Burkay: Kürt sorunu çözülünce bölgede sinirlar önemini kaybedecek

Söylesi: NIL GÜLSÜM
Asagidaki söylesi Istanbul’da yayinlanmakta olan Yeni Safak Gazetesi’nden Nil Gülsüm’le yapildi ve gazetenin 1 Eylül 2013 tarihli sayisinda farkli bir baslik altinda, kisaltilmis olarak yayinlandi. Söylesiyi bu haliyle sitemizde de yayinliyoruz. Dengê Kurdistan
Kemal Burkay. 60’li yillarda yükselen sosyalist akimin önemli yüzlerindendi. TIP’te basladigi siyaset kariyeri, 1970’lerde Özgürlük Yolu ile devam etti. Basini çektigi hareket, 1978 yilinda Diyarbakir Belediye Baskanligi’ni bagimsiz aday Mehdi Zana ile kazanacak kadar güçlendi. Fakat 12 Eylül firtinasi onu zorunlu sürgüne savurdu. Ayrilik, 30 Temmuz 2011’de Türkiye’ye dönmesiyle son buldu. Burkay ile hem gündemi, hem de Kürt sorununun evrildigi yeni asamayi konustuk.
Hak ve ve Özgürhlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Baskani, aydin, sâir, kültür adami, sosyalist ve elbette yillarin siyasetçisi Kemal Burkay Kürt sorunu basta olmak üzere güncel konulari gazetemize degerlendirdi.
Siz federatif çözümü savunuyorsunuz. Federasyonun bagimsiz Kürt devletine gidis için bir asama oldugu yönünde yorumlar da var. Ne dersiniz?
Evhamli bir bakis açisidir bu. Ben bu yorumlari dogru bulmuyorum. Biz Hak-Par olarak bölgenin kosullarini gerçekçi bir biçimde degerlendiriyoruz. Yaklasik 50 yildir siyasetin, Kürt siyasetinin içindeyim. Basindan beri federasyonu gerçekçi buldum. Bölgede dört devletin sinirlarini degistirmek, oradaki parçalari bir araya getirerek bagimsiz bir Kürdistan kurmak neredeyse imkansiz. Elbette ileride kosullar degisebilir, bu ayri bir konu. Dolayisiyla gerçekçi olan bagimsiz devlet degil, federasyondur. Biz, olaylara, 19’uncu yüzyilin veya 20’nci yüzyil baslarinin kati milliyetçi, kendi devletini kurma yanlisi, araya sinirlar koyan yaklasimiyla bakmiyoruz. Mevcut sinirlar önemini kaybediyor. AB örnegi var. Almanya, Fransa, Ingiltere gibi geçmiste kanli bogusmalar yasamis büyük devletler bile kendi aralarindaki sinirlari kaldiriyorlar.
KÜRT SORUNU ÇÖZÜLECEK
Ortadogu’nun gelecegini nasil görüyorsunuz?
Ileride bu bölgede sinirlar önemini kaybedecek. Bence Ortadogu’da Kürt sorunu çözülecek ve baris olacak. Böyle bir durumda, siyâsî ve ekonomik entegrasyon olacak. Bölgenin gelecegi böyle bir dogrultudadir.
Bagimsizlik talebi Kürtler için ortadan kalkti mi?
Kürtler içinde bagimsizlik yanlisi olan gruplar hâlâ var. Ama bunlar etkin ve çogunlukta degil. Federasyonu ve otonomiyi savunanlar agirlikta. Bu ülkelerde Kürtlere yönelik haksizliklar olsa bile, bir takim iliskiler de olustu. Bu halklar birbirini tanidi ve kaynasti. Yani, bir arada yasamanin ortami var.
CHP’NIN SIRTINDA RESMI IDEOLOJI VAR
CHP’yi nasil degerlendiriyorsunuz?
CHP degisimci degil. CHP’nin sirtinda kambur gibi tasidigi bir resmî ideoloji var. CHP Genel Baskani Kemal Kiliçdaroglu köken olarak Kürt, ama bunu bile söyleyemiyor. Kiliçdaroglu Alevi’dir, ama Alevilerle ilgili talepleri dile getiremiyor.
ERGENEKON DAVASI GEÇ KALMIS BIR DAVAYDI
Ergenekon Davasi’ndan çikan kararlari ve bu davayi nasil degerlendiriyorsunuz?
Ergenekon davasi geç kalmis bir davaydi. Açmak bu hükûmete nasip oldu. Bu davayi açan, yürüten hâkimler ve savcilar cesur hukukçulardir. Mahkemeler tehdit edildi, hakaretlere ugradilar. Mahkeme demokratik davranmistir. Bu büyük davayi suçlamak haksizdir.
Bessar Esed, artik is basinda kalamaz
Genel olarak Suriye’deki iç savas için yorumunuz nedir?
Bu çatismanin bir an önce sona ermesi gerekiyor. Her sorumlu insan ve lider, Suriye’deki mevcut trajedinin sona ermesi için üzerine düseni yapmasi. Bunun yolu, bu halka destek olmak. Gelinen noktada kendiliginden bir baris olmayacak gibi görünüyor. Basindan beri, ABD ve Rusya’nin adim atmasi gerektigini söylüyorum. Çünkü ABD’nin muhalefet, Rusya’nin Esad üzerinde etkisi var. Baris masasi etrafinda bir araya gelinmeli. BM’ye, ABD’ye, Rusya’ya, Türkiye’ye, Iran ve Suudi Arabistan’a büyük görev düsüyor.
Suriye’nin gelecegi için öngörünüz?
Esed rejimi bu saatten sonra isbasinda kalamaz. Demokratik rejim ve yeni bir anayasa sart. Serbest seçimlerle yeni yönetim belirlenmeli. Ayrica, birbiriyle çatismis kesimlerin haklari güvence altina alinmali. Bu kadar kanli bogusmalardan sonra bir araya gelinmesi zor görünüyor. Her kesim kendi federatif bölgesinde güven içinde yasamali.
MUHALIFLERLE SADECE PYD ÇATISIYOR
Suriye’de PYD ve muhalifler arasindaki çatismalari nasil görüyorsunuz?
Rojava’da bu son çatismalar, rejim karsiti muhaliflerle PYD arasinda cereyan ediyor. Çatisma bütün Kürtlerle muhalifler arasinda degil. Güneyde PYD’nin yanisira bir çok Kürt partisi var. Bu partiler daha önce ENKS (Suriye Kürtleri Yurtsever Meclisi) adiyla bir birlik olusturmuslardi. Içlerinde 14-15 parti var. PYD’de bu yapilardan ayridir.
PKK bagimsiz devletin kolay olmadigini gördü
PKK’nin degismesini istediklerini savunan Kemal Burkay, ‘Degisir mi’ sorumuza su cevabi veriyor:
Degismez diyemem. Çünkü zaman zaman PKK politikalarinda yenilenmeler oldu. PKK ilk çiktiginda bagimsiz Kürdistan diyordu ve dört parça diyordu… Imrali sürecinde bagimsizlik fikrini bir yana birakti.
PKK da bu noktaya geldi
PKK, bagimsiz devlet kurmanin kolay olmadigini gördü ve yapilanlardan etkilendi. Böylece silahlari birakma noktasina geldi. Aslinda daha önce de, 1999’da bu noktaya gelmisti.
SILAH BIRAKMASINI ISTEMEDILER
Neden o dönemde PKK’ya silah biraktirilamadi?
Zannediyorum, ‘Öcalan nasil olsa elimizde. PKK’nin silahlari elinde kalsin. Gerekirse kullaniriz’ diye düsünüldü. Yanlis bir politikaydi. Hem Türkiye’ye, hem de Kürtlere pahaliya mâloldu. Simdi o noktaya yeniden geldik. Bugünkü hükûmet, 1999’dakilerden farkli olarak silah birakilmasi yönünde irâde ortaya koydu. 1999’da iktidarda olanlar, PKK bütünüyle silah birakmayi istedigi hâlde buna yanasmadilar. Kürt sorununu çözmeyi, bu sorunla yüzlesmeyi istemediler. Belli ki onlar, baris ortaminin dogmasini istemediler.
Silah birakilmasini nasil degerlendiriyorsunuz?
Biz öteden beri PKK’nin silah birakmasini istiyorduk. Çözüm Süreci’nde birinci asama da bu zâten. PKK’nin silah birakmasi lâzim. PKK silahlarini sinir ötesine tasimamali, tümden birakmali. Hatta burada birakmali.
ÖCALAN SERBEST BIRAKILMALI
Hâin suçlamasina mâruz kalanlardan birisi de sizsiniz. Bu suçlamayi nasil karsiliyorsunuz?
Ben yurda döndügümde de bana karsi bir kampanya baslattilar. Ahlaksizca ve haksiz bir kampanyaydi bu. Ben görüslerimi hiçbir zaman inkâr etmedim, kararlilikla savundum. Ben PKK’nin silah birakmasini savundum. Öcalan’in da serbest birakilmasi ve siyaset yolunun açilmasi gerektigini söylüyorum.
AK Parti’nin çözüm için yaptigi küçümsenemez
Ak Parti’nin attigi adimlar için ne düsünüyorsunuz?
AK Parti, kendisi de magdur olmus bir yapi. Kürtleri anlayabilecek durumda. Bu yüzden adimlar atti. Engellemek isteyen güçler oldu. Buna ragmen AK Parti olumlu adimlar atmayi sürdürdü. Meselâ TRT Ses kuruldu. Hak-Par gibi federasyon fikrini savunan bir parti kapatilmadi. BDP gibi bir parti, özerklik fikrini savundugu halde açik ve faaliyette. Bazi üniversitelerde Kürt Dili bölümleri var. Bunlar küçümsenmeyecek seylerdir. Unutmayalim, 1970’li yillarda, Kürtçe bir gazete bile çikarilamiyordu.
Dengê Kurdistan


