Çareyi bilmezseniz, çözüm üretemezsiniz ki!
Istiyorsunuz ki, Dogulu gibi davranalim ama Batili gibi de yasayalim!
Hiç olur mu?
Hiç bu çagda, toplumun karmasik sorunlari, Ankara’daki su ya da bu kisinin bireysel akliyla çözülebilir mi?
Mantiginizi bu derece mi yitirdiniz?
Gelin su aptal kölelik düzenini kaldiralim diyorlar, ‘hayir, sürsün!’ diyorsunuz.
Kentinizde, yörenizde kararlari kendiniz verin diyorlar, ‘hayir, merkezdeki vasifsiz memurlar beni yönetmeye devam etsin!’ diyorsunuz.
O kadar kraldan çok kralcisiniz ki, iki yüz sene önceki merkeziyetçiligini örnek aldiginiz Fransa bile bunu çoktan terk etti ama siz azimle sürdürüyorsunuz.
Fransa 1982 reformuyla, Merkez’in ‘icraat öncesi idari vesayet’ yetkisini, ‘icraat sonrasi yasaya uygunluk denetimi’ hâline getirmis, ardindan da ‘idarenin ademimerkeziyetçiligi’ kuralini anayasalastirarak, devletteki idari örgütlenmenin artik ‘hiyerarsik degil, es-merkezli’ oldugunu ilân etmistir.
Siz, Almanya’yi Merkel mi yönetiyor, saniyorsunuz?
Onun gibi daha on alti tane basbakan ve hükümet var, o ülkede.
Merkel, âdetâ dis dünyaya karsi onlarin temsilcisi, sözcüsü.
Bizdekinde ise, bayramlarda bogaz köprülerinin bedava olup olmayacaginin belirlemesine varincaya kadar zivanadan çikilmis.
Geçen yazimda, 28 ülkenin biraraya gelmesiyle olusan AB’nin, esasta temel aldigi ‘Bölgesel Yönetim Birimleri’ sayisinin 275’lere kadar ulastigini söylemistim.
Örnegin bunlardan biri olan Almanya’nin Hessen Eyaleti, Fransa’nin Aquitaine, Italya’nin Emilia Romagna, Polonya’nin Wielkopolska bölgesel yönetimleriyle çok tarafli isbirligi anlasmalari içinde.
Sadece bunlar degil tabii; daha neler neler!
Ondan sonra, acaba Almanya neden bu kadar zengin diye sasip kaliyorsunuz.
Bu ülkenin birakin ihracatini, öngördügü yillik ihracatinin ‘fazlasi’ bile bizim toplam ihracatimizi neredeyse ikiye katliyor.
Adamlarin fren yaptiktan sonraki hizlari dahi bizi geçiyor.
Peki, biz ne yapiyoruz?
Biz birbirimizi öldürmekle mesgulüz.
O Hessen Eyaleti ki, bizim Bursa, Eskisehir ve Bilecik’ten mürekkep BEBKA Kalkinma Ajansi’mizla da temasa geçmis, isbirligi anlasmasi imzalanmisti; lâkin, heyetler hep beraber Iskender Kebap yemenin henüz ötesine geçmis olmadiklari gibi, geçeceklerine dair herhangi bir emare ve niyet de hâlâ mevcut degildir.
Çünkü bizim daha önemli islerimiz var!
Bizim, topraklarimizi ya asiret kültüründen gelen yöntemlerle ülesmek ya da bunu durdurmak için sehit kaniyla sulamak gibi Ortadogu’ya has hasletlerimiz var.
Bizim kafalarimiz baska seye çalismaz!
Bizim için ya herrü, ya merrü budur.
Hâlbuki AB, merkezî yönetim geleneginden gelen aday ülkelere ‘Kalkinma Ajanslari’ formülüyle ademimerkezilesme firsatlari sunuyor ve destekliyor.
Kaldi ki, ‘yerinden yönetilerek bölgelesme’, tam üye olmak için zaten bir zorunluluk.
Nitekim bizim ülkemiz de, ’26 Kalkinma Ajansi Bölgesi’ seklinde tertiplenecek; tam üyelige geçtigindeAB’nin Bölge sayisini 300’lere çikaracakti.
Iste o zaman,
Malatya, Elazig, Bingöl, Tunceli ‘Firat Kalkinma Ajansi’ni
Van, Mus, Bitlis, Hakkâri ‘Dogu Anadolu Kalkinma Ajansi’ni
Gaziantep, Adiyaman, Kilis ‘Ipekyolu Kalkinma Ajansi’ni
Sanli Urfa, Diyarbakir ‘Karacadag Kalkinma Ajansi’ni
Mardin, Batman, Sirnak, Siirt ‘Dicle Kalkinma Ajansi’ni meydana getireceklerdi.
Tipki Tekirdag, Edirne, Kirklareli’nin ‘Trakya Kalkinma Ajansi’ni
Yahut Konya ile Karaman’in ‘Mevlâna Kalkinma Ajansi’ni meydana getirdikleri gibi.
Böyle böyle ’26 tane Kalkinma Bölgesi’ ile Türkiye, dünyaya açilacak; zenginlesmenin tadini aldikça kendi kendini yerinden yönetmeyi daha da içsellestirecekti.
Simdi bana burada topun, tüfegin, PKK’nin yerini gösterebilir misiniz?
Ya bu anlattiklarim, ya top, tüfek ve PKK.
Seçiminizi buna göre yeniden yapin!
Bunun için de, benim de yararlanmis oldugum Cengiz Aktar ve onun gibi onlarca uzmanin yazdiklarina kulak vermeyle baslayabilirsiniz!
————————————————–
Taraf-28 Eylül
Namik Çinar