Bir köprü ayagi mi olsaydim ah, baris yolunun üstünde…
Hayatimiz uzlasma kültüründen degil çatisma kültüründen besleniyor. Son otuz kirk yildir hizlanan ama belki de yüz yildir süren devlet eliyle yürütülen tek tipli vatandas ve tek biçimli Batililasma süreci yalnizca devlet ile vatandas arasinda gerilim üretmedi. Model kendi müridini, kimligini de üretti bir yandan. Öte yandan modelin ötekilerinin, muhaliflerinin, magdurlarinin her hak talebi modelin makbullerinin de direnciyle karsilasti.
Ister göçle gelen yeni kentliler ister Kürtler veya dindarlar ve digerleri dirençle karsilastikça siyasallastilar. Magdurlar, kültürel kimlikler siyasallastikça mesele devlet ile vatandas arasindaki gerilimden toplumun iç gerilimine evrildi. Bir yandan artan toplumsal gerilim öte yandan hizlanan gündelik hayatin ritminin ürettigi endise, korku, ötekilestirme duygulari bir çatisma kültürü olusturdu.
Siyaset ve medya eliyle, elbette sade bireylerin de gönüllü, bilinçli ya da bilinçsiz rizasiyla, ötekilestirme, ayrimcilik, hatta siddet ve giderek savas normallesti.
Bu sürecin olumlu yani ise varliklari inkâr edilen farkliliklar, kültürel kimlikler kamusal görünürlük kazandi. Farkliliklarin ve kültürel kimliklerin görünür olmasi ve demokratik taleplerini dile getirir olmasi, zaman zaman devletle çatismaya girmis olmalari çatisma kültürünün gelismesini ima ettigi kadar gelecek hayatin nasil olmasi gerektiginin de filizlerini üretti.
Kisaca her sey ne bembeyaz ne de simsiyah. Simdi Kürt meselesinde yeni bir sürece girildi. Gündelik hayattaki bu çatisma kültürü nedeniyle ki Kürt meselesinde çözüm yalnizca yasal düzenlemelerden ibaret degildir. Barisi, uzlasma kültürünü de insa etmemiz gerekir.
Birinci asama çatismalarin durmasi elbette, daha sonrasinda alinmasi gereken uzun bir yol var. Muhtemelen en uzun gidilmesi gereken mesafe toplumun demokratiklesmesi için yapilmasi gerekenlerden olusacak.
Bunun için birbirimizi yeniden tanimaya ihtiyacimiz var. Gündelik hayatin içinde liderlerin, siyasi aktör ve kurumlarin ötesinde hepimizin yapabilecekleri ve yapmasi gerekenler var. Büyük anlasmalari yapacaklar, büyük adimlari atacaklar siyasetçiler olacak belki ama asil daha sade, küçük, iddiasiz baslangiçlara ihtiyacimiz var.
Kürt meselesi diye söze baslasak evde, dost meclisinde, isyerinde, eminim hepimizin cebinde, dilinde sehvetli siyasi sözcükler, paragraflar çokça var. Ama galiba Kürtçe bir merhaba demeyi bilmiyoruz. Merak da etmedik hiç. Bunca yil beraber yasadigimiz insanlarin kim olduklarini da bilmiyoruz hâlâ, nelere üzüldüklerini, nelere sevindiklerini de.
Baris bu kadar sade bir noktadan baslayarak insa edilecek.
Bugün Newroz, Kürtlerin en büyük ve en güzel bayrami. Umutlarimi, bayram sevincimi, Fehim Isik’in Tarih Vakfi için hazirladigi Kürt Dili ve Edebiyati kitabindan aldigim Casimê Celîl’in siiri ve Selim Temo çevirisiyle paylasmak istedim.
Kilama Qîza Kurda
Bin vê tava gesda ez,
Xwezil bibûma kewekê…
Min bida baska bi lez,
Bigeriyama dinyalikê…
Bikira qîrîn û bistira,
Kilamêd edlayê,
Ba dengê mi bela kira,
Hercar qulbê dinyaê.
Yan bibûma mixekî pirê,
Li ser rîya edlayê,
Qewîn kira pira edlayê,
Boy temamiya merivayê.
Yan bibûma pelê kaxêz,
‘edlayî’ ser min bihata nivîsar,
Yan bibûma dareke çinar ez,
Tim bidîta edlayî û bihar…
Kürt kizinin sarkisi
Bu parlak günes altinda ben,
Bir keklik olaydim keske…
Yüklenip kanatlarima hemen
Dünyayi dolassam keske…
Çiglik çigliga kalsam, bagirsam,
Baris türkülerinden birini,
Rüzgâr sesimi dagitsa tam
Doldurup dünyanin her yerini,
Bir köprü ayagi mi olsaydim,
Ah baris yolunun üstünde.
Köprüyü öyle saglam kilsaydim,
Hem baska insanlar için de.
Ya bir sayfa kâgit olsaydim,
‘Baris’ yazilsaydi üzerime,
Ya bir çinar olsaydim,
Görseydim, hem barisi, bahari hem de…
———————————————-
Taraf-21 Mart
Bekir Agirdir