Cenneti Cehennem Etmek

Altindaki tarihten de anlasilacagi üzere bu yaziyi yazali nerdeyse sekiz yil oldu. Son yil ve son aylar özellikle çok çetin geçti, yaptigimiz kötülükler nedeniyle doga bizi yer yer, hizla yükselip düsen hava sicakligi, selleri, firtinalari ile fena halde cezalandirdi.
Su günlerde yine altin ugruna kele çevrilen güzelim kaz daglari gündemde
Öte yanda, devlet Dersim’in güzelim Munzur Daglarini maden bölgesi ilan etmis
Yine Ovacik’ta, Zeranik ve Ziyaret köyleri dahil, 8-10 kadar köyü ‘afet bölgesi’ ilan edip bosaltilmalari için muhtarliklara yazigöndermis
Oysa bu köyler simdiye kadar hiçbir afetin bölgesi olmadi. Neyin nesirdir bu? Bu ülkeyi yönetenler ne yapmak istiyorlar? Binlerce köyün, onlarca kasabanin yanip yikilmasi, insanlarimizin onbinler ve milyonlar halinde yerlerinden yurtlarindan sürülmesi yetmedi mi?
Dünyamiz için bir baska yeni ve felaket olarak nitelenebilecek kötü bir haber: Son sicak dalgasi Grönland’i vurmus ve bir günde 11 milyar ton buz kütlesi erimis Dikkat edin: bin degil, milyon degil, milyar ton!..
Bu ve benzer haberleri konu alan bir yazi yazmayi düsünürken, bu konuda daha önce yazdigim ve hem face’te, hem de DengêKurdistan sitesinde yayinlanmis olan ‘Cenneti Cehennem Etmek’ baslikli bir yazimi arayip buldum, onu yayinliyorum. Kanimca taze mi taze ve fazla bir sey eklemeye gerek yok.
* * *
Kutsal kitaplarda cennet çimenler ve güllerle kapli, agaçlarinda bülbüller sakiyan, pinarlarindan serbet akan, içinde huriler gezinen güzelim bahçeleriyle anlatilir. Bir baska deyisle, cennet insanoglunu -ve de kizini- imrendirecek kadar güzel bir yerdir. Eger günah islemez, baskalarina haksizlik etmez, bu dünyada iyi bir ademoglu veya kizi gibi yasarsa oraya gidecektir
Öyleyse bu dünyada da agacin-otun, gülün-kusun ve cümle dünya nimetlerinin degerini iyi bilmemiz gerekmiyor mu? Yani bu dünyayi da güzellestirip, bezeyip, cennete dönüstürmek iyi bir sey olmaz mi?
Bu,rant hirsiyla, plansizca ve saskinca dogayi tahrip etmekle, kentleri betonlastirmakla saglanabilir mi?
Acaba küçük bahçesi içindeki tek katli bir ev mi güzeldir, yoksa su bilmem ne ‘Oglu’ hazretlerinin gökdelenlerindeki bir ‘muhtesem’ daire mi?
Ben kutsal kitaplarda veya din adamlarinin agzindan cennet övülürken orada çok havra, çok kilise, çok cami, kisacasi çok tapinak oldugunun, cennete gidenlerin gönüllerince tapinacaklarinin yazilip söylendigini hiç duymadim
Ama cennetin yesillikleri, gülleri, çimenleri ünlüdür. Yani kargasa ve yoksulluk içinde geçen, yorgun ve çileli bir dünya hayatinin ardindan ideal bir dinlenme, hosça vakit geçirme yeri
Öyleyse bu dünyada neden insanlar için ayni ortami yaratmiyoruz? Yani neden dünyayi cennete çevirmiyoruz?..
Aslina bakarsaniz, dünyada cennet zaten vardi Adem ile Hava isledikleri ‘günah’ nedeniyle buraya sürgün edilmeden önce de vardi. Hem de türlü türlü cennetler
Örnegin balta girmemis Afrika ormanlari, irmaklari ve gölleriyle, filleri ve kaplanlariyla, papaganlari, cennet kuslari ve binbir lezzetli meyveleriyle
Ya karlar ve buzlarla kapli, güzelim kutup ayilarinin, kar tilkilerinin, foklarin, penguenlerin ve Eskimolarin yurdu kutuplar?.. Peki güzelim vahalari, hurma agaçlari, develeriyle Arabistan çölleri, sahralar?.. Buralar cehennem midir, yoksa cennetten bir parça mi?
Diyelim ki çöllerin, yani günesle kavrulan bu engin kumlu topraklarin pek de cenneti andirir bir yanlari yok Ama altinda yatan petrol denizleri ve günümüz teknigi sayesinde bu çölleri genis yesil vahalara çevirmek pekâlâ mümkün. Eger o petrol hazinesini bir avuç seyh, emir ve diktatör taifesinin elinden kurtarip adam gibi bir yönetimin elinde ülkenin tüm insanlarinin yararina degerlendirmek mümkün olsa
Ayrica kutuplarda kar ve buz, çöllerde günes bol; kutuplarda ve çöllerde yasayanlar el ele verse
Ya makilikleri, zeytinlikleri, portakal bahçeleri, nar agaçlariyla, sularinda Kleopatralarin ve Afroditlerin açtigi güzelim Akdeniz kiyilari
Karaipler, Havai adalari, Avustralya’nin mercan kayaliklari
Norveç fiyordlari, Isveç ve Kanada ormanlarinin sonbahari, Isviçre Alpleri, Kolorado kanyonu
Ya bizim Dersim daglari,Van Gölü Havzasi?..Saddam vahsisinin bile nice hayran kalip ‘Kurdistan el cennet!’ dedigi Güney Kürdistan; Amediye, Sulav, Dokan, Kandil yöreleri
Ve yedi tepe üzerinde kurulu, Bogaz ve Haliç gerdanliklariyla bezeli güzelim Istanbul…
Hangi birini sayayim sevgili okurlar? Bu yeryüzünde öylesine çok cennetimiz var ki
Arasira yeraltindaki cehennem, Vezüv, Etna, Izlanda yanardaglari ve benzeri kraterlerden atesini kussa, homurdanan zebaniler depremleriyle bizi vursa, firtinalar ve sellerle keyfimiz kaçsa da bu, dünyamizin,binbir kösesindeki binbir güzelligi ve binbir dünya nimetiyle, bes milyar insana da pekâlâ bol bol yetecek uçsuz bucaksiz bir cennet oldugu gerçegini degistirir mi?
Öyleyse biz insanogullari ve kizlari eger bu cenneti görmüyor ve onu cehenneme çevirmek için her seyi yapiyorsak, bizim tanri vergisi akilli yaratiklar oldugumuzu kim iddia edebilir?
Evet, biz insanlar, ne yazik ki, bu dünyada cehennem korkusuyla yasar ve cenneti gökyüzünde ve ölümden sonra ‘Yahya Kemal’in deyisiyle, binbir gidenin hiçbirinin dönmedigi- ‘öbür dünyalarda’ ararken, elimizin altindaki, gözümüzün önündeki cennetin farkinda degil gibi yasiyoruz. Bu somut, varligi tartisilmaz cennetin kadrini ise bilmiyoruz. Plansiz biçimde kesip yakarak agaçlarini hoyratça yok ediyor, çayir ve çimenlerini ezip kurutuyor, sularini ve havasini kirletiyor, her biri bizzat insanoglunun kendi çocuklari gibi hayatin ve doganin güzelim birer incisi olan hayvan ve bitki türlerini yok ediyoruz
Bu yaptiklarimiz cenneti tasvir eden kutsal kitaplara ve elçilerini bize gönderen Tanri’nin buyruklarina uygun mudur?
Örnegin Istanbul’un bu kadar çok camii varken ve Atasehir’inkenarina daha yeni büyük bir cami yapilmisken, Çamlica Tepesi’ndeki yesil alani kaziyip oraya dev bir cami dikmek Tanri’yi veya kullarini çok mu memnun edecektir?
Ya Taksim’deki, zaten dev betonarme binalarin arasina sikismis bir solukluk yesil alani, Taksim Parki’ni, geçmiste var oldugu söylenen bir topçu kislasini oraya yeniden dikmek, ya da padisahlar misali kendi adina dikecegi bir camiyle anilmak için yok etmenin kula veya Tanri’ya ne yarari var?
Ya bir parça enerji adina Dersim’in, Karadeniz Daglari’nin, Kaz Daglari’nin esi bulunmaz güzelim vadilerini, bu dogal cennetleri kazip HES’lerle örmek?..
Insanlarin yesile, oksijene, güzel görünümlü bir manzaraya da ihtiyaci yok mu?
Insanoglunun iyi olmak için, günahtan ve kötülükten arinmak için, sanildigi kadar büyük tapinaklara ihtiyaci oldugunu sanmam. Hangi dinden, hangi inançtan olursa olsun, isterse evinin odasinda, ya da yolda yürürken inandigi tanriya dua edebilir, güzel seyler düsünüp güzel sözler edebilir.
Musa’nin, bildigimiz kadariyla asasindan baska mali mülkü yoktu. Isa da çok mütevazi bir peygamberdi; onun ilk ardillari bazen magaralarda, kaya kovuklarinda inançlarini yasadilar. Ardindan altin ve gümüsle bezeli muhtesem kiliseleri dikenler ise ya oluk oluk kan dökmekte tereddüt etmeyen kral ve imparatorlar, ya da engizisyoncu papaz ve piskoposlar idiler.
Yapmayin beyler, etmeyin! Bize dev binalar, dev tapinaklar ve tonlarla para degil, sani büyük imparatorlar hiç degil, temiz hava, temiz su, temiz toprak lazim; yasamimizi insanca sürdürmeye elverir yasam araci ‘ev, giyecek, yiyecek- lazim. Lütfen agaçlarimizi kesmeyin, otlarimizi ve güllerimizi ezmeyin, nadide bitki ve hayvan türlerini yok etmeyin, dünyanin güzelim renklerini azaltip soldurmayin.
Cennetimizi cehennem eylemeyin!
2 Aralik 2012
Kemal Burkay