Makale

Bir AK Partili niye ‘Hayir’ der?

Siyasetin kimliklere ve o kimlikleri tasiyan siyasi partilere körü körüne baglilik üzerinden sekillendigi ülkemizde, bu tutuma aykiri tavir alanlar genelde kuskuyla karsilanirlar. Bazen firsatçilik yüzünden, ya da düpedüz ‘hain’ olduklari için sürüden ayrildiklari düsünülür. Oysa insanlarin önemli bir yüzdesi söz konusu ‘sürü’ davranisini sahiplense, yani takim tutar gibi bir siyasi partiyi desteklese de, geride farkli bakan hatiri sayilir bir kitle bulunuyor. Insanlarin sirf CHP’li olduklari için parlamenter sistemi savunmak durumunda olmalari ne denli abes ise, baskalarinin sirf AK Parti’li olduklari için baskanligi savunmasi da o kadar abes…

***

Nitekim saha çalismalari CHP’lilerin yüzde 5’lik bir kisminin referanduma gidecek ‘Cumhurbaskanligi Sistemi’ne onay vermeyi düsünebilecegini gösteriyor. Ayni sekilde AK Partililer arasinda da dogal olarak ‘Hayir’ diyecek bir kitle olacaktir ve yine arastirmalardan bunun tabaninin yüzde 10-15’i civarinda olabilecegini anliyoruz. Ideolojik bakisa takilip kalmis olanlar için bu durumu anlamak zor olabilir. Dolayisiyla kendi konumumu bir örnek olarak sunmanin yararli olabilecegini düsündüm.

1-Türkiye’yi demokratiklesme yönünde gelecege tasiyacak olan sosyolojik tabanin muhafazakar dindar kesim oldugunu 90’larin basindan bu yana savunuyorum. Toplumun zihni ve kültürel gelisiminin, ancak en büyük cemaatinin kazanacagi vasiflar sayesinde gerçeklesebilecegini düsünüyorum. Bu baglamda muhafazakarlarin kamusal alana girerek orayi dönüstürmelerini, ayni süreçte bireyselleserek dünyaya entegre olmalarini ‘devrimci’ bir dönüsüm olarak degerlendirdim ve hala da o kanaatteyim.

2- Bu mülahazalar sonucu partinin kurulusu öncesinden baslayarak AK Parti hareketini destekledim ve geçmis tüm seçimlerde bu partiye oy verdim. Çünkü bugün hala bu partinin siyaset alanina yeni bir ruh getirdigini, ortak akli öne çikardigini, toplumsal yaralari tamir etme kapasitesine sahip oldugunu düsünüyorum.

3- Cumhuriyet’in kurulusundan gelen vesayet sistemine ve Kemalist ideolojiye hep karsi oldum, yillarca o bakisi ve toplumda yaratmis oldugu tahribati elestirdim.

4- Türkiye’deki parlamenter sistemin yozlastigi, devam etmesinin kimseye hayir getirmeyecegi konusunda tamamen ikna olmus durumdayim.

5- Baskanlik sistemine her zaman taraftar oldum. Kararlarin toplumsal mesruiyet zeminini garanti eden ve yürütmeyi denetlenebilir kilan bir baskanligin ülke için en akilci yönetim sistemi oldugu konusunda kuskum yok.

Ancak bu referandumda oyum ‘Hayir’ olacak… Çünkü 1) Önerilen tasari baskanlik sisteminin ruhuna tümüyle ters 2) Bu tasari suistimal edilmeye açik bir tek adam düzeni getiriyor 3) Eski sistemin kötü olmasi bizim de kötü bir sistem getirmemizi mesru kilmiyor 4) Apaçik yanlisi dogru diye savunmak ahlaki degil ve nihayet 5) Bu yönetim modeli AK Parti’ye, muhafazakarlara ve Türkiye’ye orta vadede büyük zarar verecek…

***

Bu olay AK Parti’nin bizzat kendisiyle karsi karsiya kaldigi kritik bir tarihsel karar anini ifade ediyor. Verecegimiz kararda baskalarinin ne düsündügü bizim için referans olamaz. Ne bir tarafta CHP veya Avrupa, ne de diger cenahtaki ahlaki ve rasyonel bakisi yandaslikla ikame etmis olanlar bize dogruyu gösteremez. Her AK Partili’nin bu dönemeçte AK Parti’yi korumasi ve onun yönetebilme potansiyel ve kapasitesine titizlikle sahip çikmasi gerekiyor. Asil dayanagimiz samimiyetle kendi yüzümüze baktigimizda, yüregimizde ve zihnimizde gördügümüz dogrulardir… Kendimizi aldatamayiz…

——————————————–

Karar-13 Nisan

Etyen Mahçupyan

Balkêş e ?
Close
Back to top button