Çiçek gazetecileri
O çok bilinen masalda, ‘dokundugu her seyin altin olmasini’ isteyen adamin drami anlatilir.
Dilegi kabul edilen adam neye dokunursa ‘altin’ olur, ekmege dokunur altin olur, yemege dokunur altin olur, suya dokunur altin olur
Her sey altindir ama yiyebilecegi bir lokma ekmek yoktur.
AKP iktidarinin ülkeye yasattigi dram daha da kötü.
Bu iktidarin son bes yildir dokundugu her sey ‘çamura’ dönüsüyor.
Çamurlasan çok alan var ama en dikkat çekicilerden biri medya, tabii.
AKP’ye yaranmak isteyen gazeteler öyle isler yapiyorlar ki bir benzeri medya tarihinde görüldü mü bilemiyorum.
Sabah Gazetesi, Riza Zarrab hakkindaki iddianameyi hazirlayan Amerikali savcinin, elinde ‘Cemaat’ten aldigi ödül’ bulunan bir resmini koydu sitesine.
Resim sahteydi Ödülü, savcinin eline ‘fotosopla’ yerlestirmislerdi.
Yalan oldugu bes dakika içinde ortaya çikacak bir is yapmislardi.
Zaten bu resmi on bes dakika sitelerinde tutup sonra kaldirdilar.
Bir gazete, bile bile, sahteligi derhal anlasilacak bir isi, bütün güvenilirligini yok etmeyi göze alarak neden yapar?
Niye on bes dakika o resmi sitesinde tutabilmek için açikça sahtekârlik yapmayi kabullenir?
Tahmin etmek güç degil.
O resmi on bes dakikaligina koyup sonra kaldirdilar ama belli ki bu isi, o sahte resmi AKP seçmenlerine dagitmak için yaptilar.
‘Sabah Gazetesi yazdi iste, Zarrab’i yakalayan Amerikali savci paralel,’ diyecekler.
Böylece AKP seçmeni 17-25 Aralik’in ‘paralel’in isi oldugunu, Amerikali ‘paralellerin’ de simdi ise karistigini, AKP’ye karsi ‘uluslarasi’ bir operasyon yapildigini düsünecek.
Zarrab’in muhtemel itiraflari da ayni sekilde ‘paralel’ operasyon olarak sunulacak AKP seçmenine.
Böyle bir propaganda için Sabah Gazetesi ‘gazete’ olmaktan vazgeçiyor.
Öylesine sikisik bir yerde ki iktidar, artik açikça sahtekârlik yapmaktan bile çekinmiyorlar.
Her seyi bir yalana çeviriyorlar.
Bunu açik açik yapiyorlar üstelik.
Tek amaçlari, kendi seçmenlerini kandirmak.
Kendi seçmenleri disinda kimsenin buna inanmayacagini biliyorlar ama ‘inanmayacak’, alay edecek, elestirecek olanlar onlarin umurunda bile degil AKP seçmenini kandirmak ve elde tutmak onlar için hayat memat meselesi çünkü.
Sabah, ‘havuz gazeteleri’ denen garip organizmanin bir parçasi, onlarin yaptiklarina artik kimse sasirmiyor, her türlü sahtekârlik bekleniyor onlardan zaten.
Gazete olarak degil ‘propaganda’ faaliyetleri olarak görülüyorlar.
Ama bir de ‘henüz’ havuz gazetelerinin arasina karismamis ama AKP ile iyi geçinmeye çalisan Hürriyet’in ‘haberciligi’ var ki o daha da sasirtici.
‘Korkunun ecele faydasi olmadigini’ bilmeyen, bunu basina gelenlere ragmen ögrenemeyen ve adim adim AKP’nin ‘kezzap havuzu’ içinde eritilmeye götürülen Hürriyet geçen gün sitesinde bir haber yayinladi.
Haberin basligi medya tarihine geçecek herhalde.
‘PKK üst düzey yöneticisi FETÖ evinde yakalandi.’
PKK’yi biliyoruz da bu FETÖ ne?
Fethullah Terör Örgütü’nün kisaltilmisi.
AKP milletvekili Galip Ensarioglu’nun ‘bizim’ dedigi yarginin savcilari ya da yargiçlari böyle bir laf uydurabilir de Hürriyet gerçekten böyle bir ‘terör örgütü’ olduguna inaniyor mu?
Üstelik de bu silahli terör örgütünün evine ‘PKK üst düzey’ yöneticisi saklanmis.
Bu, tam da eski usül bir ‘andiç’ gazeteciligi.
Zaten bu haber, ilhamini ‘eski bir andiçtan’ aliyor.
Özgür Düsünce Gazetesi’nde Nazli Ilicak, bu konuyu detayli bir sekilde ele aldi.
Benim de yakindan bildigim bir konu.
Biz Taraf’ta, Albay Dursun Çiçek’in hazirladigi ‘Irtica ile Mücadele Eylem Planini’ bütün detaylariyla yayinlamistik.
O ‘eylem planinda’, Cemaat’in ‘silahli terör örgütü’ olarak gösterilmesi Ve, ‘PKK ile Cemaat’in isbirligi yaptigina’ dair haberler yapilmasi öngörülüyordu.
Hürriyet, simdi CHP milletvekili olan Çiçek’in o eski andiçindaki talimatlari bugün birebir yerine getiren bir baslik atiyor.
AKP, 17-25 Aralik’ta suçüstü yakalanip da andiççilara ve darbecilere sigininca, eski andiçlar da yeniden tedavüle sokuldu.
Biliyorsunuz Çiçek ‘ünlü’ bir andiççi.
Hatta daha sonra Vatan Partisi’ne üye olan Genelkurmay eski Istihbarat Daire Baskani emekli Korgeneral Ismail Hakki Pekin, bir mülakatinda Dursun Çiçek için, ‘ona, Dursun bu andiçlari hazirlayip duruyorsun, basimizi belaya sokacaksin’ dedigini söylemisti.
Çiçek’in andiççiligi böylesine bilinen bir andiççilik.
O zamanlar bu andiçlar AKP’ye ve Cemaat’e karsi hazirlaniyordu, AKP andiççilarla isbirligi yapinca, bu andiçlar Cemaat’e karsi yürürlüge konuldu.
Üstelik de bilinen, madde madde yayinlanmis eski bir andiçin emirlerini uyguluyorlar.
Hürriyet’in pervasizligi da Sabah’tan geri kalmiyor.
Bu gerçegin çok kolayca açiga çikacagini bile bile atiyor o basligi.
Tam bir ‘çiçek gazeteciligi’ yapiyor.
Nasil bir korkuya kapildiysa açik açik eski andiçlari haber diye sitesine koyuyor.
Tabii bu pervasizliklarinin bir nedeni de okuyucularinin ve genelde bütün AKP seçmenlerinin ‘aptal’ olduguna, kolayca kandirilabileceklerine inanmalari.
Böyle bir küçümseme hakikaten az bulunur.
Bu ‘çiçeklesme’, zaten bu küçümsemenin sonucu.
Bundan bir kazanç umuyorlar, para en büyük beklentileri.
Simdilik o paralari bol miktarda kazaniyorlar da.
Ama bir gün gelecek, ellerinin dokundugu o paralar da gazeteleri gibi çamura dönüsecek.
‘Keske dokundugunuz her sey çamura dönsün emrini dinlemeseydik’ diyecekler.
———————————————————–
Platform-24 ‘ 12 Nisan
Ahmet Altan