Büyük kriz…
Dördüncü büyük terör saldirisini yasadik. 37 can yitirildi.
8 ayda ise, kentlerde kitlelere yönelik terör saldirilarinda ölen insan sayisi 217…
Saldirilarin ikisinin ISID tarafindan yapildigi açiklandi.
Diger ikisi muhtemelen PKK baglantili. Askeri servislere yapilan saldiriyi TAK üstlendi ve failin ismine ulasildi. Son saldiriyla ilgili henüz resmi bir açiklama yapilmasa da, fail ile ilgili izler yine PKK’yi isaret ediyor.
ISID, Suriye’deki ortamin Türkiye’ye tasidigi bir siddet unsuru. Bu grup daha önce Türkiye’de pek rastlamayan bir Ortadogu yöntemi kullaniyor. Bomba tasiyan saldirganlar, kendilerini patlatiyorlar. Ölümcül ve takibi zor eylem biçimi…
Diger iki saldiri, Ankara’da askere yapilan saldiri ile son Güven Park saldirisi bomba yüklü araçla yapildi. Bu tarz ise, güvenlik uzmanlarina göre, en ölümcül ve tedbir alinmasi en zor eylem sekli. Lübnan’dan Irak’a, Suriye’ye binlerce kisinin hayatina mal olan, iç savas hali ve görüntüleriyle özdes olan bir saldiri sekli…
Bunlar ülkenin yeni ve farkli bir durum, niyet ve dalgayla karsi karsiya oldugunu gösteriyor.
Bu tür terör eylemlerinin amaci can almak kadar, korku salmaksa, ne yazik ki ortada böyle bir sonuç var. Bu tür eylemlerin varligi, sikligi, sonuçlari, insanlarin ve sistemin algisindaki güvenlik dozu ve tedbirlerini kaçinilmaz olarak arttiriyor. Bunun baska bir faturasi da çikan her yeni yasa ve her yeni tedbir üzerinden açik topluma, özgürlükler düzenine çikiyor.
Son iki saldirinin PKK baglantisi ortadayken, kentlerdeki bu terör dalgasinin Güneydogu’da yasananlardan bagimsiz oldugunu söyleyebilir miyiz?
Güneydogu kentleri görülmemis bir durum içinde.
Haziran seçimlerinden bu yana Güneydogu’da bes sehirde, bu sehirlerin kimi mahallerinde sokak savaslari yasaniyor.
Daha fazla sivilin ölümünün pesinde kosan bir örgüt, çatisma bölgelerinde binalarin bodrum katlarinda bulunan çocuk kemikleri, çöken hayat, korku, endise…
Rakamlar bile kendi baslarina olani anlatiyor.
Genelkurmay Baskanligi’nin rakamlarina göre öldürülen PKK’li sayisi 1220.
Ocak sonu itibariyle hayatini kaybeden güvenlik görevlisi sayisi 236’ydi, bugün bu rakam 300’e ulasmis durumda.
Sadece 16 Agustos 5 Subat arasi, Türkiye Insan Haklari Vakfi verilerine göre ölen sivil sayisi 224. Bunlarin 42’si çocuk, 31’i kadin, 30’u 60 yas üstü. Ve bu insanlar hayatlarini sokaga çikma yasagi ilan edilmis zaman dilimleri içerisinde ve ilgili bölgelerde kaybetti.
Özetle Haziran’dan bu yana çatisma alaninda ölenlerin sayisi 2000-2500 arasinda.
Bunun yaninda sokaga çikma yasaklarindan etkilenen nüfusun toplami 1 milyon 300 bin…
Sokaga çikma yasagi, operasyonlar ve kent çatismalari sonucu evlerini terk etmek zorunda kalan yurttaslarin sayisi 2016 Ocak ayi sonu itibariyle 200.000.
Saglik Bakanligi, terör olaylari yüzünden 355.000 kisinin göç etmek zorunda kaldigini açikladi.
Sadece Sur’un 6 mahallesinde yasayan 24.000 kisinin, 23.000’i evlerini terk etti.
Bu rakamlari duyguya, sefalete, insan manzaralarina çevirin…
Sosyolojiye, ekonomiye, sosyal psikolojiye, siyasete tahvil edin…
Yasadigimiz en sikintili, en zor evrelerden birisinden geçiyoruz.
Devletin güç, metanet ve kararlilik açiklamalari, PKK’nin savas oyununun görülüyor olmasi, bu resmi ortadan kaldirmiyor.
Siyasi iktidara kalkan muhalif parmaklar bize olup biteni anlatmiyor.
Bu yangin bugün bir tür dindirilebilir, ancak birakacagi korku ve tortular, önümüzdeki yillari belirleyecektir.
Tedbirler kaçinilmaz, kararlilik dili de öyle, ancak siyaset, iktidari ve muhalefetiyle bunlar yaninda yangini dindirecek, olani izah edecek baska bir cihaz da bulmak zorunda.
Türkiye tüm zorluguna, siddet ve terörün yarattigi tüm baskiya ragmen konusmak, tartismak, yeni kosullari görmek ve onlari asmaya çalismak zorunda…
Umalim terör eylemlerinin acisi ve baskisi bu ihtiyaçlari bogmasin…
———————————————–
Yeni Safak-15 Mart
Ali Bayramoglu