Cihanda yalniz

Türkiye’nin siyasî tarihine baktigimizda ‘tek adam’ dizisi görürüz. Sevket Süreyya bu sifati Atatürk’e yakistirmisti ve hakliydi. Hakliydi çünkü Cumhuriyet rejimi Atatürk’ün ölümünden sonra da herhangi birinin onun yaninda durmasini yasakladi. Ancak pratik siyasi hayatta, ülke yönetimine gelip giden bütün önderler de ‘tek adam’ gibi davranmaktan geri durmadilar. Inönü, Menderes, Demirel, Özal, Ecevit zaten yakin çevrelerinde böyle kabul görmüslerdir.
Ancak, bu saydiklarim arasinda ‘tek adam’lik tutkusunu Erdogan’in vardirdigi derecelere vardiran olmamisti. ‘Tek adam’larin en kudretlisi Atatürk birçok isi çevresinde güvendigi kisilere birakmisti.
‘Tek adam’lik tutkusunu Erdogan’in vardirdigi derecelere vardiran olmamisti
Erdogan yargici da seçecek, kupon arsaya da karar verecek, kimin hapse konacagini bildirecek, ama en önemlisi her gün bize hangi konuda ne düsünmemiz gerektigini söyleyecek. Kendinde bunlarin hepsini yapacak enerjiyi de buluyor.
Belli ki en sevmedigi sey, demokrasinin olmazsa olmazi ‘Kuvvetler Ayriligi’ ilkesi. Ideal düzen ise bütün kararlari onun verdigi ve bunlara kontra gidecek hiçbir merci, kurum v.b. bulunmayan düzen.
Verdigi verecegi kararlarin ne oldugu, ne derece isabetli oldugu gibi konulardan bagimsiz olarak, bu anlayis kendi basina yeterince sorunlu.
Bu arada Cumhurbaskani’ni halkin seçmesi saglandi ve Erdogan Cumhurbaskani seçildi. Ama bu Erdogan’in istedigi ‘baskanlik’ sitemini geçerli kilmaya yetmiyor.
‘Yetse de, yetmese de, ben bildigimi okurum’ diyor Erdogan. O sistemin kendisine saglayacagi keyfilik, ‘tek adam’lik o seçimle saglanmis, is bitmis gibi davraniyor. Latincesi ‘de facto’, Türkçesi de ‘Ben yaptim oldu’ olan bir rejimi (de facto) kurdu.
Su anda Türkiye’yi ugrastiran sorunlarin hepsi Erdogan’in
kisiliginden ve hedeflerinden doguyor
Su anda Türkiye’yi ugrastiran sorunlarin hepsi Erdogan’in kisiliginden ve hedeflerinden doguyor. Su anda fiilen hukuk disi bir zeminde duruyor, çünkü elindeki yasalar ve Anayasa kullanmakta oldugu haklari (‘hak’ pek dogru degil, ‘yetki’ diyelim) ona vermiyor. Ayrica, partisinin, hükümetin v.b. ‘hâkim-i mutlak’i oldugu için, zaten verilen bütün kararlar, bütün uygulama, onun uygun buldugu seylerden olusuyor. Ülkede Erdogan’in elinden geçmeyen bir sey kalmadigina göre, ülkenin bütün sorunlari da eninde sonunda gelip bir sekilde Erdogan’a baglaniyor.
Örnegin Basbakan’i Brüksel’de Avrupalilarla bir pazarlik baglamak üzere ugrasirken Cumhurbaskani buradan Avrupa’ya ve Belçika’ya ates püskürüyor. Kendisi, Basbakan’in bir seyler kopararak oradan dönmesini umdugunu söylemis… Bu konusmalari elbette bir soguk dus etkisi yaratacak… Görüsmelerin olumlu sonuç vermesine engel olabilir… Ama hayir, Erdogan tam da bu anda, Batililar hakkinda düsündügü seyleri yüksek sesle -Brüksel’den duyulacak sekilde- söylemek zorunda.
Sevket Süreyya Aydemir’in ‘Tek Adam’ serisi
Cumhurbaskani Batililar hakkinda iyi seyler düsünmüyor. Onun bu degerlendirmelerinin dogruluguna, yanlisligina burada dalmayalim, baska zamanda onu da konusmak gerekecektir. Son zamanlarda Cumhurbaskani Batililar hakkinda düsündügü bu kötü seyleri eskisine oranla çok daha sik dile getirir oldu. Bu bir rastlanti mi, yoksa dayandigi bir seyler var mi?
Bence var. Tayyip Erdogan’in sözleri ve davranislariyla ortaya koydugu ‘siyasi önder’ tipi Bati’da kabul ve onay göremez. Öte yandan, Gezi’den bu yana benimsedigi yeni kimligiyle Tayyip Erdogan’in da Bati’da kendisine çekici gelen degerler bulmasi çok güç.
Erdogan’in Bati dünyasinda bir kredisi kalmadi…
Batili olmayan dünyada da durum pek farkli degil galiba…
PaylasPaylas
Tam bu sirada patlak veren Suriyeli göçmen krizi Bati’nin Avrupa kanadini Türkiye’den bir seyler, asgari de olsa bir is birligi bekler duruma getirdi. Dolayisiyla onlar Türkiye’de iç politikada Tayyip Erdogan’in demokrasiyi altüst eden davranislari hakkinda elestirilerini daha kisik sesle yapma geregini -ya da görmemis gibi yapma- duyuyorlar. Bu arada vizeyi kaldirma gibi pek inandirici olmayan görüsmeler dahi konusuluyor.
Ancak Tayyip Erdogan’in Avrupa Birligi üzerine simdiki görüslerinin 2002’de iktidarin yeni geldigi zamanki görüsleriyle ilgisi kalmadigi kanisindayim. Daha fazla bir yakinlasma ummadigi gibi, sanirim istemiyor da.
Sonuç olarak Türkiye’nin demeyeyim ama Tayyip Erdogan’in Bati dünyasinda bir kredisi kalmadi. Özellikle Ortadogu’da siyaset yapma tarziyla müttefiklerini karsisina alma basarisini gösterdi. Iç politikada söyledikleri ve yaptiklariyla kendisinden demokrasi adina hiçbir sey beklenmeyecegini kanitladi. Demokratik degerleri benimsemis ilimli bir Müslüman (ve ‘Îslâmci’) siyasi önder olarak Bati ile Îslâm dünyasi arasinda oynamasi beklenen ve umulan uzlastiricilik rolü tamamen unutuldu.
Bunlara karsilik, ‘Batili-olmayan dünya’da kazanimlarimiz neler? O dünyanin Müslüman da olmayan kisminda, örnegin Rusya’da Türkiye’nin itibari pek yükselmiyor galiba. Müslüman olan kisminda, örnegin Misir’da, durum pek farkli degil.
Iyi haber Suudi Arabistan ile Katar’dan geliyor.
Dogrusu, ‘tek adam’ Türkiyesi açisindan bayagi basarili bir tablo: hayranlik verici derecede degerli bir yalnizlik
———————————————-
T24-22 Mart
Murat Belge