Cihatçi yiginlarla bas basa
Türkiye’den sahaya intikal eden askeri araç sayisi 2 bin 100’ü, asker sayisi 7 bini buldu. Bunca yiginaktan sonra iki ordu arasindaki ‘kaçak savas’ dogrudan cephe savasina dönüsmesin diye son tutucu ilmek Rusya’nin yapacagi jestten ibaret. Bu beklentinin altinda stratejik iliskilerin hatiri var.
Yarin savas çikartacakmis gibi ‘Rejim SoçiMutabakati’ndaki sinirlara çekilmezse subat bitmeden bu isi yapariz’ kabilinden gelen tehditleri ‘Rusya ile iliskiler etkilenmez’ terkibi tamamliyor.
Hepten tevekkeli; ‘Ya tutarsa’ mantigiyla bir baski manipülasyonu!
Ya tutmazsa! Ki simdiye kadar tutmadi. Birkaç ayda Suriye ordusu ‘Geçilemez’ dedikleri Han Seyhun, Maaret el Numan, Serakip, Rasidin ve El Eys tepesi dahil 200’ün üzerinde yeri asti. M-5 otoyolu tamamen açildi. Hesapta M-5’ten sonra M-4 otoyolunu açmak vardi ama Türkiye’nin müdahaleleri planlari degistirmis olmali ki Türk askeri sevkiyatinin önünü kesmek için güzergâh degisti. Bir taraftan Türkiye-Suriye sinirindaki Bab el Heva Kapisi’na yönelecek sekilde hedefe Etarib konuldu. Diger taraftan ordunun Temmuz 2012’de çekildigi Halep’in kuzeybati kirsalinda hizli bir çöküs yasandi. Yani Halep dün itibariyle tamamen ordunun kontrolüne girdi. Hangi sifati yakistirirsaniz yakistirin Suriye ordusu buraya yüzlerce cephe ve binden fazla noktada savasarak geldi. Öldürerek, ölerek! Yikarak, yikilarak! Askeriyle milisiyle 150 binin üzerinde kayip vererek! Bu kadar bedelle gelmis bir ordunun karsisina igreti planlamalarla set seçildiginde durum her türlü senaryoya açik hale geliyor. Bunu herkes görüyor. Yani bel baglanan Rus sigortasi da atabilir
***
Alan toz duman iken diplomatik cephede her sey igreti. Savunma Bakani Hulusi Akar dün parmak salladiklari NATO toplantisinda müttefiklerden yardim istedi. Bu talep 56. Münih Güvenlik Konferansi’nda Disisleri Bakani Mevlüt Çavusoglu tarafindan tekrarlandi. Bas diplomat bir de ortaklari sinava sokmayi denedi: ‘Müttefiklerimizden bizimle çalismasini, rejimi durdurmak için azami baski uygulamasini bekliyoruz. Bu, müttefiklerimiz için kritik bir test.’
Avrupa’dan kimse Rusya ile karsi karsiya gelmek niyetinde degil. Göze alabilselerdi bunu Ukrayna’da yaparlardi. Yani garp cephesinden umut yok. Yüzler somurtuk.
Sonra Çavusoglu, Rus mevkidasiSergeyLavrov’la bulustugunda sadede geliyor: Idlib’deki gerilim Ankara ve Moskova arasindaki iliskileri etkilemez, S-400 anlasmasi dahil!
Fakat atmaya devam ettikleri adimlar her seyi yakma riskini de tasiyor. Yine de masanin etrafina kurulan iki bakan ‘Her sey berkemal’ dercesine gülüyor. Idlib atesi böylesi bir yansima yaratiyor demek ki! Bakan yardimcilari daha temkinli; korku ve ümit arasindalar. Beyn’elhavfve’rreca! Böyle dermis eskiler.
***
Dedik ya Batili ortaklar ikircikli, temkinli, güvensiz. Sahadaki ortaklar ise Türkiye’nin hallerinden memnun. Yeni silahlar, zirhlilar, helikopter düsüren roket atarlar. TSK’nin tank ve havanlariyla fazladan ates gücü. NATO ‘devrimin’ hizmetinde! Daha ne olsun?
Üstelik ayni dili konusuyorlar, ayni aliciya sesleniyorlar.
Erdogan ‘Suriye’yi rejimin zulmünden temizlemeden bize huzurla uyumak haramdir’ diyor. ‘Mademki Türkiye’nin güvenligi buradan geçiyor öyleyse ne yapip edip bunu basaracagiz’ diye el yükseltiyor. ‘Rusya’nin kendi halkina düsman bir rejime toprak kazandirma çabasi, suni solunumla onun ömrünü uzatma gayretinden baska bir sey degildir. Bir süre sonra suni solunum da ise yaramayacak, rejim tümüyle bir celsede insallah cesede dönüsecektir’ diyerek ömür biçiyor.
Sahanin bir numarali aktörü Heyet Tahrir el Sam’in (HTS) lideri Muhammed el Colani ile yapilan röportaja bakiyorum. O da ayni yere vuruyor, ayni damardan yakaliyor. Diyor ki; ‘Savasin olumsuz sonuçlari ekonomik, siyasi, güvenlik ve hatta askeri açidan Türk halkina olumsuz yansiyacak. Ruslar asla Türk halkinin dostu olmadi. Gelecekte de olmayacaklar. Bu yüzden Idlib’de isgalci Ruslarla savas Türk halkinin dogrudan çikarinadir. Savas devrimin lehine sonuçlanirsa bunun Türk halkina da olumlu yansimalari olacaktir.’
Türkiye’ye akil verip gelecek vaat eden kisi, ISID lideri Ebu Bekir el Bagdadi’nin Suriye’ye gönderdigi emirdi. Nusra Cephesi’ni kuran kisiydi. Bagdadi ile arasi açildi. Bu sefer El Kaide lideri Eyman el Zevahiri’ye biat etti. Antakya Operasyon Odasi’nda hazirlanan Idlib’i düsürme operasyonunu yürüten Fetih Ordusu’nun en önemli komutanlarindan biriydi. Küresel degil ‘milli mücahit’ ve ‘ilimli muhalif’ kisvesi için örgütünün adini Heyet Tahrir el Sam diye degistirdi. Küresel El Kaide ile baginin kalmadigini ilan etti. Yine de terör listesinden çikmayi basaramadi. Erdogan, HTS’nin ortaklarini Astana sürecine tasiyinca isler degisti. SoçiMutabakati’yla elimine edilmesi gereken HTS, Türkiye’nin destekledigi gruplari süpürüp Idlib’i kendi emirligine dönüstürdü. Simdi tekrar 2015 öncesi ‘devrim’ ruhunda bulustular. Hikâye bu kadar net. Sahadaki müttefikin portresi budur. Eksigi var fazlasi yok.
‘Hayir, Türkiye, Suriye Milli Ordusu’nu destekliyor’ diye itirazi basacaklardir. O zaman yaniti Colani’ye birakalim:
‘Bölgede süren savasin en az yüzde 75’ini HTS yürütüyor. Heyet (HTS) direnis ve saldirilarin oldugu 10 bölgenin en az 8’inde bulunuyor.’
Savasi kimlerin yürüttügünü görmek için kayip bilançosu da fikir verebilir. Suriye Insan Haklari Gözlemevi’ne göre son savasta ölen militanlarin dörtte üçü cihatçi örgütlere mensup. Ruslara bakilirsa da Türk askeri desteginden HTS de payini aliyor. Gerçi bunu görmek için Ruslarin raporlarina da ihtiyacimiz yok; bu paylasim görüntülere de yansiyor.
Elbette baskalari da yok degil. HTS’nin yayin organi IBA’ya bakilirsa savunma hatlarinda HTS ile birlikte Ulusal Özgürlük Cephesi öne çikiyor. HTS’nin sahadan sildigi Nureddin Zengi Hareketi’nden 500 kadar savasçinin MIT’in girisimiyle cepheye döndügü de söyleniyor. Fakat bu katilim cephenin cihadi-selefi karakterini degistirmiyor. Türkiye’nin yardimlariyla operasyonlari yürüten Ulusal Özgürlük Cephesi de ‘renk atmis’ cihadi-selefi yapilardan mütesekkil. Içlerinde El Kaide ile ortak geçmisi olanlar da var. Ilimlilik hâlâ belli piyasalarda is gören kaba bir aldatmaca.
***
Türkiye, Rusya’yi pazarliga zorlamak için NATO’yu isin içine çekmeye çalisiyor. Rusya’nin öteden beri kaçindigi senaryo Suriye krizinin Türkiye üzerinden NATO ile bir soruna dönüsmesi. Bu, NATO’nun da istemedigi bir sey. Bu tür girisimler Rusya ile diyalogu da gerilim hattina sokuyor. Rus Disisleri Sözcüsü MariyaZaharova’nin ‘Türkiye destek için (beyin ölümü gerçeklesmis) NATO’ya basvuracaksa bunu iki kez düsünmeli’ minvalindeki sözü öylesine söylenmis bir söz gibi durmuyor.
Idlib’de farkli bir çikis stratejisi bulunamaz mi? Elbette bulunabilir. Bunun için hâlâ vakit var. Fakat Erdogan israrla savasi göze alan çikislarda bulunuyor. ABD’nin yardim sözüne mi güveniyor? ABD’yi YPG ile birlikte isgalci güç olarak nitelerken Idlib’de güç dengesini degistirecek bir Amerikan yardimi devreye girebilir mi? Erdogan-Trump görüsmesinden ne çikti? Kimse bilmiyor. Yardim gelse bile bundan ne çikar? Baris mi, istikrar mi? Hayir.
Avrupa’nin tepkisi ise zayif ve geçistirmelik.
Erdogan’in eski Arap ortaklari bu defteri zaten kapatti.
Türkiye’nin kara gün dostlugu yaptigi Katar bile Idlib’den sivismisa benziyor.
Karsi tarafta Rusya hava ve koordinasyon gücüyle operasyonun tam içinde. Kesinlikle geri vites sinyali vermiyor.
Iran milis güçlerini bir cepheden ötekine sürüyor. Bir sigorta islevi gören Moskova ile temaslara agirlik verilirken Ankara-Tahran hatti sanki çalismiyor.
Gerçekten Erdogan’in hesabi ne? Sadece içerideki ugultuyu bastirmak için sinirin altinda gürültü çikarmak mi bütün mesele? Bütün dünya anlamaya çalisiyor da bunlara anlam vermenin mümkünati yok.
Dizginlenemeyen hevesler ile kifayetsiz siyasi-askeri-diplomatik kapasite arasinda gerilip bosalan bir zemberek sanki. Rus-Amerikan mengenesinde kivranan bir karar alici. Çikis planlari olmadan baslatilmis askeri harekâtlari nereye baglayacagini bilemeyen bir saha stratejisi.
Gidis nereye? Hesap nedir? Var mi bir plan? Kusatma altinda kalan askeri nokta sayisi dün 11 oldu. Haber var mi oralardan? Bir koz gibi askerleri atesin ortasinda birakmak midir bütün strateji?
Cephe hatti Türkiye sinirlarina dogru daraliyor. Onbinlerce silahli adamin çekilme alani kalmadiginda gerilim tehlikeli boyutlara ulasacaktir. Kalan alanda HTS ve El Kaide’den ortaklari daha güçlü. Yani simdiye kadar kaybedilen yerler Türkiye destekli gruplarin HTS’nin gölgesinde ya da onunla birlikte etkinlik gösterebildigi alanlardi. Geri kalan alanlarda yabanci savasçi da çok. El Kaide’ye bagli Huras el Din, Ensar el Tevhid ve Ensar el Islam, Taliban çizgisindeki ‘Türkistan Islam Partisi’, Çeçenlerin Ecnad el Kafkaz’i, Özbeklerin ‘Imam Buhari Tugaylari’, Özbek ve Kirgizlarin Tevhid ve Cihad Tugaylari ve daha baskalari. Sira Cisr el Sugur ve Lazkiye kirsalina gelince bu örgütlerin adlarini daha çok duyuyor olacagiz.
Bu cephenin destekçileri tarihe bunlarla geçecek.
———————————————————
Marmara Yerel Haber-3-3-2020
Fehim Tastekin