Makale

Biz kimiz?

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaskani, dinleyiciler ve medya önünde yaptigi bir konusmada söyle diyordu. ‘Ben bir gün babama sordum dedim ki baba, biz Laz miyiz yoksa Türk müyüz? Babam bana dedi ki, oglum ben de senin gibi bir gün babama bu soruyu sordum. Ona dedim ki, Baba biz Laz miyiz yoksa Türk müyüz? Babam bana dedi ki, oglum öbür dünyaya gittigimizde bize irkimizi degil, dinimizi soracaklar. Biz de elhamdüllilllah Müslümaniz, diye cevap verecegiz.’

Sizce, bu soru ve cevapta bir terslik yok mu? Öyle ya, birisine irkini soruyorsunuz, o size dinini söylüyor. Örnegin birisine ‘Sen Rizeli misin?’ diye sordugumuzda o kisi de bize ‘Ben Fenerbahçeliyim.’ diye cevap verse, ona ‘Hemserim, ben sana memleketini soruyorum, tuttugun futbol takimini degil.’ demez misiniz?

Içinde yasadigimiz toplumda da, sorulan bazi sorulara alakasiz cevaplar veren çok insan var. Örnegin bir Aleviye ‘Sen Kürt müsün?’ diye sordugunuzda, çogunlugu ‘Ben Aleviyim.’ diye cevap veriyor. ‘Kardesim ben senin irkini soruyorum mezhebini degil.’ diye sikistirdiginizda, bu seferde ‘Ben irkçi degilim insanim, aslolan insanliktir, gerisi önemli degil.’ diye cevap veriyorlar.

Belli ki bu tip cevaplarda ciddi bir terslik, bir çarpiklik bir hastalik, bir kandirmaca var. Peki bunun sebebi nedir acaba?

Yasadigimiz toplum içinde hepimiz birbiriyle hem çelisen ve hem de uzlasan bir çok kimlige sahibiz. Bu kimliklerden biriyle efedi, digerile köle , biriyle sömüren digeriyle sömürülen, biriyle zalim digeriyle mazlum durumundayiz.

Örnegin emekçi bir Türk kadini; emek ve cins kimligiyle ezilen, irk kimligiyle ise ezen konumundadir. Kapitalist Alevi bir Kürt; sinif kimligiyle sömüren, irk ve inanç kimligiyle sömürülen konumundadir.

Bu kimlik karmasasi nedeniyle insanlarin büyük bir çogunlugu, toplumsal iliskiler içinde kendine zarar veren yerlerde saf tutmaktadirlar.

Egemenler, bu karmasayi daha da artirmak için toplumu sistematize ettikleri üniter ideolojinin dar çemberi içine sikistiririyorlar. Bunun sonucunda kisiler ve toplumsal gruplar, kimliklerinden birine sahip çikarken, digerlerini ona kurban ediyorlar. Bir kimligiyle övünürken, digerlerinden utanir duruma düsüyorlar. Böylece çok renkli toplumu tek renge indirgiyorlar.

Egemen çevreler de bu durumdan yararlanip, toplumsal gruplari birbirlerinden yalitarak, çatistirarak ve vurusturarak, onlarin birlik olmalarini engelliyorlar. Onlari sürülestirerek daha kolay yönetiyorlar.

Bu tuzaga düsmemek için, tüm kimliklerimizle barisik olmaliyiz. Onlara sahip çikmaliyiz. Tüm kimliklerimizle özgür olmayi amaçlamaliyiz.

Kürtler, bu konuda çarpici bir örnektir. Dindar Türkler, Kürtlere söyle diyorlar ‘Birakin bu Kürtlük Türklügü, elhemdülilah hepimiz Müslümaniz’

Sosyalist Türkler ise söyle diyorlar ‘Yoldas, birak bu Kürtlük Türklügü, devrim için çalis, Sosyalizm kuruldugunda, Kürt sorunu kendiliginden çözülecektir.’

Feminist Türk kadinlar ise, ‘Ay birak bu Türklük Kürtlügü ayol, hepimiz kadiniz.’ diyorlar.

Yani herkes el birligiyle bize Kürtlügümüzü unutturmak, ulusal çikarimizi geriye atmak, bizi biz yapan ana kimligimizi yok etmek istiyorlar. Yani bizi yok etmek istiyorlar.

Iste bu tuzak projeler sonucunda biz her sey olabiliyoruz, amma Kürt olamiyoruz.

Türkiye Cumhurbaskan’inin baba ve dedesinin yaptigi da budur. Onlar da Müslüman olabiliyorlar ama Laz, veya Gürcü olamiyorlar.

Amaaan beni yine afakanlar basti. Tansiyonum çikti, sinirlerim gerildi. Herhalde sizler de bu durumdasiniz. Sizleri güldürmek, kasilan sinirlerinizi gevsetmek için yazimi mizahi bin animla bitirmek istiyorum.

Türk Devleti çoluk-çocuk tüm ailemizi 1943 yilinda Çorumun Alaca Kazasina sürgüne göndermisti. Ben ilkokula orada basladim. Tek kelime Türkçe bilmiyordum. Sag olsunlar, Türk irfan ordusunun seçkin ögretmenlerinin sistematik dayaklari sonucunda türkçeyi ögrendim. Artik ben de Çorumlular gibi geliyon, gidiyon, noriyon demesine ögrenmistim.

Bu nedenle alis-veris için mahalle bakkalina ben gidiyordum. Tonton mu tonton, tonbis mi tonbis bir bakkalimiz vardi. Dükanina ne zaman gitsem, her iki elimden tutar bana sorardi. ‘Söyle bakalim, sen Kürt müsün yoksa Müslüman misin?’ Müslümanim dedigimde ‘Vay demek sen Kürt degilsin.’ diyerek basardi kahkahayi. Kürdüm dedigimde ise bana ‘Vay demek sen Müslüman degilsin.’ diyip katila katila gülerdi.

Adam, basimin belasi olmustu. Beni çiltirtiyordu, deli ediyordu. Çocuk aklimla hem Kürdüm hem de Müslümanim demeye bir türlü akil edemiyordum. Tamam, o da diger Türkler gibi benimle alay ediyordu. Ama kesinlikle asagilamiyordu. Bu nedenle onu seviyordum. Hala, zaman zaman onu hatirliyor ve gülüyorum.

Yilmaz Çamlibel

Back to top button