Makale

Çikis yolu savas ve siddet degil, sorun çözümüdür

Ekim ayi boyunca acili ve can sikici olaylari pes pese yasadik.

Bir yil önce yitirdigimiz Fehmi Yoldasi andik, aci ve kederimiz tazelendi.

Hemen ardindan Musul savasinda yitip giden canlar ve Dr. Sait Çürükkaya’nin kaybi…

Ayni günlerde Cumhuriyet gazetesine operasyon ve bir dizi gazetecinin ‘terör örgütlerine ‘FETÖ ve PKK’ye- destek suçlamasiyla tutuklanmasi…

Cumhuriyet Gazetesi ile huyumuz suyumuz ne kadar örtüsür ayri bir konu, ama Cumhuriyet gibi Kemalist gelenegin diregi bir basin organina böyle bir suçlama ne kadar gerçekçi?

Ahmet ve Mehmet Altanlar da son darbe girisimine destek olmakla suçlanip tutuklanmislardi!

Oysa bildigimiz Altan kardesler AK Parti’yi nice darbe girisimine karsi cesaretle savunmuslardi.

Yine ayni günlerde Birçok Kürt kentinde belediyelere kayyum atanmasi ve ardindan HDP’li politikacilara yönelik gözalti ve tutuklamalar, Diyarbakir’daki büyük can ve mal kaybina yol açan patlama…

Böylece ülke tam bir kaynayan kazana döndü. Bir yandan da Suriye ve Musula müdahale, ABD ve AB ile restlesme…

Belki onlarca kez yazdik, HDP’liler çok büyük yanlislar yaptilar, islerin bu noktaya varmasinda çok ciddi paylari, sorumluluklari var. Örnegin ellerinde yüze yakin belediye ve parlamentoda güçlü bir gruplari varken, barisçi ve siyasal yollardan dogru dürüst bir siyasi mücadele yapmayi basaramadilar. 7 Haziran’da gruplari 80’e çikti ve 3. Parti oldular; ama bunun da hakkini veremediler. PKK, dogasina uygun olarak bu olanaklari heder etti ve onlar PKK’ye, onun, Kürdistan’in tarihi kentlerini yerle bir eden, yedi bin gencimizin ölümüne yol açan gereksiz siddetine hayir diyemediler, tavir alamadilar.

Üstelik hem PKK’nin, hem kendilerinin Kürt halki için istedikleri dise dokunur bir sey de yok. Kendi deyisleriyle devlet filan istemiyorlar. Yalnizca Kürdistan’in Kuzey parçasi için degil, diger parçalari için de. Bagimsizlik istedigi için Barzani’ye ates püskürüyorlar!

Hatta, yalnizca bagimsiz devlet degil, federasyon ve otonomi de istemiyorlar. Resmi dil yine yalnizca Türkçe olsun diyorlar.

Son dönemde ‘ortak vatan’, ‘demokratik Ulus’ gibi sistemin mutfaklarinda pisen söylem ve hedefleri önlerine koymuslar.

Öyle olunca PKK neden silahli bir gücü tutmakta ve siddet eylemlerinde israr ediyor, hatta ikide bir ‘halk savasi ile AKP iktidarini devirmekten’ söz ediyor? HDP neden buna hayir diyemiyor?

Evet, simdiye kadar onlarca kez yazdik, PKK ‘bilmeyerek de degil, bile bile- büyük yanlislar yapti ve HDP bunlara hayir diyemedi, onun dümen suyundan kopamadi. Bugünkü duruma gelinmesinde onlarin büyük payi ve sorumlulugu var.

Kürt halki da zaten süreç içinde, özellikle de 7 Haziran Seçimleri’nin ardindan Kürdistan’in tarihi kentlerinde sergilenen ve tam bir yikima, göçe, kiyima yol açan siddet eylemleriyle birlikte, gerçegi daha açik seçik gördü ve bu manasiz siddete karsi tavir aldi.

Bu nedenledir ki Kürt halki, belediyelere el konup belediye baskanlarinin, milletvekillerinin tutuklanmasinin ardindan yapilan sokaga çikma çagrilarina aldirmadi bile.

Son gelismeler PKK ve HDP kesimine ders olur mu? Sanmam. Çünkü PKK bu yanlis yolda bilerek yürüyor, HDP de basindan beri onun dümen suyunda. Içlerinde bu durumdan rahatsiz olanlar varsa bile ‘ki var- onlar da kervandan ayrilmayi göze alamiyorlar.

Çare Kürt halkinin bu kesimle yollarini ayirmasinda, kendisine saglikli bir yol bulmasinda.

Peki böyle olmasi, AKP hükümetinin tüm yaptiklarina hak verdirir mi? Hayir verdirmez.

Çünkü bu duruma gelinmesinde Türk devletinin ve hükümetlerinin dünden bugüne izledikleri yanlis politikalarin da çok büyük etkisi var. Hatta temel neden PKK ve onun yanlislari degil, asil olarak budur.

Çünkü bizzat PKK’yi de ortaya çikaran ve bugüne kadar yasatan bu sistemdir.

Sistem basindan beri Kürt sorununu adil bir sekilde, esitlik temelinde çözmeye yanasmadi, Kürt halkinin hakli taleplerine aldirmadi; ezerek, bastirarak onu susturmaya, asimilasyon politikalariyla eritmeye, yok etmeye çalisti.

Sistem barisçi Kürt mücadelesini ezdi, önünü kapadi ve PKK türünden siddet örgütlerine yolu açti, yöntem olarak bunu tercih etti. Bir baska deyisle, o, diyalogla, uzlasmayla sorun çözme yerine, savas yolunu seçti.

AK Parti de ne yazik ki, ilk birkaç yildaki farkli yaklasimin ve bazi olumlu ama sinirli uygulamalarin ardindan ayni yanlis politikalara, devletin fabrika ayarlarina döndü.

Bugün yasadigimiz çikmazin nedeni iste bu karsilikli yanlislar ve en basta da Türk devletinin çagdisi, yanlis politikalaridir.

Yine bu çikmazdan kurtulmanin, barisa ve demokrasiye ulasmanin yolu sorun çözmektir ve bu iste en büyük sorumluluk Türk tarafina, bugünkü kosullarda gücü elinde tutan AK Parti hükümetine düsüyor.

Bu yanlis yoldan bir an önce dönülmeli. Öfkeyle, siddetle sorunlar çözülmez. Kürt halkinin temel haklari bir an önce taninarak, esitlik temelinde Kürt sorunu çözülmeli. Bunun biçimi su kosullarda federasyondur.

Alevilerin hakli talepleri karsilanmali. Türkiye’nin bir din devleti olmasi degil, herkesin dini inancina saygili, tüm inançlara esit mesafeli, gerçek anlamda laik bir devlet olmasi gerekiyor.

Türkiye’nin ne Orta Çaga ne Osmanliya dönmesi gerekmiyor. Halklarimiza baris ve özgürlük saglayacak olan AB standartlarinda bir demokrasidir.

7 Kasim 2016

Kemal Burkay

Back to top button