Makale

Buyum, bu kadarim, ne yapayim…

Türkiye Cumhuriyeti’nin en azindan kagit üzerinde en önemli kurumu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Baskani Ismail Kahraman, Ernesto Che Guevara için ‘katil bir kisilik’ ve ‘eskiya’ dedi biliyorsunuz. Che’nin resmi Kahraman’in ‘benim gencim’ dedigi Türk gençlerinin gögsünde yeralamazmis.

Kahraman’in açik hakaret niteligindeki kelime seçisi yaninda, aslinda kullandigi önemli bir motif gölgede kaldi. ‘Güney Amerika’da faaliyette bulunan bir eskiya’ demisti eski Millî Türk Talebe Birligi baskani. Yani Che’nin ‘eskiya’ (devlet ve sagci lisaninda komünist gerilla) olusunun yanisira bir önemli defosu daha vardi: Yabanci olusu! Türk sagcisi komünistten nefret eder, ama hiçbir yabanciyi da sevmez. Sebep: ‘Bagi yok benimle. Köküm bir degil. Tarihim bir degil. Benim kendi tarihim ve insanlarim var.’ Ne güzel söylüyor: Dünya tarihine biz dahil degiliz! Biz asla insanlik ailesinin fertleri degiliz.
Küba Büyükelçiligi hemen tepki gösterdi, önce diplomatik dilde ‘höst’ anlamina gelecek sekilde, ‘kullanilan ifadelerin kabul edilemez oldugunu’, ‘endise ve üzüntü duyduklarini’ belirtti: ‘Sarfedilen kelimeler, Küba ve Türkiye parlamentolari ve halklari arasindaki kardeslik, dayanisma ve saygi ruhunu yansitmamaktadir.’
Kübalilar Che’nin, sadece ülkelerinin ve Latin Amerika’nin ‘simgesi’ olmakla kalmadigini hatirlattilar: ‘Che Guevara Küba, Latin Amerika ve tüm dünyanin siyasi, tarihsel ve kültürel mirasinin bir parçasidir.’

O SES DE NEREDEN GELMISTI?

Oysa eski MTTB baskani, az ötedeki üniversite önünde toplasmis solcular, bunlara saldiracak sagcilar ve kendilerini koruyacak polislerden ibaret bir evrende konusuyordu; o ses de nereden gelmisti? Kübalilar da nereden çikmisti! Tâ oralardan!.. Oysa o bizim mahalledeki çocuklari hizaya getirmekle mesgûldü, dünyanin bilmem neresinde yasamis ölmüs bir yabanci komüniste hakaret yagdirip.
Hayati kendi bellediklerinden, dünyayi çektigi duvarlarin arasinda kalan dar alandan ibaret sayma, ne yazik ki, bizi yönetenlerin önemli bir handikapi. Bizim için de büyük tehlike. Simdiye kadar sayisiz örnek, bizi yönetenlerin dünyasinin nasil da dar, sig, hacimsiz, renksiz oldugunu ortaya koydu.
Siyasî mücadele, görüsler, tavirlar üzerinden yürüdügü için, çogu zaman bunlarin gerisindeki bakis açisi, yaklasim, kafa yapisi, zihniyet, dünya görüsü konu edilemiyor. Oysa bazen sorun bir mücadelenin taraflarinin sagci-solcu, dindar-dinsiz vs. olmasindan çok, ufuksuz, dargörüslü, kavrayissiz veya düpedüz cahil olmasinda yatabiliyor. Çözülebilecek meselelerin çözülemeyisinde önyargilar ve kimlik dayatmalari kadar sahibini de karsisindakini de çaresiz birakan cehalet basrolü oynayabiliyor.
Dev-Lis’li çocuklari -mecazen- köseye çekip Che’ye hakaretler ederek bagirdiginda Küba’dan duyuluyor. Bunun farkinda degilsin, bir. Che sahiden de, dünya siyaset tarihine geçmis, bir tür kültür mirasi kimligi kazanmis bir kisilik, iki. Zaman içinde, kisisel özelliklerinden bile kismen arinarak simgelesti. Neyin simgesi oldu? Ezilenlerin, mazlumlarin haksizliga, adaletsizlige karsi mücadelesinin, üç.

INSAN IKTIDARI BIRAKIP GIDER MI?

Türk sagcisi, Che’nin bakanlik koltugunu, yani iktidari birakip baska ülkelerde dogru bildigi savaslari vermeye kostugunu ya bilmez ya bilmezden gelir ya da buna tepkisi en fazla, yüksek sesle telaffuz etmedigi bir küçümseme olacaktir: Insan iktidari birakip da gider mi!? Degil mi ya?
Bugün iktidarin bütün kötülüklerini, ustaca ticaretini yaptigi, iktidar araci olarak kullandigi dinle, dindarlikla özdesleme egilimi muhalif insanlarda maalesef pek yaygin. Fakat ahlâk dinden tamamen koparildigi ve bilumum kötülükler din kalkani arkasinda yapildigi için, yine maalesef, abartili önyargilar giderek gerçeklik kimligi kazaniyor. Bu yüzden, dindar olmayan muhalifler de hazin bir hakikati hiçbir zaman ögrenemeyecekler: AKP iktidarinda bol parali lüks yasamlara, haysiyetlerini verip karsiliginda aldiklari itibarli konumlara kavusmadan önce genç ve idealist Türk Islâmcilarinin gözünde Che hiç de bastan asagi olumsuz bir figür degildi, aksine, gipta edilen bir sahsiyetti.
Hâlâ hak-adalet, esitsizlik gibi dertleri kalmis dindar siyasetçiler varolsaydi, eski MTTB baskaninin Che hakkindaki sözlerine tepki gösterirlerdi. Yok maalesef. Kalmadi.
Fakat cehalet ile bu topraklara özgü mesnetsiz cüret bâki. Onlar varkaldi.

TÜKÜRDÜK, YALADIK AMA…

Bir ufak skandala ne çok mesele sigiyor! Haydi su haysiyet meselesini bir kenara birakalim. Ne de olsa bu ülkede en kolay kenara itilecek sey bu. Beylik komünist nefreti ve yabanci düsmanligi faslini da geçelim; bunlar da can sikacak kadar beylik hakikaten. Zaten bu defa isin baska bir kismi daha fazla rahatsizlik verici görünüyor. Türkiye’de sunun baskani, bunun bakani filan olmak, sözü dinlenir sayilip itibar görmek için, 20’li yaslarindan 70’li yaslarina kadar, ufkunu iki santim olsun genisletmek dahi gerekmiyor. Bu sadece tek kisiye eksi yazmaz ki! Topumuz için cibiliyet belirtici.
Ismail Kahraman’in sansasyonel laflarinin üzerine Kübalilardan tepki gelince, Meclis adina açiklama yapildi. TBMM Basin Yayin ve Halkla Iliskiler Baskanligi, ortadaki ayibi hiçbir sekilde gidermeyen, diplomaside sadece ‘halt yedik, farkindayiz’ anlamina gelecek su cümleyi kurdu: ‘Sayin Kahraman tarafindan gerçeklestirilen konusmada, Küba sosyalist devriminde yer alan bir sahsin degil, kendi milli degerlerimizi özümsemis, ülkemizin müreffeh ve baris dolu aydinlik geleceginin teminati olan gençlerimize, tarihimizdeki binlerce kahraman ve önderin rol model olarak örnek alinabilecegi ve takip edilebilecegi tavsiye edilmistir.’
Tükürdük, yaladik, ama hepsini de yalamayiz; yani… E, bu da ayni tavrin tamamlayici parçasi zaten. ‘Benim kendi tarihim ve insanlarim var’a ekleyelim: Buyum, bu kadarim, ne yapayim…

——————————————————-

31 Agustos

Ümit Kivanç

Back to top button