Makale

Burasi Türkiye

Gül ve Dündar asla yargilanmamalari gereken bir davada yargilaniyor ve yeniden hapsedilmeleri için çesitli oyunlar düzenleniyor

Ayni yollardan yürüyünce, ayni yere varirsiniz.

Sonunda geldiler, Kenan Evren duragina park ettiler.

‘Anayasa’ya uymuyorum’ diyen bir cumhurbaskaniyla gidebilecekleri bir baska durak da yoktu zaten.

Kenan Evren kendisine bagli mahkemelerin karariyla çocuklari vahsice astirip öldürdügünde, hapishanelerde iskenceler yaptirdiginda, medyayi susturdugunda dünya kendisine ‘ne yapiyorsun, bunlari yapmamalisin’ deyince nasil Evren’in adamlari ‘Türkiye bagimsizdir, karisamazsiniz’ diye bagirdiysa…

Simdi, ‘Anayasa’yi çigneyen’, ‘fiilen’ baskanlik düzenine geçtigini ilan eden, anayasal düzeni degistiren Erdogan mahkemelere ‘Anayasa’ya uymayin’ talimati vererek Can Dündar’la Erdem Gül’ü hapsettirmeye kalkip da, dünya ‘ne yapiyorsun, bunlari yapmamalisin’ dediginde, bu sefer sadece adamlari degil bizzat Erdogan’in kendisi de ‘burasi Türkiye, karisamazsiniz’ diyor.

Dünyanin ‘bütünlestigi’, ‘bagimsiz’ olduguna inanan diktatörlerin insanlari ezmesine izin vermedigi, halklarin dayanistigi bir çagda ‘burasi Türkiye’ sözü ne anlama geliyor?

‘Burasi Türkiye’ demek, ‘biz size benzemiyoruz, bize karisamazsiniz’ demek.

Benzemedigimiz dogru da, bu ‘benzemezlik’ çok övünülecek, çok istenecek bir benzemezlik mi?

Sadece su ‘Dündar-Gül’ davasina baksak cevaplari bulabiliriz.

Nedir olay?

Bir basbakan, kimseye haber vermeden, devlet içinde kendine bagli birkaç adamla isbirligi yaparak, ‘yabanci güçlerle’ silah ticaretine girmis.

Suçun göbegine oturmus.

Suçu islerken de yakalanmis.

Can Dündar’la Erdem Gül de harika bir gazetecilik yaparak bu ‘suçun’ belgelerini, resimlerini yayinlamis.

Gazeteciligi insanoglu bunun için icat etti.

Devlet yönetimini ele geçirenler suç islediklerinde, bu suçu bulsun çikarsinlar, halki bu suça karsi uyarsinlar, suçlular da yargida hesap versinler diye var gazetecilik.

Dündar ve Gül, yeryüzünün her yaninda gerçek gazetecilerin yapacagini yapmis.

Dünyanin bütün gelismis ülkelerinde bu basariyi yakalayan gazeteci ödüllere ve alkislara bogulur, suçu isleyen adam da yargiyi boylar.

Bizde ne olmus?

‘Burasi Türkiye’ olmus.

Suçu isleyen basbakan cumhurbaskanligina çikmis, suçu ortaya çikaran gazeteciler ‘hapse’ atilmis.

Üstelik cumhurbaskani olan eski basbakan, gazetecileri ‘sizin pesinizi birakmayacagim, kurtulamayacaksiniz’ diye televizyonda açikça tehdit etmis.

Sonra Anayasa Mahkemesi, ‘bu tutuklama anayasaya uygun degil’ demis, gazeteciler serbest birakilmis.

Sonra ne olmus?

Gene ‘burasi Türkiye’ olmus.

Cumhurbaskani, mahkemeye ‘anayasaya uymayin’ talimati vermis, üstelik bir de davaya ‘müdahil olmus, mahkemenin anayasayi çigneyerek gazetecileri yeniden tutuklama ihtimali belirmis, gelismis ülkelerin diplomatlari da diplomatik bir dille ‘yapmayin böyle’ demek için mahkemeye gitmis.

Erdogan’la adamlari simdi o diplomatlarin mahkemeyi izleyemeyecegini söylüyor.

Niye izleyemesinler?

Hukuki bir engel var mi?

Yok.

Ama ‘burasi Türkiye.’

Buranin ‘anayasayi çigneyen,’ anayasal düzeni fiilen degistiren’ yöneticileri, bu ülkede yasayan milyonlarca insanin ‘eti senin kemigi benim’ diye kendilerine teslim edildigini, onlari istedikleri gibi hapsedebileceklerini, öldürebileceklerini, tecritlerde süründürebileceklerini saniyorlar.

‘Burasi Türkiye, bize karisamazsiniz’ diye bagiriyorlar.

Evren böyle bagiriyordu, simdi Erdogan böyle bagiriyor.

Anayasal düzenin disina çiktin mi sesin de, sözün de birbirine benzer.

Hukuku çignemenin hakkin olduguna inanirsin.

Bugün mahkemeler, 12 Eylül’ün askerî mahkemelerine döndü, facebooklari’nda ‘uzun adama’ hayranliklarini belirten ‘yandaslar’ sirtlarina birer cübbe verilip, yargiç diye kürsülere oturtuluyor.

Gül ve Dündar asla yargilanmamalari gereken bir davada yargilaniyor, asla girmemeleri gereken hapislere giriyor ve yeniden hapsedilmeleri için çesitli oyunlar düzenleniyor.

Sadece onlar da degil.

Mehmet Baransu, Hidayet Karaca, Gültekin Avci ve her gün sayilari artan genç Kürt gazeteciler hapse atiliyor.

Bu da yetmiyor. ”Baris olsun” diye bildiri imzalayan üç akademisyeni de amfilerinden koparip tecride koyuyorlar, kitap okumalarini bile yasakliyorlar.

Casusluktan teröristlige kadar her türlü saçmalikla suçlaniyor bu insanlar ve mahkemeler onlari tutukluyor.

Niye?

Çünkü ‘burasi Türkiye.’

Dünya ‘böyle yapmayin’ deyince de ‘bize karisamazsiniz’ teraneleri.

‘Anayasayi çigneyen’, anayasal düzeni yikan’ adamlara göre, ‘bagimsizlik’ kendi halkina eziyet etme özgürlügü.

‘Medyayi, polisi, yargiyi ele geçirdim, istedigim adama istedigimi yaparim… Ve asla ben yargilanmam.’

Onlarin hayalini kurduklari Türkiye bu.

Erdogan, baskan olursa bu ‘burasi Türkiye’ felaketini sonsuza kadar sürdürebilecegini, yargilanmaktan kurtulacagini saniyor.

Erdogan, basbakanken büyük suçlar isledi.

Cumhurbaskaniyken ‘anayasaya uymayacagini’, ‘fiilen baskan’ oldugunu, anayasal düzeni degistirdigini açikladi.

Iki cihan bir araya gelse onu yargilanmaktan kurtaramaz.

Ki onu kurtarmak isteyen zaten ‘tek bir cihan’ bile yok.

Bütün dünya ve bu ülkenin yarisindan fazlasi bu ‘neo-Evren’ sendromunun yarattigi felaketi görüyor ve artik Erdogan’la adamlarina ‘durun’ diyor.

Yönetimin buna cevabi, siddet, gayrimesru baski, ölüm, hapis oluyor.

Neden böyle yapiyorlar?

Çünkü ‘burasi Türkiye.’

Evren de ‘buranin Türkiye’ olmasina çok güveniyordu.

Yürüyemeyecek kadar yasli oldugu için sanik sandalyesine oturmaktan kurtuldu ama yargilanmaktan kurtulamadi.

Simdi, ben de ‘burasi Türkiye’ diye naralanan ve anayasayi çigneyen bütün adamlara sesleneyim:

‘Burasi Türkiye.’

Burada hukuk derin uykulara dalar ama hiç beklemediginiz bir anda uyaniverir.

Burada dürüst insanlarin hiçbir güvencesi yoktur.

Ama ‘dürüst olmayanlarin,’ suç isleyenlerin güvencede oldugunu saniyorsaniz yaniliyorsunuz.

Algi operasyonlari yapa yapa gerçekleri algilama yeteneklerinizi kaybettiniz ama önce dönüp bir tarihe bakin, sonra dönüp bir dünyayi dinleyin, ardindan da Reza Zarrab iddianamesini bir okuyun.

‘Burasi Türkiye.’

Sen ‘Türkiye’yi ele geçirdim, bütün Türkiye’yi kendi mahkemelerimde yargilayabilirim’ derken…

Türkiye seni yargilayiverir.

Evren gibi bagiranlar, Evren’in sonunu hazirlarlar kendilerine.

——-

Bu yazi ilk olarak P24’te yayimlanmistir.

Ahmet Altan

Back to top button