Haber

BURKAY: SURIYE’DE ÇÖZÜM DEMOKRASI VE FEDERALIZMLE MÜMKÜNDÜR

K24 Ile Söylesi Söylesi
Adem Özgür’ün sorularina cevaplar

SURIYE’DE ÇÖZÜM DEMOKRASI VE FEDERALIZMLE MÜMKÜNDÜR


CHP’nin düzenledigi Suriye konulu konferansa ABD, Rusya, Iran, Irak ve Suriye’den temsilciler ile çok sayida gazeteci ve STK katildi. CHP neden böyle bir
organizasyonu gerçeklestirme geregi duymus olabilir?

Suriye’deki durum son yillarda uluslararasi bir boyut kazandi ve onun bir komsusu olarak Türkiye de mülteciler sorunu ve bu ülkeden kaynaklanip Türkiye’yi etkileyen diger birçok nedenle Suriye sorununa taraf haline geldi. Suriye konusunda Türk hükümetinin izledigi tutum iç politikada da büyük tartisma konusu. Öyle olunca Ana Muhalefet Partisi CHP’nin bu konuda bir konferans düzenlemis olmasi dogaldir, geç bile kalmistir.
CHP’nin düzenledigi Suriye konulu konferansa ABD, Rusya, Iran, Irak ve Suriye’den temsilciler ile çok sayida gazeteci ve STK katildi. CHP neden böyle bir organizasyonu gerçeklestirme geregi duymus olabilir?
Konferansin basindan sonuna kadar ana vurgu ‘Suriye’nin toprak bütünlügü’ idi ve Ankara ile Sam’in yeniden diyalog kurmasi gerektigine isaret edildi. Ancak konferansin geneline baktigimizda Kürtler yoktu. CHP’nin Rojava’dan bahsetmemesi ve Kürtlerin gelecegine dair bir açiklama yapmamasi nasil yorumlanabilir?

Evet, Konferans boyunca yapilan konusmalarda ve sonuç bildirisinde Suriye’nin toprak bütünlügünün korunmasi geregine vurgu yapildi; ama yeni Suriye’nin nasil bir sey olacagindan, özellikle de Kürtlerin durumundan söz edilmedi. Konferansin çagrililari arasinda da Kürtler yoktu. Bu ise Türkiye dahil, konferansin tüm katilimcilari bakimindan gerçekçi bir tutum degil. Çünkü Suriye’yi tam bir yikima, yüzbinlerin ölümüne, milyonlarin göçüne yol açan bu durumun nedenleri üzerinde durmuyor. Bir baska deyisle, Suriye neden bu duruma düstü, temel nedenler ne?
Temel nedenler kusku yok ki ülkede demokrasi yoklugu, temel insan hak ve özgürlüklerinin geçerli olmayisi idi ve bunlardan biri de Kürt sorunu idi. Kürt halki Suriye’de de temel hak ve özgürlüklere sahip degildi. Bu nedenle rejime karsi çesitli biçimlerde bas gösteren tepkiler, sonunda büyüyerek ülkeyi bu duruma getirdi.
Simdi sorun sudur: Suriye’ye baris getirmek için ne yapmali. Bunun için on yil öncesine mi dönmeli? Besbelli bu mümkün degil. Yapilmasi gereken demokratik ve federal bir Suriye insa etmektir. Çekilen tüm acilara ragmen insanlari bir arada yasamaya razi edecek olan budur. Tüm insanlar, tüm farkli gruplar haklari olan özgürlüklere kavusmali, Bu ise çagdas standartlarda bir demokrasi ve federalizmdir.
Ama konferans böylesine sorun çözücü bir yaklasim ortaya koymaktan uzak kaldi.
Türkiye’nin sinir operasyonlarina deginen CHP lideri Kemal Kiliçdaroglu, ‘Türkiye’nin kendi güvenligini saglamak amaciyla Suriye topraklari üzerinde sürdürdügü terörle mücadelenin mesruluguna inaniyoruz’ dedi. Kiliçdaroglu’nun ‘mesruluk’ söylemi salt parti yaklasimiyla mi ilgili yoksa resmî ideolojinin yeniden üretimi mi?

CHP lideri Kiliçdaroglu’nun söz konusu beyanina benzer açiklamalar daha önce de yapilmisti. Yani onun güvenlige iliskin açiklamalari da Hükümetinkinden pek farkli degil. Bu milliyetçi bir söylem, ama gerçekçi degil. Ankara hükümetinin Suriye konusunda izledigi politikalar pek de güvenlikle iliskili degil. Türkiye bir komsu olarak Suriye’de olaylarin barisçi bir çözüme ulasmasi için çaba gösterebilirdi. Ama açik biçimde taraf oldu, muhalefete destek vererek Sam hükümetini karsiya aldi.
Ikinci olarak da, baslangiçta PYD dahil ‘ki Salih Müslüm sik sik Ankara ve Istanbul’u ziyaret edip devlet ve hükümet yetkilileri ile görüstü- Suriye Kürt partilerinin liderleri ile görüstü. Ama daha sonra Kürtlerin Suriye’de bir statü elde etmeleri gündeme gelince buna siddetle karsi çikti. Türk hükümeti PKK-PYD iliskilerini gerekçe göstererek bunu terörle mücadele olarak gösteriyor. Ama Suriye Kürtleri, PYD’den ibaret degil. ENKS içindeki birçok parti PYD’den çok daha eski kuruluslar ve kitlelerle iyi baglari var. Kaldi ki PYD de bugüne kadar Türkiye’ye karsi herhangi bir terör eyleminde bulunmadi.
Kanimca Türkiye’nin yapmasi gereken Suriye Kürt hareketiyle, yani Rojava ile dostça bir iliski kurmakti. Bunun, Güney Kürdistan’la oldugu gibi iki tarafa da büyük yarari var. Türkiye neden demokratik v federal bir Suriye’yi desteklemesin?..
CHP’ye gelince, son konferansin sonuç bildirisinde ve Kiliçdaroglu’nun açiklamasinda olumlu bir yan varsa o da su: Türkiye’nin Suriye sorununa böylesine taraf olmasi hakli olarak elestiriliyor. ÖSO ve benzeri örgütlere verilen destegin sonlandirilmasini istiyor. Bu asamadan sonra da, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varligini giderek azalmasi gerekirken arttirma çabalarini yanlis buluyor ve bunun Türkiye’nin güvenligine yarar degil, zarar verdigini söylüyor. Kanimca bu olumlu ve önemli bir belirlemedir.

Bir de isin Türkiye tarafi var. CHP, ‘Kürt Sorunu Raporu’nu güncelledi, seçim döneminde Kürt kentlerinde mitingler gerçeklestirdi ve Istanbul Büyüksehir Belediyesi bünyesinde Kürtçe kurslarin açilacagi sözü verildi. CHP’nin paradigmasi degisiyor mu?

Son yerel seçimler sirasinda Kürt seçmenden ve Kürt siyasi çevrelerinden belli bir destek gören CHP’nin Kürt sorununa yaklasiminda ve kullandigi dilde az da olsa bir degisim gözleniyor. Istanbul Büyük Sehir Belediyesi’nin Kürtçe kurslar açmak konusundaki açiklamalari da elbet olumlu. Ama besbelli, Kürt sorunu gibi büyük, genis boyutlu bir sorunun çözümü veya bu dogrultuda yol almak için çok daha köklü bir degisim gerekir. CHP henüz bundan uzak. AK Parti hükümeti ise attigi bazi olumlu adimlardan da geriye düstü.
Temennim, hem hükümetin yeniden olumlu bir tutuma yönelmesi, hem de CHP’nin gerçek bir sosyal demokrat partiye yarasir cesur, degisimci politikalara yönelmesi. Çünkü Kürt sorunu ancak böylece çözüm yoluna girer. Ülkeye baris ve demokrasi ancak böylece gelir.
Kürtler ana muhalefet partisine ne kadar güveniyordur?

Pek de güvenmiyorlar. Bir güven olusmasi için CHP’de somut, ciddi bir degisime gerek var.
Kürt sorunun kalici çözümü, anayasanin degistirilmesi ve silahlarin susmasi gibi temel meselelerde CHP’nin ya da muhalefetin bir etkisi söz konusu olabilir mi?

Elbet olur. Yeter ki CHP köklü bir parti ve bugünün Ana muhalefet partisi olarak bu rolün bilincini varabilsin, kendisini yenilesin. Bunu yapabildigi ölçüde Kürt halkindan ve genel olarak baris ve demokrasi güçlerinden büyük ölçüde destek alip iktidara gelebilir ve çözüm programini hayata geçirebilir. Bunun için elbet Anayasa’nin, ademi merkeziyetçi bir çözüme elverecek sekilde degismesi gerekiyor.
Öte yandan PKK’nin tümden silah birakarak hem Kürt halkinin barisçi-siyasal mücadelesine, hem de yeni bir diyalog ve çözüm sürecine yolu açmasi da gerekir. Zaten PKK’nin yaklasik yirmi yildir Kürt halki için temel hiçbir talebi yok. Dile getirdigi görüslerin devlet sözcülerininkinden bir farki yok. Öyle olunca silahlar ne için? Ya da silahlar gerilime yol açmaktan, Kürt halkinin siyasal mücadele yollarini zorlastirip tikamaktan baska neye hizmet ediyor?
Son olarak, Türkiye’de kisa vadede bir baris veya çözüm umudu görüyor musunuz?

Ne yazik ki görmüyorum. Ama hem Türk devleti ve Hem de PKK’nin bugün izledigi politikalarla, bir sonuca ulasmalari mümkün degil. Baris ve çözüm için hem Türk tarafi onyillardir izledigi ve bir türlü birakamadigi yanlis yol ve yöntemleri, inkâr ve baski politikasini terk edip Kürt halkinin temel haklarini tanimali, hem de Kürt yurtsever hareketi yanlislardan dersler çikarip, barisçi, siyasal bir mücadele hatti üzerinde gücünü birlestirmeli;
Öte yandan, önü tikanan suyun birikip baska kanallar bulmasi ve sonunda önündeki bendi asmasi gibi, uzun olmayan bir erimde olumlu bir degisim bence kaçinilmazdir.
Kemal Burkay
30 Eylül 2019

Dengê Kurdistan

Back to top button