari on bes gün içinde onaylar ve yayinlar.
(2) Baskan onaylamadigi kanunlari bir daha görüsülmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir
(3) Türkiye Büyük Millet Meclisi geri gönderilen kanunu üye tamsayisinin beste üç çogunlugu ile aynen kabul ederse, kanun, Baskan tarafindan yedi gün içinde yayinlanir.
Baskan’in görev ve yetkileri
MADDE 22- (4) Baskanin görev ve yetkiler sunlardir:
a) Gerekli gördügü takdirde, yasama yilinin ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açilis konusmasini yapmak,
g) Baskanlik kararnamesi çikarmak,
m)Sikiyönetim veya olaganüstü hal ilân edilmesini Meclisten talep etmek,
Baskanlik kararnamesi
Madde 23′ (1) Baskan, genel siyasetin yürütülmesinde ihtiyaç duydugu konularda Baskanlik kararnamesi çikarabilir. Bir konuda Baskanlik kararnamesi çikarilabilmesi için kanunlarda o konuyu düzenleyen uygulanabilir açik hükümlerin bulunmamasi sarttir. Kisi hak ve hürriyetleri ile siyasi hak ve hürriyetler kararname ile düzenlenemez. Kararnameler ile kanunlarda ayni konuda farkli hüküm bulunmasi halinde, kanun hükümleri uygulanir
Baskanin cezai sorumlulugu
Madde 24′ (1) Baskan hakkinda, bir suç isledigi iddiasiyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayisinin en az üçte ikisinin verecegi önerge ile sorusturma açilmasi istenebilir.
(3) Yüce Divana sevk karari ancak üye tamsayisinin dörtte üç çogunlugunun gizli oyuyla alinir. Yüce Divan tarafindan seçilme yeterliligine engel bir suçtan mahkum edilen Baskanin görevi sona erer.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Baskanin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi
Madde 28- (1) Türkiye Büyük Millet Meclisi veya Baskan tek basina her iki organin seçimlerinin birlikte yenilenmesine karar verebilir. Baskanin ikinci döneminde Meclis tarafindan seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Baskan bir defa daha aday olabilir.
Var olan merkeziyetçi yapiyi koruyarak, demokratiklesmenin asgari gereklerinin hiç birisinde somut reform öngörmeyerek ve vaat etmeden, MIT yasasindan iç güvenlik paketine kadar merkeziyetçiligi, güvenlik politikalarini, polisi ve keyfiyetçiligi güçlendirerek, yukaridaki maddelerde özellikle koyu yazilmis yetkileri bir kisiye vermek mümkün müdür? Böylesi yapilanma arayisi neyi ifade eder?
Mutlak gücü sinirlamak, denetlemek için yüzyillar içinde olusturulmus olan kisitlama – denge-denetleme mekanizmalarini yok saymak, insanligin yasadigi bunca aci tecrübeden hâlâ ders almamis olmak mümkün mü?
——————————————
5 Subat- T24
Bekir Agirdir