Makale

Bu insanlar mi direnen halk?

Kandil Güneydogu’da, bir ‘kaos politikasi’ izliyor. Diyarbakir buna açik örnek olusturuyor. Dar sokaklari, sokak kavgasina yatkin yapisiyla Sur’u üs edinip, gençleri hendeklere sürdüler. Simdi olaylari Sur ilçesinin disina yaymaya çalisiyorlar.

Dün Sur ilçesindeki sokaga çikma yasagini protesto etmek için yürüyen gruplarla polis arasindaki çikan çatismada sehir savas alanina döndü. Esnaf dükkanlarini açamadi, çocuklar okula gidemedi. 2 kisi hayatini kaybetti.

Bu tablo kendiliginden bir tepki dalgasiyla degil, hesapli bir arayis sonucunda olusmus durumda.
Kaos politikasi adini verdigimiz de budur.
Gündelik hayatin akisini bozmak, siddeti çok yönlü bir baski olarak kullanmak.
– Sivillerin kalkan olarak kullanildigi bu siddet tipinin ürettigi, her tahribati, her ölümü devletin planli bir eylemi ilan etmek ve sahte yeni bir magduriyet iddiasi üretmek…
– Fiili bir siyasi egemenlik alani pesinde kosmak, bu gerçeklesmedigi ölçüde toplumsal düzeni çalismaz hale getirerek bölgeyi Suriyelestirmek…
– Rehin alinan sivilleri direnen halk olarak tanimlayip, eylemleri siyasete geri dönme arayisi (!) olarak lanse ederken, aslinda diyalogdan iyice uzaklasmaya soyunmak…
Örgüt tarafindan sivil halkin, gündelik hayatin, tarihin, kentlerin, mekanlarin kalkan haline getirilmesinde, tahrip edilmesinde, gözden çikarilmasinda seviye hiç bu kadar yüksek olmamisti.
Suriyelestirmek nasil bir seydir?
Diyarbakir Esnaf ve Sanatkarlar Odalari Birligi Baskani, ‘7 Haziran’daki seçimden bu yana Diyarbakir’da 500 is yerinin kapandigini, sadece merkez Sur ilçesinde kapanan is yeri sayinin 200 oldugunu, bu ilçede isten çikarilanlarin sayisinin bine ulastigini’ söylüyordu geçenlerde.
‘Yasanan olaylar nedeniyle esnafin yaninda çalisan 5 bini askin kisi isini kaybettigini, bölgedeki emlak degerinde yüzde 20’lik bir düsüs yasandigini, birçok girisimcinin evini, isyerini satip gittigini’ hatirlatiyordu
Insansizlastirmak, çorak hale getirmek, endiseye sürüklemek, kaçirtmak…

Baska anlami var mi?
Vahap Çoskun bir süre önce yayinlanan ‘Hendegin hedefi’ baslikli etkileyici yazisinda sunlari söylüyordu:
‘7 Haziran’dan sonra baslayan çatisma sürecinde Sur’da 361 esnaf resmi kapanis dilekçesi vermis ve kepenklerini indirmis. 56 esnaf ise dükkânini Diyarbekir ‘in baska bir yere tasimis. Yani Sur, bes ayda 400’ün üzerinde isyerini kaybetmis (…)

Sur’da ikamet edenlerin yarisi göç etmis. Çatismalarin yogun oldugu ve sokaga çikma yasaginin uygulandigi mahallelerde ise göç orani yüzde 80’i bulmus. Evlerini terk edenler can havliyle baslarini sokacak bir dam ariyorlar. Çogunlukla Diyarbekir’in baska mahallelerine gidiyorlar, akrabalarinin evlerine siginiyorlar. Sur, halkin en yoksul kesiminin, ekonomik olarak en dezavantajli gruplarin yasadigi bir yer. Bombalarin ve silahlarin ortasinda kalanlarin bir kismini Suriye’den kaçmak zorunda kalan aileler olusturuyor, bir kismini da baska yere gitmeye mecali olmayanlar…’

Bu insanlar mi hendekleri kazanlar?
Bir ajans haberi: ‘Cizre ve Silopi’de sokaga çikma yasagi öncesi mahallelerinde hendek bulunan ailelerin bir kismi evlerini terk etti. Vatandaslarin bir bölümü yanlarina aldiklari esyalari yükledikleri araçlarla çevre köyler basta olmak üzere Sirnak, Batman ve Mardin’e gitti…’
Bu mu direnen halk?
Vahap’in bir avukat arkadasina referansla yazdigi su satirlarin altini özellikle çizmek gerek.
‘1990’larda devlet köyleri bosalttiginda, insanlari zorunlu göçe mahkûm ettiginde daha sonra neyle karsilasacagini düsünmüyordu. ‘Çiksinlar da nereye giderlerse gitsinler, ne yaparlarsa yapsinlar’ havasindaydi. Simdi PKK de ayni tavri gösteriyor…’
Tüm bunlarin arkasinda örgütün, siyasetten siddete çark eden bölge politikasi var.
Ve elbet madalyonun diger yüzü…

Siyasi iktidar her geç kalisinda, her ayak sürüyüsünde, ölçüyü her kaçirisinda, bu tabloya dolayli katkida bulunuyor. Ve çözmek zorunda oldugu, çözme sorumlulugunu tasidigi bir sorun iyice içinden çikilmaz hale geliyor.

—————————————————

Yeni Safak; 15 Aralik 2015

Ali Bayramoglu

Back to top button