Bülent Arinç ,dilini yesinler

Basbakan yardimcisi Bülent Arinç’in Kürtçe medeniyet dili degildir.’ belirlemesi Kürtlerin cinlerini tepesine çikardi. Eeee! bundan da haksiz degiller.
Cinsi, sinifi, ideolojosi, dini, imani ne olursa olsun, sira Kürt sorununa gelince, Türklerin irkçi, fasist ve barbar damari kabariyor. Bu damar en akilli Türkleri bile aptala çeviriyor. Onlari abuk sabuk konusmaya, bilim ve akil disi laflar etmeye zorluyor.
Yanyana veya içiçe yasayan diller, medeniyetler, kültürler ve dinler, elbette ki bir birleriyle karsilikli bir etkilesim içine girerler. Bazi yerlerde bu isler, yasak, baski ve zorlamalarla, bazi yerlerde ise dogal bir seyir içinde meydana gelirler. Böyle durumlarda elbette ki güçlü ve zengin olan taraf, dogal olarak zayif olan tarafi sekillendirir.
Örnegin Asya ve Afrika ülkelerini sömürgelestiren Ispanya, Ingiltere, Fransa, Hollanda, Belçika gibi kolonyalist ülkeler kendi dil, kültür ve dinlerini yerli halklara empoze ettiler. Yüz binlerce kelime içerin bu zengin diller, birkaç yüz veya birkaç bin kelime içeren yerli dilleri derinden etkilediler. Binlerce avrupayi kelime, yerli dillerin içine girip yerlestiler. Hatta yerli dillerin gramatik yapisinda bile ciddi degismelere neden oldular. Kisacasi zengin olan Avrupa dilleri zayif olan Asya ve Afrika dillerini ciddi sekilde etkilediler, onlari degistirip dönüstürdüler.
Türkler, Osmanli Imparatorlugunun sahibiydiler. Araplar, Farslar, Ermeniler, Kürtler, Asuriler, Keldaniler, Yunanlilar, vs. ise bu impatorlugun yönetilen halklariydi. Dogal olani Türk dili ve kültürünün digerlerini etkilemesiydi. Ama burada Avrupa’nin aksine yönetilen halklarin dil, kültür ve medeniyerleri, efendininkini etkileyip sekillendirdi. Çünkü Osmanlilarin yönettigi halklarin dili, kültürü ve medeniyeti, Türk’lerinkinden daha güçlü ve daha zengindi.
Örnegin o yillarda ögretmenler, ögrencilerine bir üçkenin iç alaninin hesap edilmesini söyle tarif ediyorlardi. Bir müsellesin sath-i mesaisi, sakül ile amudinin zarbinin nisfiyla kaimdir.’ Anladiniz mi çocuklar? Zavalli çocuklar nasil anlasin ki, içinde tek bir Türkçe kelime bile yok.
TC’nin kurulusuna kadar geçen zaman sürecinde, Türkçe’nin içindeki kelimelerin büyük çogunlugu yabanci kökenliydi. Kemalist ulus projesi geregi, nasil bir Türk ulusu yaratilmaya çalisilmissa, yeni bir Türk dili yaratmak istendi. Türk dilini içindeki yabanci kelimelerden arindirmak için de ciddi çalismalar yapildi.
Türk ulu önderi Atatürk’ün icadi olan Günes-Dil teorisi geregi, 90 yildan beridir Türk dili yabanci kelimelerden arindirilmaya çalisiliyor. Hala Türkçe’nin yariya yakini yabanci kelimelerden olusuyor.
Türk ulu önderinin verdigi emir geregi, Türkçeyi yabanci kelimelerden arindirma sürecinde yasananlar tam bir kara mizahti. Bir kaç örnek vermek istiyorum. Ulusal marsa Ulusal düttürü’, hostese Gök konuksal avrat’, yemekli toplantiya Otlangaçli patlangaç’ trene Sürüngeçli götürgeç’ denilmesi öneriliyordu.
Münakasa ettigim Kemalistlerin çogu bana sunu söylüyorlar. Canim, her millet teknik, tip, biyoloji, fen bilimlerindeki icatlara konulan isimleri aynen dillerine aktariyorlar. Türkçe’de bu kadar yabanci kelimelerin bulunmasi dogaldir. Bu Türkçe’nin zayif bir dil oldugunu göstermez.’
Peki bu bilimsel, teknik terim ve kelimeleri bir yana birakalim. Medeni olan bir toplum her seyden önce nezaket kelimelerini icat edip dilinin içine yerlestirir. Süphesiz bunlarin basinda da ‘Tesekkür’ kelimesi gelir.
Hele bir düsünün bakiyim, Türkçe’de böyle bir kelime var mi? Yok degil mi? Türkler ya Arapça olan ‘Tesekkür’ kelimesini kullanirlar, ya da Fransizca olan ‘Mersi’ kelimesini.
Daha yapilan bir iyilige, sunulan bir hizmete medenice yanit verecek bir kelimeyi bulamamis olan bir millete medeni demek, medeni olanlara bir hakaret olmaz mi? Türklerin istilaci ve talanci bir geçmisi var. Bana göre Türkler gördükleri her seyi zorla aldiklari için, tesekkür kelimesine ihtiyaç duymamislardir.
Malum Türkler kendilerini dünyanin en kahraman irki sayiyorlar Bu nedenle Her Türk asker dogar.’ diye bagirip duruyorlar. Kahraman olan bir milletin hiç olmazsa askerlikle ilgili tüm kelimelerinin ana dillerinde var olmasi gerekmez mi? O zaman neden Türkler hala Pasa, jandarma, mars, levazim, potin, kademe…’ deyip duruyorlar?
Askeri kelimeleri bir yana birakalim, giyim kusama ne dersiniz. Bir halkin çiplak bedenini örtmek için öyle uzun boylu medeni olmasina gerek yoktur. Peki bu Türkler neden hala ‘Ceket, pantolon, yelek, gravat, pijama, ebiye, rob, jartiyer, döpiyes, butik’ deyip duruyorlar?
Ulu önder ataniz Kürt diye bir millet yoktur.’ diyordu. Bilim adami olan dedeleriniz Kürt diye bir millet yoktur. Daglarda yürüyen Türklerin karda çikardigi kart kurt sesleri daha sonradan sekil degistirip Kürt olmustur. Bu bilimsel bir gerçektir’ diyorlardi. Savci babalariniz Kürtçe diye bir dil yoktur, Kürtçe denilen dil Arapça Farsca karisimidir. Içinde 30 kelime de Kürtçedir.’ diyorlar.
Rahmetlik Musa Anter iddeanamesinde Kürtçeyi böyle nitelendiren bir Türk savcisina Insaf savci bey, tavuklar bile kendi aralarinda 30’dan fazla ses çikarirlar.’ diyerek milleti güldürmüstü.
Ve geldik bu günlere. Simdi de Türk hükümetinin ikinci adami kalkmis, Kürtçe’nin medeni bir dil olmadigini, diger bir söylemle Kürtlerin medeni olmadigini söylüyor.
Kürt halki, ulusu, ülkesi, tarihi geçmisi, dili ve medeniyetiyle Ortadogu’nun en eski halklarindan birisidir. Bu halk tüm yasak, baski ve inkarlara direne direne, bu günlere geldi. Atanizin, bilim adamlarinizin, hukukçularinizin saçma sapan laflarini bosa çikardi.
Siz de simdi kalkmis Kürtçe medeniyet dili degildir.’ diyorsunuz. Bu halk geçmiste yaptigi gibi, bu tür zirvaliklarinizi sizlere de yalatacaktir.
Özgür beyin ve özgür vicdan sahibi bir avuç Türkün disinda, agci-solcu, dindar-ateist, isçi-kapitalist, kadin-erkek tüm Türkler, konu Kürt sorunu olunca aninda fasit kesiliyorlar ve aptalca konusmaya basliyorlar.
Gerçekten Türklerle basimiz belada. Ne edip edip, bunlardan kurtulmanin bir yolunu bulmamiz gerekiyor.
Yilmaz Çamlibel