Nivîsar

Benim oglum Semdinli’de askerlik yapti ama ben sansli bir anneyim

Çok istedigi bir alanda üniversitede okudu. Okulunu 4 yilda bitirdi. Girdigi tüm sinavlarda hep iyi puanlar aldi. Yüksek lisans için girdigi yazili sinavi çok iyi geçmisti. Ancak mülakatta Izmir’i sevip sevmedigi, denizi sevip sevmedigi gibi sorular sorulunca küstü. Ben bunlarla ugrasamam dedi. Ögretmen olmaya karar verdi. Ögretmenlige basladigi ilk yillarda ‘anne ben kisa dönem askerlige basvuruyorum, bu is aradan çiksin’ dedi.

Kisik sesle acele etmeseydin diyebildim. Kocaman adamdi artik ama benim oglum. Planlari vardi. Kisa dönem anne dedi. Ne yapmak istesem arada olacak.

Benim oglum 1.90 boyunda. Elleri ince uzun. Piyanist elleri gibi. Biraz hareketsiz, yani esnek kivrak bir yapisi yok.

Benim oglum hiç gerçek silah görmedi. Ben ona küçükken de hiç savas oyuncagi almadim.

Ankara’da sinava girdi. Sonuçlar internette yayinlanacak. Beni taniyanlar rahatlatmaya çalisiyor. Kisa dönemde korkacak bir sey yok. Onlar rahat yerlerde askerlik yapiyor. Hem ne olacak, hepsi 5,5 ay. geçiverir.

Açiklanacak günler yaklasti. Her gün internete bakiyoruz. Aylardan kasim. Nereye giderse gitsin hava soguk olacak. Ona yün fanilalar, yün çoraplar aliyorum. Yikiyorum ütülüyorum. Benimle dalga geçiyor. Sohbet arasinda tembihler ediyorum’ aman terliklerine dikkat et, kimse giymesin, sen de kimsenin terligini giyme bak ayaklarinda mantar olur’.

Benim bir tane çocugum var. Bir tane oglum. Bilirsiniz kaç yasina gelirlerse gelsinler annelerin çocuklari hiç büyümez. Ben anlatiyorum ‘sunlara dikkat et’ o benimle egleniyor. Bir seferinde ‘ben senin farkli bir anne oldugunu düsünüyordum, sen de diger anneler gibisin’ dedi.

Internete baktik. Açiklanmis.

HAKKÂRI-SEMDINLI

Önce oglumu unuttum. Semdinli’nin yerini bildigim halde yeniden haritadan baktim. Türkiye bitiyor, yol bitiyor. Burasi Semdinli.

Semdinli’de çatismalar oluyor, Semdinli’de çocuklar ölüyor. Bu çocuk hiç silah eline almadi. Hiç nasil insan öldürülür bilmez. Orada ne isi var.

Arkadaslar ariyor ‘belli oldu mu?’ Oldu. Hakkâri SEMDINLI. Yapma ya.

Sesler düsüyor. E olsun. Neyse kisa devre. Üzülme, insallah sag salim gider gelir. Insallah

Ilk günler haberleri kaçirmiyorum. Sonra rahatlamaya basladim. Ilk üç ay çatisma, patlama, ölüm olmadi.

Oglum izin kullanmadi. Onbes gün erken gelecek. O gün herzamanki gibi haberleri dinliyordum. ‘Semdinli’de araç geçerken patlayan mayinda araçta bulunan doktorun bacagi koptu, iki er de çesitli yerlerinden yaralandi’ dedi.

Çok tuhaf o anda aklina onlardan birinin illa senin oglun oldugu geliyor. Iki gün boyunca haber almaya çalistim. Yaralilar kim, durumlari ne? Alamadim. Sonra oglum aradi. ‘Doktor birlikte çalistigimiz arkadas, Ankara’ya götürdüler. Merak etme ben iyiyim.

Sonraki iki ay yüzümde yaralar çikti. Telefon kucagimda uyumaya çalistim. Hep ayni kâbusu gördüm. Simdi oglu askerde ya da dagda olan tüm annelerin ortak kâbusunu. Ve hep ayni soruyu sordum ‘O ne için ölecek’

Iki ay sonra benim oglum sag salim döndü.

Ama ben biliyorum ki tüm anne-babalar çocuklarini benim oglumu sevdigim kadar seviyor. Benim oglum askerden geleli nerdeyse on yil olacak. Ben su siralar her gün haberleri dinlerken ogullari askerde olan ya da dagda olan anneler gibiyim. O’na ne oldu, o’na ne olacak?

Rakamlar veriyorlar. Bizim çocuklarimiz rakam mi? Kaç adet tesirsiz hale getirildi, kaç adet sehit oldu. Bizim çocuklarimiz adet mi?

Sehit olanlarin basina konan rakamlari açikliyorlar. 165+20+10 vs vs vs bin lira ödeniyormus. Biz çocuklarimizi istiyoruz, paranizi degil.

Her Türk asker dogmaz. Her Kürt asker dogmaz. Kimse asker dogmaz.

Bu kirli savas bizim savasimiz degil. Bu savasda binlerce köy, kasaba, ev, aile dagildi. Insan bedeni dagildi. Insan akli dagildi. Savas yalniz bedenleri degil gelecegimizi dagitiyor. Tüm dünyada ve bu ülkede hiç kimsenin bir tek ölüm için bile mazereti olamaz. Tüm dünyaya gücümüz yetmez ama bu cografyada savasin ve ölümün methiyesini yazanlar artik susun. Ölen bizim çocuklarimiz. Ve hiçbir sey vatan, millet, din, dil hiçbir sey onlarin hayatindan önemli degil.

Kisa bir alinti

Ikinci Dünya savasi sona yaklasmis. Üç bin kisilik alman birligi Moskova önlerinde bozguna ugramis. Birlikten geriye kalanlarin cephaneleri bitmis, yiyecekleri kalmamis.Artik sona geldiklerini biliyorlar. Geriye kalanlar da öldüklerinde 20 mektup bulunmus. Bunlardan biri bir papazin oglunun babasina yazdigi mektup. Baba artik ölüyoruz. Son günlerimiz. Sana yaziyorum çünkü sen benim için çok önemliydin. Senin her sözüne inanirdim. Bana derdinki oglum dua et. Tanri hiçbir kulunun istegini geri çevirmez. Daha ne kadar dua edeyim, daha ne kadar yalvarayim baba. Daha çok gencim yasamak istiyorum. Bana yalan söyledin baba.

Baska bir mektup

Sevgili karim, seni bir daha göremeyecegim çünkü ölüyorum. Keske bu yasadiklarimiz bir rüya olsaydi ve ben kan ter içinde uyanip sana sarilsaydim. Ama bu gerçek. Bize vatan dediler, Almanya dediler, yüce ülkülerimiz dediler bizi ölüme gönderdiler. Oysa daha çok gençtim. Seninle yapacak çok seyler vardi. Hepsi bitti. Ne Almanya, ne ülkü, ne Hitler. Karicim simdi bir tek senin yüzünü, senin gülüsünü düsünüyorum.

Fazilet Çulha

Balkêş e ?
Close
Back to top button