Makale

CHP’yi pusuya mi yatirdiniz…

CHP, ‘çözüm sürecini beklemeye almis’ gibi bir görüntü veriyor… ‘Nasil olsa AK Parti bu isin içinden çikamaz’ psikolojisiyle ‘çözümsüzlük üzerinden büyümeyi’ bir yöntem olarak benimseyen ulusalci kanat, son dönemde, Kiliçdaroglu üzerindeki agirligini da belirginlestiriyor.

Su noktada, ‘En iyi CHP sessiz CHP’dir’ seklinde bir yorum yapmak da mümkün. Bazi CHP’li demokratlar, ‘Ulusalcilar da sustular. Iyi degil mi iste?’ diyerek bu pozisyona iyimser yaklasiyor, bir anlamda durumu ‘rasyonalize ediyorlar’…

Daha ‘klasik’ bir mantikla (yani ‘olumsuz yönden’) bakmayi seçtigimizde, ‘CHP’nin ulusalci kanat tarafindan ‘pusu siyaseti’ne ikna edilmis olmasi’ tesbiti agirlik kazaniyor: ‘Bekle, hiç sesini çikarma, AK Parti çuvallayinca, yol bize açilir.’

Bu siyasetin mimarlarinin, 27 Nisan 2007 Muhtirasi döneminde ‘367 oy zorunluluguyla’Türkiye’yi ve siyaseti kilitleyenler oldugunu hatirlayalim… Son günlerde, ‘Gerginlik çiksin, hükümet köseye sikissin, biz bundan rant elde edelim’ anlayisinin, CHP içinde yeniden’dirilik kazanmakta olmasi’ni bu arka planda degerlendirmekte yarar var.

Ulusalci kanadin açmazi

‘Ulusalci kilitleme siyaseti’; ‘sonsuza dogru gidiyor’ gibi görünebilse bile, onun da bazi’limitleri’ var. Anketlere göre, CHP tabaninin yüzde 40’i çözüm sürecine destek veriyor. Bu anketler, CHP yöneticilerinin elinde. Destegin artmakta oldugunu da gözönünde bulunduralim…

Çözümsüzlükten ve çatismadan rant bekleyen ‘negatif siyaset tarzi’, Baykal döneminden günümüze uzanan genis bir ‘kültür mirasi’. Özellikle son 20 yila damga vuran bu miras, CHP’yi o kadar küçülttü, betonlastirdi ve ‘gün isigindan’ uzaklastirdi ki, bazi ‘dar ulusalci sol gruplar’la ideolojik örtüsme kaçinilmazlasti.

Kiliçdaroglu, ‘CHP’nin IP’lesmesi’ yönündeki siyasi egilimi elestiren konusmalar yapmak geregini bile duydu. Ancak su an gelinen noktanin özü, ‘toplumun talep ve ihtiyaçlarini görmezlikten gelmek’ten, ‘çözümsüzlükten medet ummak’tan ibaret… Marjinal solun kapsama alani içine giren bir siyasi akildan ne beklenebilir…

Süreç ilerledikçe, CHP su anki ‘sessizligini’ (ve dolayisiyla bütünlügünü) sürdüremez hâle gelecek. MHP gibi tamamen kati çözüm karsiti, milliyetçi bir yöne dogru evrilirlerse, bu kaçinilmaz olarak’çözüm isteyen taban’in kopmasina yol açar ve parçalanma gelir…

Bir diger seçenek ise, çözümün demokrasi temelinde gelismesi için müdahalelerde bulunmayi tercih etmek… Geçen gün, CHP Genel Baskani, bir ‘demokrasi programi’ açikladi. Ama isin garibi, bu programin içinde, ‘çözüm’e dair tek bir kelime bile yoktu.

‘Kürt sorunu’ gibi temel insani parametrelerde sessiz kalan bir partinin, bu ülkenin gelecegine dair bir iddiasi olamaz. Demokrasi, bir ‘vitrin süsü’ veya zaman zaman basvurulabilecek bir ‘siklik’degildir. Demokrasi; ancak, somut bir zamanlamasi olan somut çözümler üzerinden yasamda karsilik bulabilir…

Her seye ragmen, CHP’nin demokratlarindan, özgürlükçülerinden daha net hamleler beklemek hakkina sahip oldugumuzu, hatta Türkiye’nin onlara ihtiyacinin sürdügünü düsünmekten yanayim.

Seslerini bugün çikarmayacaklarsa ne zaman çikaracaklar?

————————————————–

Taraf-3 Nisan

Oral Çalislar

Back to top button